Gönderi

KİŞİLİĞİNİZİ SORGULATAN BİR ROMAN
Puan vermedi·240 syf.··
2025 3. kitabı
Her insanın normal şarlarda sergilediği herkes tarafından da kabul gören bir karakteri vardır. Çocukluğumuzdan bu yana aile, çevre etkisiyle ve kişisel çabalarımızla ilmek ilmek ördüğümüz bu persona öngörülebilir şartlarda, öngörülebilir davranışlar sergiler. Ama yaşamın farklı evrelerinde hiç beklemediğimiz acı-tatlı sürprizlerle karşılaşabiliriz, işte o zaman emek emek inşa ettiğimiz kişiliğimiz mutat eylemlerini koruyabilir mi? Çok üzüldüğümüzde, çok sinirlendiğimizde, çok kırıldığımızda, çok kıskandığımızda içimizden çıkabilecek canavara hazırlıklı mıyız? Ya da takdir ve taltif edildiğimizde, beğenilip övüldüğüzde, ortaya iyi bir iş çıkardığımızda içimizdeki mağrur, üstenbakan, şımarmaya meyyal yüksek egoyumuzı dizginleyebilir miyiz? Avusturalyalı yazar Helen Garner gazete ve televizyonlarda gördüğü bir haber üzerine bu sorulardan birine cevap aramak için yola çıkmış. Evine bağlı, ailesine düşkün mülayim bir adamdan çok kırıldığında, sinirlendiğinde, kıskandığında bir canavar çıkabilir mi, içindeki “it” e yenildiği için bir caniye dönüşebilir mi? Üç erkek çocuk babası, eşinden boşanmış Robert Farquharson’ın arabası 2005 yılının Babalar Günü’nde çocuklarını annelerinin evine bırakırken yoldan çıkar ve bir sulama barajına batar. Farquharson araba­dan çıkmayı başarır ama çocukları boğularak hayatını kaybeder. Farquharson çocuklarını kutarmak için çabalamak yerine çocukların ölüm haberini eski karısına yetiştirmek için anlamsız bir gayrete düşer. Olay ilk bakışta trajik bir kaza gibi görün­mektedir, ancak yapılan soruşturmalar neticesinde olay farklı boyutlar kazanır. Romancı ve öykücü Helen Garner, Avustralya’da uzun zaman gündemi işgal eden Robert Farquharson davasını başından sonuna kadar, her duruşmasına katılarak takip eder. Bu Yas Yuvası işte bu sürecin sarsıcı hikâyesini anlatıyor. Yaslı anne ve babadan başlayarak savunma ve iddia makamına, jüri üyelerine, tanıklara, bilirkişilere ve davayı izleyen gazetecilere varıncaya dek herkesin bir romanın kişileri gibi belirdiği anlatı, Garner’ın dürüst ve ustalıklı anlatıcılığı sayesinde true crime ve mahkeme röportajı gibi türlerin sınırlarını aşarak aile, evlilik, suç, masumiyet ve adalet üzerine unutulmaz bir kitaba dönüşüyor. Yakın zamanda okuduğum Daniel Keyes’in Billy Milligan'ın Zihinleri kitabı da tıpkı bu kitap gibi yazarın mahkeme sürecine ve hatta hastanın tedavi sürecine şahitliği ile oluşturulmuş bir romandı hatta üç kadını kaçırmak ve onlara tecavüz etmekle suçlanıp tutuklandıktan sonra bir bedende 24 kişi farklı kişiliğ barındırındırdığı için çoklu kişiliği teşhisi konan Billy Milligan’ın hikayesi daha ilgi çekici görünse de burada devreye yazarın anlatım gücü giriyor. Bir romanı güçlü bir eser yapan her ne kadar ilgi çekici bir vakı’a gibi gözükse de asıl eseri şaha kaldıran unsur üsluptur. Maalesef Daniel Keyes’in edebi zevkten yoksun, ruhsuz dili bu ilgi çekici konuyu vasat bir eser yapmaktan öteye taşıyamamış benim nazarımda. Bu Yas Yuvası romanında Helen Harner gazeteci üslubunda sık rastlanan vakı’a odaklı kuru ve yavan bir eser yazmamamış tam aksine bir karakterin ruhunun derinliklerini anlamaya çalışarak okuyucunun karakterlerle empati kurması için karakterlerin dehlizlerinde yön bulmasını sağlayan ılık bir ışık tutmuş ve okuyucunun vakı’ayı içselleştirmesini sağlamıştır. Mahkemeler boyunca yapılan mütalaalar sonucunda okurunun zihni yörüngesini kaybetmiş bir sarkaç gibi savrulur. Çünkü mahkeme arenasında masumiyet ve mahkumiyet kılıçlarını kuşanır zaferini ilan etmek için amansızca savaşır. Bu savaşın madurları ise üç küçük çocuktur. Bu üç küçük çocuk için yazar şöyle der: “Çocukların kaderi hepimizin meşru derdidir. Yaslarını tutmak bizlere düşer. Artık hepimize aitler.”
Bu Yas YuvasıHelen Garner · Yapı Kredi Yayınları · 202470 okunma
·
308 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.