·416 syf.····Okunma: 13 Ocak 2025 05:29 Kaç yaşındaydım hatırlamıyorum, kitap bir şekilde karşıma çıkmış ve birkaç sayfalık hukumuz olduktan sonra hayatımdan çıkmıştı. Yıllar sonra yeniden karşılaştık ve dört günlük bir yolculuğumuz oldu. Bu yolculuktan pek memnun oldum. İnsanın yalnızlıkta katettiği mesafeyi bir ruh kaşifinden okumak için kendimk geç kalmış saymayacağım. Zaten gecikmek yoktur zamanı gelmemişlik vardir ya hayatta neyse orası konumuz değil.
Yüzlerce tanımı var yalnızlığın. Öne çıkanlardan biri şu: "Yalnızlık, kişinin yeterli düzeyde sosyal ilişki içinde olamaması sonucu yaşamında hissettiği boşluğu tanımlayan hoş olmayan bir duygu durumudur."
Yalnızlık mı psikolojik sorunlara neden olur yoksa psikolojik bozukluklar mı yalnızlığa yol açar sorunu üzerine kafa yormak istemiyorum; nihayetinde her ikisi de imkân dairesinde. Peyami Safa işte bu imkânı enfes ruh tahlilleri, psiko- sosyolojik tesbitleri ve yüksek edebiyatı ile, ustaca kurguladığı romanında edebiyatımıza Yalnızız romanıyla armağan etmiş.
Yalnızız gerek materyalizme karşı savaşın bir anlatımı olarak anlaşılsın gerek de insanın kim ve kaç yaşında olursa olsun yalnızlıktan kaçamayacağının romanı olsun; bize kitaptaki karakterlerin esasen yalnızlığın ayrı ayrı birer aktörü olduğunu anlatır. Samim de yapayalnızdır, Besim de, Mefharet, Selmin, Meral, Necile, hatta Renginaz ve diğerleri. Her biri yalnız insanı farklı beden ve ruhlarda oynar durur.
Zekasını ve hissiyatını, tesbit ve öngörülerini ve edebi zevki okurdan esirgemeyen merhum yazar Yalnızız da bilgeliğini konuşturur. Eminim diğer eserlerinde de bir bilge karakter vardır. Bu romanda ise Samim adeta onun sözcüsüdür. Kurt gibi bir adamdır Samim, gözünden bir şey kaçmaz. Ama Meral'i yalnızlıktan kurtaramaz Samim. Trajik bir şekilde ölür Meral. Yalnızlığını sırtlar ve hayata veda eder. Binlerce insanın bugün yaptığı gibi.
Kitapta fiziki bir yalnızlık karakterlerin hepsinde belirginse de bu tür yalnızlığın temel teşkil ettiğini söylemektense, yalnızlığın zemininin tamamen psikoz olduğunu söylemek daha isabetli olacaktır.
Yalnızlıkla her devirde başımız belada olmuş mu olmuş. Her devirde muhakkak çeşitli çözümler bulunmuştur bu belaya karşı. Çağımız insanı böylesi ruh buhranlarıyla baş etmenin ve gerçekle teması kaybetmemenin yolunu gülmekte bulmuş ve böylece eski çağlar, özellikle antik çağ, karşısında üç sıfır öne geçmeyi başarmıştır. Yalnız bu başarı aynı zamanda ciddiyet ve saygı kaybını da beraberinde getirmiş, tribünler ahlaka aykırı sloganlardan geçilmez olmuştur. Finalde bir kez daha tarih tekerrür ederek kardeşlik ve dostluğun yalan olduğu, ilişkilerin yüzde doksan dokuzunun çıkar ilişkisi olduğu ve gülmenin de bir yere kadar olup gece olunca özümüze dönüp yapayalnızlığımızla uyduğumuz gerçeğiyle bizi baş başa bırakıyor ve şöyle diyoruz: yalnızım, yalnızsın, yalnız... Vesselam Yalnızız.
Bir gönlüm de diyor ki bir yalnız varsa o da doğu Türkistan'da işkence altında ölümü bekleyenlerdir. Bir yalnız varsa soykırıma uğrayan Filistinlilerdir. Bir yalnız varsa Suriye'deki hapishanede kimden olduğunu bilmediği çocuğunu doğuran kadındır. Bir yalnız varsa cinayete kurban gider miyim korkusuyla yaşayan Türk kadınıdır. Bir yalnız varsa İstanbul gibi bir metropolde soğuktan donarak ölen adamdır. Bir yalnız varsa aşağılık bir ailenin rezilliklerine kurban giden Narin kızımıdır. Bir yalnız varsa depremde bütün ailesi şehit olup da kendisi sağ kalan Ali'dir Veli'dir Ayşe'dir Zeynep'tir. Bir yalnız varsa vatan için kolunu bacağını kaybedip de o şekilde yaşarken güvendiği dağların terörist başıyla müzakereye teslim olduklarını gören gazilerdir. Daha sayısız yalnız sayabiliriz çünkü o yalnızlar bir cihetten bizleriz. Hepimiz asırlardır ideal bir toplumun özlemiyle bu yalnızlığın farklı aktörleriyiz. Samim'in Simeranya'sına gitmek istiyor kimimiz, kimimiz Ütopia'ya, kimimiz Medinetü'l Fazıla'ya vesair. Bu dünyadan şikayet ediyoruz derinden derine, umduğumuz dünyayı bulamayınca yalnızlaşıyoruz.
Sözü yordum. Yalnızlığıma verin. Velhasılı kelam Yalnızız harika bir kitap. İyi ki okudum. Tavsiye ederim.