Puan vermedi·557 syf.····Okunma: 12 Ocak 2025 01:51 Tarih kitaplarında sıkça duyduğumuz ve genellikle bir sayfadan fazla yer verilmeyen 1929 Ekonomik Krizi'nin toplumlar üzerindeki yıkıcı etkisini konu alan bu kitap acıyı, merhameti ve dahi insana dair birçok güzellik ve kötülüğü gözler önüne seriyor. Çok uzak bir zamandan bahsederken tekrarlanmayacağına olan eminliğimizle deriz ki "yaşandı ve bitti." Fakat John Steinbeck'in kalemi bizlere tekrar tekrar hatırlatır: Yaşandı fakat bitmedi.
Amerika'nın Oklahoma eyaletinde bulunan McAlester Hapishanesi'nden bir mahkûm çıkar. Adı Tom'dur. Tom Joad. Yıllar sonra tahliye olan Tom, ailesinin yaşadığı eve gider fakat bilmediği bir sebepten ötürü ne köy ne de aile fertlerinden kimseyi koyduğu yerde bulamaz. Herkes göç etmiş ve köy bir ölüm sessizliğine terk edilmiştir. Papaz Casy ile bu durum üzerine konuşurken eski bir köylüsüyle karşılaşıp durumu öğrenmiştir: küçük toprak sahipleri kuraklık, kıtlık, yoksulluk kıskacı arasında ezilmemek için bankalardan (arazi şirketi) borç almış fakat kuraklığın sürekli devam etmesi ile ne topraktan ürün alabilmiş ne de bankalara olan borçlarını ödeyebilmişlerdir. Banka da ellerindeki toprağı fakir köylüden alıp halkı göçe zorlamaya başlamıştır. Halk toprağını terk etmemek için kimin kapısını çaldıysa aldığı cevap aynı olmuştur: biz de emir kuluyuz. Peki kimdir buna sebep? Tarım ve Et Şirketi! Şöyle diyor halk: "Bir şirket. Deli olur insan. Karşısına dikileceğin kimse yok ortada." Halk bir müsebbib ararken yorulur ve mecburi bir göçe sürüklenir. İşte bu noktada Tom, ailesinin John Amcanın evinde olduğunu ve birkaç güne onların da göç edeceğini öğrenir. Papaz Casy ile John Amcaya giderler. Ailesi Tom'u gördüğüne çok mutlu olmuştur. Tüm aile artık yan yanadır, Anne bilir ki onlar bir bütünken yani sen ben değil "biz"ken çok daha güçlüdür. Biz'ken bölünmezsin, düştün mü seni kaldıran yanıbaşındadır, üzüldün mü bir el omzundadır, yıkıldın mı ailen toparlar seni. Joad ailesi de işte böyle birbirine kenetli, güçlü bir ailedir.
Göç başlamıştır. Tüm göçe zorlananlar gibi Joad ailesi de yolda birçok badireler atlatır, yoksulluk çeker, kötü muamelelere maruz kalır, itilip kakılır, bir kuru ekmeğe muhtaç bırakılır, aile yavaş yavaş çözünür, dede ve nine ölür, evlatlar biz'den ben'e geçer ve kadınlar daima erkeklerin gözlerinin içine bakar. Erkekler bir köşede yıkılmış durursa endişe edilir. Ne zamanki erkeklerin gözüne bir gazap ateşi indi, işte o zaman kadınlar derin bir nefes alır çünkü erkekleri yıkılmamıştır. Kadınlar bilirler ki erkekleri yıkılmadıkça gelebilecek hiçbir zorluk aşılmaz değildir. Açlığın, yoksulluğun, vatanından kopmanın dayanılmaz sancısı bile erkeklerin yıkılmasından daha acı vermez onlara.
Joad ailesi ekonomik buhrandan etkilenen ve turuncu el ilanlarına bel bağlayıp "Kaliforniya'da daha iyi bir yaşam" için ümit edip yollara düşen onlarca aileden yalnızca bir tanesi. Kitapların yazmadığı, insan aklının tahayyül edemediği binlerce acı yaşanıyor. Dün de yaşandı bugün de yaşanıyor. O yüzden evet, bitmedi. Daha sürüyor o kavga.