·256 syf.····Okunma: 20 Aralık 2024 01:51 Peyami Safa-Canan
Peyami Safa Canan’da derin psikolojik tahlillere, toplumdaki ahlakî çöküntülere değinmiş ve Türkiye’nin Doğu-Batı çatışmasını işlemesine şahitlik ediyoruz. Tabi bu şahitlik Peyami Safa’nın bakış açısı çerçevesinde gerçekleşiyor. Aşk, verme potansiyelinin zirve noktasıdır. Sınırsızdır, onun için ne bulduysak doldururuz içine. Gözü kör eden bir melankoli ile cana kasteder. Bir ateştir mesela, körüklemekten pek zevk aldığımız. Savunmasız bırakmaktır kendimizi, gönüllü köleliktir. İnsan ayağına takılacak prangayı kendi elleriyle karşısındakine sunar mı? Aşıksa sunar. Gizemlidir, boyutları net değildir. Karanlıktır, kırmızı değil siyahtır aşkın rengi. Mücadeledir, direniştir ama tek kişilik geçici bir deliliktir. Şişirip durduğumuz balonun elbette patlayacağını bildiğimiz gibi her şeyin farkında olup olmak istememe halidir. İşte tüm bunlar Lami’nin içinden geçenler. Bir çift mavi gözün, altın sarısı saçların, büyüleyici güzellikte bir silüetin peşinden savrulup giden Lami’nin. Osmanlı’nın son dönemlerinin arka planda boy gösterdiği enteresan bir aşk hikâyesi.Kitabın konusunu karakterler üzerinden anlatılacak olursam da kitaba ismini veren Canan; anne babasız yetişen, sarayda el üstünde tutularak yetiştirildiği için hırslı, bencil bir insan ve zengin olmak için ahlak, namus, sevgi, aile gibi değerleri hiçe sayan, insanlarla istediği gibi oynayan, güzelliği ve endamı ile her erkeği baştan çıkarabilecek potansiyele sahip bir kadın. Sevgisiz büyümüş, hiç sevilmemiş, sevginin ne olduğunu öğrenememiş bir insan ne kadar sevebilir ki? Üzülerek ifade ediyorum ki kitapta Canan için kullanılan birçok kelime kadınlara karşı kullanılmaması gereken aşağılayıcı ve hakaret vari kelimelerdir. Bu yönüyle Peyami Safa’yı eleştirmemek olmaz.Lami ise beş yıllık evliliği olan bir erkek. Evlerine misafirliğe gelen Canan ile tanıştıktan sonra karısı Bedia’yı aldatmaya başlar ve karısı ile sevgilisi arasında kalır. Ardından boşanmak istiyor ve boşanıyorlar. Sonrasında ise Lami ile Canan evleniyor. Lami; aslında sadece ahmak bir erkek, kadınları tahlil edemeyen, çabuk aldanan, yönetilmeyi seven bir erkek. Kitapta onu sonradan doğru yolu bulan mağdur bir erkek olarak görüyoruz ama asla katılmıyorum. Aynı hata bir kadın tarafından yapıldığında nasıl sonuçlanması gerekiyorsa, erkek tarafından yapıldığında da aynı sonuçlanmalı. Ama maalesef ki Peyami Safa dönemin gerekliliğinden midir bilinmez kadını o kadar önemsiz bir yere koyuyor ki bunu Bedia karakterinden de daha iyi görüyoruz. Bedia evine bağlı, muhafazakâr, gelenekçi, temiz kalpli güzel bir kadın. İyiliğin, yüceliğin, temizliğin, sevginin timsali. Maalesef bu özelliklere sahip bir kadını saf olarak göstermiş yazarımız. Neden bir kadın sırf sadakatli diye kendisini aldatan adamı affetmek zorunda¿ Kitapta maalesef bu böyle Lami Bedia’yı aldatıyor hem de evine girip çıkan bir kadınla ama sonrasında Bedia Lami’yi affediyor. Yazar Bedia ve Bedia karakterini maalesef çok basitleştirmiş.
Peyami Safa karakter isimlerini seçerken de tesadüfî isimler kullanmayan bir yazardır. Canan; gönülden sevilen, gönülden sevmiş sevgili anlamına gelir. Bedia; yeni ve görülmedik en güzel şey, sanat eseri, beğenilen takdir edilen şey demektir. Lami ise parlak parlayan demektir. Görüldüğü üzere aslında Peyami Safa’nın seçtiği isimler anlamlarını eserin içinde de göstermektedir.
Peyami Safa çoğu eserinde kullandığı tezatlığı Canan’la da kullanmıştır. Bir yanda saflığın temizliğin simgesi, maneviyat ve asalet sahibi Bedia diğer yanda ise maddiyatçı, maneviyat yoksunu, soysuzluk kraliçesi sevgili. Ve bu ikisi arasında sıkışıp kalan Lami.Özetle Peyami Safa sevginin, güzellik yerine koyulamayacağını çok güzel anlatmış. Bedia’nın sevgisi, Canan’ın gösteriş düşkünlüğü ve beklediği hazin son. Ders niteliğinde muhteşem bir psikoloji romanı, bazı tutkularımızın bizi nasıl felakete sürükleyeceğinin özeti. Bir diğer çıkarılacak sonuç ise çocukların yetiştiği ortam onların karakterlerinin oluşmasında en önemli etken. Peyami Safa Canan’da bunu çok güzel resmetmiş.