Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

5/10
·256 syf.··
2025 27. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2025 11:53
Bu hikaye bende hayal kırıklığı haricinde bir etki bırakmadı. Hep aldatma hikayeleri yazan Safa her seferinde bir duyguyu öne çıkarıp onu iliklerimize kadar hissettirirken burda abes olmaktan öteye geçememiş hissi veriyor. Evet insanın kendine hakim olamayıp en aşağılık duruma katlanacak ruh haletleri duyguları olabilir pekala buna hak verebilirim. Ama burda şahit olduklarım beni öfkelendirip bütün karakterlerin perişan olmasını istetmesi hoşuma gitmedi. Bundan hemen önce okuduğum kitapta Muhammed İkbal'in söylediği bu sözü çok daha iyi idrak ettim sanırım: "En yüksek, en has sanat, bizde ölü hâlde bulunan hayat gücünü uyandırabilmeli, hayatın zorluklarıyla yüzleşip o zorlukların üstesinden gelebilecek gücü ve iradeyi verebilmeli, kazandırabilmelidir bize." Bana bunu veremedi elbet. Diğer eserlerine kıyasla hayli zayıf olmuş özetle.
CânânPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20255,1bin okunma
İhanet ve aile temalı
Puan vermedi
Canan adlı eserinde Lami geleneğin, maneviyatın, asaletin timsali olan Bedia ile; modernliğin, maddiyatın ve soysuzluğun timsali olan Cânân arasında karar vermek zorundadır.Geride kalanları yok sayarak yeni seçimlere gitmesidir.Ben en çok Bedia üzülmüştüm ve o kadar sabrın da hediyesini almış olmasına. Okuyacaklara tavsiye ederim . CânânCânân Peyami SafaPeyami Safa
Edebiyat
CânânPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20255,1bin okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2025 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2025 16:39
“Bir kusurum vardır: ‘Sahte olmamak!’ Çok medeni bir kusurdur…” Evet ben ne okudum? Türk romancılığının zirve isimlerinden Peyami Safa;aşk,ihanet,aile kavramı,hırs,para,sakatsizlik ve namus kavramını bir nakış gibi işlemiş.Türkiye’nin Doğu-Batı çatışması,günümüzde var olan ahlaki çöküntüye çok güzel dersler çıkarılacak bir eser… CÂNÂN….zengin olmak ve herkesin kıskandığı biri olmak uğruna iffetini hiçe sayan bir kadındır…Bedia ile evli olan Lami’yi baştan çıkardıktan sonra da ,aile kavramını hiçe sayıp soysuzluğun timsali olmaya devam etmiştir… Okurken sinirlerinize hakim olamayacaksınız….Lami’nin rahatlığı ve Cânân’ın doyumsuzluğu pes dedirtti… Ve Lami’nin arkadaşları gerçekten mide bulandırırsınız. Ve şöyle diyor Peyami Safa; -“Bir kadın harikulade güzel olabilir,fakat sevilmesi için bu mühim bir sebep değildir…” Umarım bu eser yazarın tamamen hayal ürünüdür ve okuduklarımın gerçekte yaşanmamış olmasını umuyorum… Kitabın sonu benim için biraz havada kaldı,daha farklı bir şekilde son bulmasını isterdim..Özellikle Bedia açısından.. Uyarı: Okurken bir fincan papatya çayı içmenizi tavsiye ediyorum. Ve bu yolculukta bana sabırla eşlik eden sevgili kitap dostlarım @nrgnbkn_ ve E.E. a sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. kitaplarla ve sevgiyle kalın..
CânânPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20255,1bin okunma
8/10
·256 syf.··
2025 16. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2025 23:41
Bismillâhirrahmânirâhim.. Peyami Safa, kitaplarını yazarken okuyucuya dokunacağını biliyor sanki.. Her yazdığında bir manâ vardır, idrak edilmesi gereken. Hayâl dünyâsı, üslûbu.. Etkiliyor. Bu yüzden kendisini okumayı seviyorum. Bu eserinde de anlattıkları, görmemizi istediği şeyleri anlayıp gördüğüm vakit, biraz düşündüm ve kendisine hak verdim. Bu roman, bana yüreğin ve gururun ince bir ipte nasıl dengede durduğunu anımsattı. Cânân’ın ihtişam uğruna ruhunun sessizce eriyip gidişi, Lâmi’nin bir sevda uğruna sonunda hayâl kırıklığına uğrayışı.. Ha bir de, Bedia’nın sâdıklığı, sadâkati. Eser de en çok benimsediğim, üzüldüğüm, cânım dediğim, sarılmak istediğim arkadaşımdır artık Bedia. Kıymetini bilemediler. Yüreği çok güzeldi. Fakat yanlış kişiye olan sâdıklığı, ziyândır benim için. Hak etmiyordu, nefsine yenik Lâmi. Zaten kitapta, insanların-özellikle erkeklerin-nefsine nasıl yenik düştüğünü de beyân ediyordu bir bakıma.. Söylenmesi gereken çok kelâm var bu eser üzerine fakat ne var ki, elim de dilim kadar tutmaz olmuş. Okunması lâzım gelir diyeyim o hâlde, zirâ sahiden harika bir kitap.. Vesselâm.
Edebiyat
CânânPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20255,1bin okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2025 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2025 22:13
Canan; aşk, ihanet ve aile temaları üzerine kurgulanmıştır. Bedia son zamanlarda kocası Lami’deki değişikliğin farkındadır. Birkaç gündür eve de uğramaması kuşkularını güçlendirir. Lami’yi bulup yüz yüze konuşma kararı alır. Eve döndüğü takdirde onu affedeceğini, her şeyi unutacağını söyler. Fakat Lami çoktan başka bir kadına aşık olmuştur bile. Bedia’nın da şüphelendiği gibi Canan’la bir ilişkisi vardır ve geriye dönmeye hiç niyeti yoktur… Canan ise çerkez asıllı bir kadındır. Küçük yaşta esirciler tarafından saraya satılır fakat güzelliği çok dikkat çektiği için zengin bir aile olan Şakir Bey’lere verilir.Burada, evin diğer çocuklarıyla beraber büyür. Evlenip Edirne’ye yerleşen Canan, kocasıyla ayrıldıktan sonra İstanbul’a geri döner. Fakat bu durum bir çok insanın hayatını olumsuz etkiler… Canan o kadar tehlikeli bir insan ki aynı anda bir çok kişiye umut verip, kandırır. Lami’de bu Cananzedelerden sadece birisidir. Çevresindeki erkekleri adeta büyüleyerek kendi buyruğuna sokan Canan, bakalım yaptıkları ortaya çıkınca kendini nasıl savunacak? Peyami Safa gerçekten çok başarılı bir yazar. Okuduğum diğer eserlerinde olduğu gibi bu kitabında da aşk ve ihanet konularını akıcı bir şekilde işlemiş, okuması keyifli bir eserdi. Fakat hakedenlerin daha ağır cezalandırıldığı bir son ve daha güçlü bir kadın karakter görseydik çok daha güzel olurdu.
CânânPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20255,1bin okunma
Muhteşem bir eser
Puan vermedi·256 syf.··
2026 6. kitabı
Tarihten günümüze her zaman ve her kültürde bulunan insani halleri öyle güzel betimlemişki üstad Peyami Safa.. Zaaflar , ihtiraslar , aldanmalar ve aldatmalarla yaşanan ömürleri görüyoruz Türkçeyi sanatsal olarak kullanmış, dil zenginliği açısından muntazam görüyorum
CânânPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20255,1bin okunma
İnsanlar değişkenlik de arar
8/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2025 48. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2025 17:21
Beş yıllık evli Lami ile Bedia, Canan yüzünden ayrılırlar. Gerçi bu ayrılığa rahatın battığı Lami'nin sebep olduğunu söyleyebiliriz. Muhtemelen hepimize ara ara gelen hareketlilik, heyecan, şamata ihtiyacı psikolojisi yüzünden daha hareketli, canlı ve modern kabul ettiği yaşama yönelik isteğini gerçekleştiren Lami, kıskançlık ve gurursuz bağlılık ilişkisine boyun eğmiştir. Canan karakterinin sonunu biraz tuhaf bulsam da insanların psikolojisi ve yaşamlarına dair güzel bir roman.
Edebiyat
CânânPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20255,1bin okunma
8/10
·256 syf.··
2025 12. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2025 12:12
Peyami Safa’nın Canan romanı, aşk, pişmanlık ve vicdan arasında sıkışmış bir yaşamın derinliklerine inen bir eser. Canan, toplumsal yargılarla ve kendi vicdanıyla savaşan bir kadın. Yazar, onun içsel çatışmalarını yalın ama derin bir anlatımla işliyor. Peyami Safa’nın insan ruhunu çözümlemedeki ustalığı, karakterlerin duygusal dalgalanmalarında açıkça hissediliyor. Eserde aşk sadece bir duygudan ibaret değil; aynı zamanda bir sınav, bir hesaplaşma ve bazen de bir kefaret haline geliyor. Okur, karakterlerin yaşadığı içsel sorgulamalarda kendinden izler buluyor. Akıcı dili, güçlü psikolojik betimlemeleri ve duygusal yoğunluğuyla Canan, Peyami Safa’nın dikkat çekici romanlarından biri. Aşkın, vicdanın ve affetmenin sınırlarını sorgulatan bu eseri roman sevenlerin okumasını öneririm. Keyifli okumalar.
Edebiyat
CânânPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20255,1bin okunma
Yaka,bağır yırtmalık kitap mı arıyorsun?Gel gel...
9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2026 18:04
Bir solukta okudum okumasına da yorumumu yazsam mı yazmasam mı epey kararsız kaldım..Peyami Safa'nın benim üzerimde tuhaf bi etkisi var,cümleleri çok tesirli,edebi zevki yüksek,bir taraftan da sinir uçlarıma dokunuyor yine de okumaktan vazgeçemiyorum.İdeolojisini sevmiyorum,kadınlara yaptığı yakıştırmaları doğru bulmuyorum,karakterleri üzerinden yansıttığı ve görmek istediği kadın profilini beğenmiyorum.Evlilik,aşk,ilişkilere dair tanımladığı kesin hükümlü cümlelerini sevmiyorum. Peyami Safa kitaplarında genellikle yanlış batılılaşma,yozlaşma,bozulan aile yapısı,ahlaksızlık,çarpık kadın erkek ilişkileri gibi durumlara dikkat çekiyor ve bu kitabında da küçük yaşta saraya satılmış konfor içinde büyümüş,hırs ve ihtirasın ete kemiğe bürünmüş hali olan fettan bir Canan,evlilik kurumu içindeyken Canan'a kapılmış! arzularına yenilmiş,iradesizliği,kör aşıklığı temsil eden Lami ve aldatılan,bu kötülüklere,haksızlıklara maruz kalıp sararıp solan,göz yaşı döküp kocasının pişman olup döneceği günü bekleyen :/ böyle davrandığı için de yazar tarafından asalet ve maneviyat timsali :/ addedilen Bedia'nın hikayesini okuyoruz.(Bedia'yı kitaptan bağımsız başka yerde okusam hangi yazarın kalemi olduğunu tahmin ederdim) Kitabın başından sonuna kadar en ahlaksız,en şuh karakter Canan gibi yansıtılmış olsa da bana göre ucu Canan'a dokunan bütün karakterler ahlaksızdı. Temposu hiç düşmeyen bir solukta okunacak kitaplardan..Keyif dilerim..Güzel kitaplara.. Peyami SafaPeyami Safa CânânCânân
CânânPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20255,1bin okunma
7/10
·256 syf.··
2024 37. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2024 01:51
Peyami Safa-Canan Peyami Safa Canan’da derin psikolojik tahlillere, toplumdaki ahlakî çöküntülere değinmiş ve Türkiye’nin Doğu-Batı çatışmasını işlemesine şahitlik ediyoruz. Tabi bu şahitlik Peyami Safa’nın bakış açısı çerçevesinde gerçekleşiyor. Aşk, verme potansiyelinin zirve noktasıdır. Sınırsızdır, onun için ne bulduysak doldururuz içine. Gözü kör eden bir melankoli ile cana kasteder. Bir ateştir mesela, körüklemekten pek zevk aldığımız. Savunmasız bırakmaktır kendimizi, gönüllü köleliktir. İnsan ayağına takılacak prangayı kendi elleriyle karşısındakine sunar mı? Aşıksa sunar. Gizemlidir, boyutları net değildir. Karanlıktır, kırmızı değil siyahtır aşkın rengi. Mücadeledir, direniştir ama tek kişilik geçici bir deliliktir. Şişirip durduğumuz balonun elbette patlayacağını bildiğimiz gibi her şeyin farkında olup olmak istememe halidir. İşte tüm bunlar Lami’nin içinden geçenler. Bir çift mavi gözün, altın sarısı saçların, büyüleyici güzellikte bir silüetin peşinden savrulup giden Lami’nin. Osmanlı’nın son dönemlerinin arka planda boy gösterdiği enteresan bir aşk hikâyesi.Kitabın konusunu karakterler üzerinden anlatılacak olursam da kitaba ismini veren Canan; anne babasız yetişen, sarayda el üstünde tutularak yetiştirildiği için hırslı, bencil bir insan ve zengin olmak için ahlak, namus, sevgi, aile gibi değerleri hiçe sayan, insanlarla istediği gibi oynayan, güzelliği ve endamı ile her erkeği baştan çıkarabilecek potansiyele sahip bir kadın. Sevgisiz büyümüş, hiç sevilmemiş, sevginin ne olduğunu öğrenememiş bir insan ne kadar sevebilir ki? Üzülerek ifade ediyorum ki kitapta Canan için kullanılan birçok kelime kadınlara karşı kullanılmaması gereken aşağılayıcı ve hakaret vari kelimelerdir. Bu yönüyle Peyami Safa’yı eleştirmemek olmaz.Lami ise beş yıllık evliliği olan
CânânPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20255,1bin okunma

Yazar Hakkında

Peyami SafaYazar · 125 kitap
Peyami Safa, Türk hikâye ve romancısıdır. Server Bedi takma ismini de kullanan yazar romanlarının yanı sıra, düşünsel yapıtları, polemikleri, köşe yazarlığı ve gazeteciliği ile de tanınır. Servet-i Fünun dönemi şairlerinden İsmail Safa'nın oğludur. Sivas'a sürgüne gönderilen babasının orada ölmesi üzerine 1901 yılında iki yaşında yetim kalmış, bu yüzden "Yetim-i Safa" adıyla anılmıştır. Babasız büyümenin acılarının yanı sıra, sekiz dokuz yaşlarında yakalandığı bir kemik hastalığı dolayısıyla 17 yaşına kadar, bu hastalığın fiziksel ve ruhsal bunalımlarını yaşamıştır. Doktorlar kolunun kesilmesinde karar kılmış, fakat Safa bunu kabul etmemiştir. Daha sonraları bu günlerdeki tecrübelerini "9. Hariciye Koğuşu" adlı romanında okurlarıyla paylaşır. Hastalık ve savaşın yol açtığı maddi sıkıntılar dolayısıyla öğrenimini sürdürememiş, 13 yaşında hayatını kazanmak ve annesine bakmak için Vefa İdadisi'ndeki öğrenimini yarıda bırakmıştır. Karton Matbaası'nda bir süre çalışan Peyami Safa, Posta - Telgraf Nezareti'ne girmiş, I. Dünya Savaşı'nın başlamasına kadar orada çalışmıştır (1914). Daha sonra Boğaziçi'ndeki Rehber-i İttihat Mektebi'nde öğretmenlik yapmaya başlamıştır. Dört yıl çalıştığı bu okulda, hem öğretmiş, hem de kendi çabasıyla Fransızca'sını ilerletmiştir. Buradaki izlenim ve deneyimlerini "Biz İnsanlar" adlı eserinde kullanmıştır 1918 yılında ağabeyi İlhami Safa'nın isteğine uyarak öğretmenlikten ayrılmış ve birlikte çıkardıkları "20. Asır" adlı akşam gazetesinde "Asrın Hikâyeleri" başlığı altında yazdığı öykülerle gazetecilik yaşamına başlamıştır. İmzasız olarak yazdığı bu hikâyelerin tutulması üzerine Server Bedi takma adını kullanmaya başlayan Peyami Safa, daha sonra 1921'de Son Telgraf gazetesinde yazmış, oradan da Tasvir-i Efkâr'a geçmiştir. Daha sonra Cumhuriyet gazetesine geçmiş, 1940 yılına kadar bu gazetede fıkra ve makalelerinin yanı sıra, roman da tefrika etmiştir. 1960'lı yıllara kadar başta Milliyet olmak üzere birçok gazete ve dergide yazan Peyami Safa 27 Mayıs'tan sonra Son Havadis gazetesinde yazmaya başlamıştır (1961). Aynı yıl Erzurum'da yedek subaylığını yapmakta olan oğlu Merve'nin ölümü üzerine büyük bir sarsıntı geçiren Peyami Safa, iki üç ay sonra İstanbul'da vefat etmiştir. Edebî hayatı İlk romanlarında sola yakın görüşler taşıyan Peyami Safa, bir hastanın psikolojisini anlattığı otobiyografik romanı Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'nu (1931) Nazım Hikmet'e ithaf etmişti. Bu roman hariç, 1922-1939 yılları arasında yazdığı Mahşer (1924), Şimşek (1928), Fatih-Harbiye (1931) ve Biz İnsanlar (1939) adlı romanlarında Doğu-Batı sorunsalını karakterlerde somutlaştırarak işledi. Safa, bu romanlarında, ruh hallerini çözümlemede, kurguda, dilinin kıvraklığında, anlatım tekniklerindeki denemelerde başarılı bulunurken romanlarında düşünceyi öne çıkarması dolayısıyla eleştiriler aldı. II. Dünya Savaşı sırasında Nasyonal Sosyalistlere yakınlaşmasıyla dikkat çeken Safa'nın gerçekçi roman çizgisi Matmazel Noraliya'nın Koltuğu (1949) ile mistisizme yöneldi. İlk uzun hikâyesi "Gençliğimiz"i 1922 yılında neşreden Peyami Safa, para kazanmak amacıyla yazdığı kitaplarında, ilk defa ağabeyi İlhami Safa'nın takma ad olarak kullandığı, annesi Server Bedia Hanım'ın adından uyarladığı Server Bedi müstear adını kullanmış, bu takma adla yüzlerce eser vermiştir. Bunlar arasında en sevilenler Cingöz Recai macera romanları ile Cumbadan Rumbaya adlı romanı olmuştur. Peyami Safa, Türk kültür yaşamında yayımlandığı yıllarda hayli etkili olmuş Hafta, Kültür Haftası (1936, 21 sayı) ve Türk Düşüncesi (1953-1960, 63 sayı) dergilerini çıkarmıştır. Asıl ününü romancı olarak yapan Peyami Safa, bazı uzun öyküleri ile de dikkati çekmiş, yazar Batılı kaynakların bir "Zalim" olarak tanıttıkları hun hükümdarı Attila'yı aklamak amacıyla aynı adda bir de tarihsel roman yazmıştır. Tüm bu üretkenliğine rağmen yeterince tanınmamış ve tanıtılmamıştır. Hakkında yapılan çalışmalar Prof. Dr. Mehmet Tekin, Doç Dr. Mehmet Önal ve Dr. Nan a Lee Peyami Safa hakkında birer doktora tezi vermişlerdir. Beşir Ayvazoğlu'nun yazar (Peyami Safa) hakkında Ötüken Yayınları'ndan çıkmış, biyografik bir eseri bulunmaktadır. Zülfikar Uğur Yıkan, 2004 yılında Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde "Peyami Safa'nın Server Bedi İmzalı Romanları" konulu Yüksek Lisans tezini hazırlamıştır. Yazar-çevirmen Sabri Kaliç 2011 yılında Peyami Safa'nın "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu" romanını "Exterior Diseases - Ward: 9" adıyla İngilizceye çevirmiştir. Ayrıca internet üzerinde Peyami Safa hakkındaki bilgilere ulaşabilceğiniz " peyamisafa.biz " şeklinde bir internet adresi mevcuttur.