Bismillâhirrahmânirâhim..
Peyami Safa, kitaplarını yazarken okuyucuya dokunacağını biliyor sanki.. Her yazdığında bir manâ vardır, idrak edilmesi gereken.
Hayâl dünyâsı, üslûbu.. Etkiliyor. Bu yüzden kendisini okumayı seviyorum. Bu eserinde de anlattıkları, görmemizi istediği şeyleri anlayıp gördüğüm vakit, biraz düşündüm ve kendisine hak verdim.
Bu roman, bana yüreğin ve gururun ince bir ipte nasıl dengede durduğunu anımsattı. Cânân’ın ihtişam uğruna ruhunun sessizce eriyip gidişi, Lâmi’nin bir sevda uğruna sonunda hayâl kırıklığına uğrayışı.. Ha bir de, Bedia’nın sâdıklığı, sadâkati. Eser de en çok benimsediğim, üzüldüğüm, cânım dediğim, sarılmak istediğim arkadaşımdır artık Bedia. Kıymetini bilemediler. Yüreği çok güzeldi. Fakat yanlış kişiye olan sâdıklığı, ziyândır benim için. Hak etmiyordu, nefsine yenik Lâmi. Zaten kitapta, insanların-özellikle erkeklerin-nefsine nasıl yenik düştüğünü de beyân ediyordu bir bakıma..
Söylenmesi gereken çok kelâm var bu eser üzerine fakat ne var ki, elim de dilim kadar tutmaz olmuş.
Okunması lâzım gelir diyeyim o hâlde, zirâ sahiden harika bir kitap..
Vesselâm.