Adı:
Canan
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754370805
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Yayınları
Baskılar:
Canan
Canan
Canan ( e-kitap)
Çarpık Batılılaşma maceramız cemiyetimizin istinatgâhı olan aileyi zedeler. Tutkularının esiri olan kimi aile fertleri bile aldatıcı vaatlerin ve anlık heveslerin peşine düşerler. Bu uğurda kutsal değerleri zedelemeyi göze alan bir aile babasının uğradığı hüsranın ve geri dönülmesi güç pişmanlıklarının romanıdır.
256 syf.
·Beğendi·8/10
Muhteşem kelimesi abartılı gelebilir ama son derece iyi bir kitap.
Toplumumuzda yaşanan ve yaşanmaya devam eden bir konu güzel bir biçimde okuyucuya aktarılmış.

Kitabın ana fikri:
Tutkularının baskısıyla bir takım vaatler ve geçici hevesler peşinde insan, bu uğurda, ailevi ve toplumsal değerleri zedelemeyi göze alan insanın, sonuçta nasıl bir hüsrana ve pişmanlığa uğradığı anlatılır.

''Bir kadın harikulade güzel olabilir,
fakat sevilmesi için bu mühim bir sebep değildir.'' bu alıntı ile çok değerli bir öğretmen arkadaşımın tepkisini çektim. Ne kadar anlatmaya çalışsam da kadın hakları dedi başka bir şey demedi. Arkadaşlığımızı zor kurtardım.
İkna kabiliyetim ile tabiki.

Kitaptaki ''CANAN'' karakteri son derece etkiliydi.
256 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Peyami Safa bu eserini 1924 yılında yazmış olup her romanında olduğu gibi bu romanını da Türkçe kelimelerin yoğun kullanımı ile istifademize sunmuştur. Kendisi doğru dürüst bir tahsil almamış ve Fransızca'yı kendi çabaları ile ileri düzeyde öğrenmiştir. Eserde anlatılan zamanın, “Rusya’da bir şeyler oluyor Lami Bey, Çar yolcu galiba." cümlesinden anladığım kadarıyla 1915'li yıllar olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu cümleden, romanda yaşanan olayların genel olarak Bolşevik İhtilali öncesine rast geldiğini çıkarabiliyoruz. Canan romanı genel hatlarıyla Vaniköyü’ndeki yalı, Kadıköy’deki köşk ve çevresinde gerçekleşmiştir. Eser televizyona da uyarlanmış olsa da ben kitaptan okunması taraftarıyım.

Kitapta para ve zenginlik hırsı ile bir kadının neler yapabileceği anlatılmış, ancak tutkuların baskısıyla bir takım vaatler ve geçici hevesler peşinde koşarak, bu uğurda bazı kutsal değerleri zedelemeyi göze alanlar, sonuçta hüsran ve pişmanlıktan başka bir şey elde edemeyecekleri mesajı verilmiştir. Bunlardan birisi de Canan isimli karakter.

Sonuç itibariyle okunması faideli olan bu eseri şiddetle sizlere tavsiye ederim. Saygılarımla...
256 syf.
·Puan vermedi
Peyami Safa, her romanını severek okuduğum bir yazardır. Canan'ı da aynı şekilde büyük bir merakla ve sevgiyle okudum. Lami'ye her nedense çok kızdım. Biraz da Bedia'ya. Bana göre herkesin okuması gerektiği harikulade bir roman.
256 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Çok uzun zaman sonra bir kitabı saatlerce elimden bırakamadım. Muhteşem bir kurgu, son derece akıcı, yalın bir anlatım ve harika bir son. Aşk, kin, nefret, pişmanlık, çaresizlik... Peyami Safa, büyük yazar.
256 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Aldatanların ve aldananların hikayesi... Öncelikle şunu söylemeliyim ki bu romanda kazanan yok, maddi manevi herkes bir kayıp içerisinde, ve belki de romanın en masum karakteri Bedia" da buna dahil.Bin yıl önce dahi yazılsa toplum tarafından aynı ölçüde anlaşılacağından şüphem yok, çünkü anlatılanlar zaman, mekan tanımıyor, asırları aşıyor, her dönemin ortak toplumsal kaygılarını ve çarpıklıklarını yansıtıyor. Okuduğunuzda size birçok şey katacağından şüpheniz olmasın.
256 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Kitap çok güzel başladı. Peyami Safa'nın hayran kalarak okumaya başladığım kitaplarından. Herkesin bir şey çıkaracağına eminim. Yalın bir dilde, anlaşılır olarak sunulmuş. Daha başlarındayım ama şimdiden herkese tavsiye ediyorum.
256 syf.
·Beğendi·9/10
Yazarımızın en büyük derdi bir heves ve hayal uğruna sizi seveni bırakıp sevdiğinizi zannettiğinize gitmeniz durumunda başınıza gelecekleri özetlemek diyebiliriz. Bir nevi kürkçü dükkanı mevzusu. Tabi bunun yanında özellikle Lamis ile Canan kavgasında ‘Sadizm’ vurgusu da dikkatimden kaçmadı tabi.
Kitabımız benim için iki bölümden oluşuyor. Bedia ve Lamis ile Canan ve Lamis diyebilirim. Bedia iyi olan ve seven taraf. Üzülüyor, mutsuz ve aldatılıyor. Canan ise üzen, mutlu ve aldatan. Lamis ise şuan ki devirden açıklayarak ne yaptığını bilmeyen Erkek veya Kadın tüm bireyleri kapsıyor.
Benim için güzel bir kitaptı. Bu ara zaten yazarı bayağı duyduğum için biraz araştırdım kendisini ve olumlu romanlarının arasından bayağı olumlu olarak da bunu gördüm. Okudum ve de beğendim. Sizlere de keyifli okumalar dilerim..
256 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Peyami Safa'dan yine ahlak dersi niteliğinde bir roman. İhtiraslarına kurban bir kadın, nefis mücadelesinde yenik, aile hayatını, tüm kutsal değerleri umursamadan dağıtan bir adam Lami. Ve her ikisinin uğradığı hazin son. Peyami Safa'nın en sevdiğim yanı bu. Belki abartı içinde kısa sürede felaketi izleyebiliyorsun kitaplarında. Her ne kadar gerçekte bu kadar çabuk sonuçları izlenemese de döneminde öz değerlerimizi kaybetmemek adına verdiği mücadeleyi takdir ediyorum.
256 syf.
·5/10
(Maalesef Spoiler içeriyor)

Harikulade bir kitabın son satırlarında ya da lezzetli bir yemeğin son yutkunuşunda damağınızdaki o tadı bir daha yakalayamamaktan korkar mısınız?
Yazarın, aşçının ya da senaristin, bir sonraki eserinde aynı nirvanayı bulamamaktan ürperir misiniz?
Yoksa ilk tecrübenizi değiştirebileceği pahasına bile olsa her eserini görmek, denemek mi arzu edersiniz?
Bu kitapta yaşadığım tam olarak buydu.
Ben daima, bana bir çeşit nirvanayı hissettiren kitaplarda o buruk tadı duyuyorum. Ya bir sonraki kitapta aynı heyecana, saadete, beni kapıp götüren duygulara rastlayamazsam...
Paulo Coelho’nun Simyacı ve Veronika Ölmek İstiyor kitaplarında, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nde Samiha Ayverdi’nin Yaşayan Ölü’sünde hep bu hisleri yaşamıştım.
Peyami Safa’nın da Yalnızız ve Matmazel Noraliya'nın Koltuğu kitaplarından sonra onlardaki tadı yakalayamadım.
Elbette güzeldiler ve yazarın kendine has kalemini gösteriyorlardı ve bu kitaba 5 puan vermek demek de onu başka yazarlarla değil, kendisiyle kıyaslanınca varılan bir kanıydı. Yine de o ilk hissi, diğer kitapları özlediğimi itiraf etmeliyim.

Bu kitaba gelirsek; okurken içimde daima bir tiksinti, çokça hınç ve öfke duydum. Evet Peyami Safa romanda anlatmak istediği toplum hayatının bozuluşunu, aile hayatını paramparça eden aldatma hadisesini insanın iliklerine işlercesine gözler önüne sermiş. Okurken bana Şimşek romanını anımsatmadı değil. Ama bu bana ağır geldi ve tahlilleri, betimlemeleri diğer kitapları kadar yoğun ve derin bulmadım.

Romanda genç, güzel, hatta şuh ve fettan bir kadın olan Canan’ın, bir değil birçok yuvaları nasıl yıktığını, mukaddes değerleri yerle bir ettiğini anlatıyor. Öyle ki çoğu yerde karısını Canan için aldatan baş kahramanlarımızdan Lami’ye, .. Hayır hayır durun ona kahraman bile diyemiyorum..zavallı, rezil adamın karısını bir zevk uğruna feda edişine, başkaldıran hislerim oldu. İçimdeki alçak herif diyen sese, ilerleyen sayfalar ve Canan’ın karşısında düştüğü haller o da bir şey mi dedirtti. Bu kadar olamaz, bir insan bu kadar alçalamaz diye gözlerimi kapadım. Neyse ki kitabı yarım bırakmamak uğruna hınç ve öfkeyle karışık hislerle okudum.
İbret alınası bir kitap ama hassas ruhları tazib edeceğini düşünüyorum. Yine de bu konuda nasihat isteyenlere tavsiye edilebilir..
256 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Kurulu bir düzeni olan evli bir genç; kötü emelleri olan bir kadına tutularak hem ailesinin dağılmasına sebep olur hem de kendi hayatını perişan ederek şerefine halel getirir. Bir çok olaydan sonra pişman olan Lemi; Canan'ın kendi annesi tarafından öldürülmesinden sonra eski karısı Bedia'ya döner. Akıcı bir üslupla yazılmış bir roman.
256 syf.
·2 günde·10/10
İnceleme yazmayalı uzun zaman oldu. Aslında bu konuda çok istekli değilim ama Canan’ı okuduktan sonra inceleme yazmak için yanıp tutuştum desem yeridir. Peyami Safa’nın okumuş olduğum sekizinci kitabı Canan oldu. Yazarın külliyatını bitirmeyi hem istiyorum hem de istemiyorum. Bu ikilemde kalışımın sebebi; yazarın oluşturmuş olduğu duygu durumlarını tekrar yaşayamayacağım endişesi olsa gerek.

İncelememe gelecek olursak, kitaptaki karakterler içerisinde bana Lami çok güçlü geldi. “İnsan başına gelecekleri bile bile neden hata yapmaya göz yumar ki?” dedirtti. Hataların sonucunu illa yaşayarak mı görmemiz gerekiyor? Neden hata yapmakta ısrar ediyoruz? Gibi gibi sorular kafamda döndü durdu. Sonuçta bazı durumlar yaşanmadan da öngörülebiliyor.

Kitapta en çok Bedia için üzüldüm. O güzelim ev kadınının hayatı, bir başka kadın uğruna yerle bir oldu. Burada şunu anladım ki güzellik kavramını tekrar sorgulamam gerekiyor. Kitapta yer alan birçok erkeğin başını döndürecek kadar yüce bir şey mi? Selim aslında bununla ilgili der ki: Bir kadın harikulade güzel olabilir, fakat sevilmesi için bu mühim bir sebep değildir. Bunu söyleyen bir arkadaşın kitabın ilerleyen noktalarında arkadaşlığını da sorgulamış oldum.

Ayrıca Bedia ile Lami arasında geçen konuşmalarda ruhsal gözlemlere yöneldim. Sanki onların bulundukları ortama gidip bir onun yüz ifadesine, bir diğerine bakarken buldum kendimi. Hatta dayanamadım: “Siz neler yapıyorsunuz böyle?” diye haykırmak istedim.

Ah, Peyami Safa sen nasıl yazarsın böyle şeyler(!) Ben okurken dayanamadım; sen yazarken nasıl dayandın, yüreğin nasıl kaldırdı bunları düşünemiyorum. Evet yine beni kalemine hayran bıraktın. Sen iyi ki bu dünyaya gelip yazar olmuşsun.
256 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Okuduğum ilk Peyami Safa kitabı oldu. Gerçekten kurgusu, akıcılığı, dili oldukça etkileyiciydi. Kitap geri planda bir ahlâk dersi verir nitelikte olmuş. Güzel bir kadının erkekleri nasıl cezbettiği ve evli bir adamın her şeyi göze alarak aşkın, büyünün peşinden gitmesi... Gidene güzel belki ama kalana ızdırap, ağır depresyon... Eser aşkın gözleri kör etmesini, güzelliğin para hırsıyla birleştiğinde nelere sebep olabileceğini gözler önüne seriyor.
Buradaki Selim karakteri nedense bana üstad Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar adlı eserindeki Selim karakterini hatırlattı. Roman boyunca akıl hocalığı yapan, felsefik bakış açısına sahip kişidir Selim. O kadar ki bu portalda alıntılanan birçok söz Selim'in sözleridir aslında. Özetle okunası gayet güzel bir roman olmuş, tavsiye ederim.
Bir kadın harikulade güzel olabilir,
fakat sevilmesi için bu mühim bir sebep değildir.
Peyami Safa
Sayfa 39 - ötüken neşriyat
Arkadaş olarak hiç kimseyi senin kadar sevmedim
ve şimdi hiç kimseye senin bana verdiğin kini duymuyorum.
Peyami Safa
Sayfa 201 - ötüken neşriyat
Âşıklar bazı çok zeki, fakat ekseriya dünyanın en kör ve budala insanlarıdırlar.
Peyami Safa
Sayfa 161 - ötüken neşriyat

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Canan
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754370805
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Yayınları
Baskılar:
Canan
Canan
Canan ( e-kitap)
Çarpık Batılılaşma maceramız cemiyetimizin istinatgâhı olan aileyi zedeler. Tutkularının esiri olan kimi aile fertleri bile aldatıcı vaatlerin ve anlık heveslerin peşine düşerler. Bu uğurda kutsal değerleri zedelemeyi göze alan bir aile babasının uğradığı hüsranın ve geri dönülmesi güç pişmanlıklarının romanıdır.

Kitabı okuyanlar 809 okur

  • Zeybeydey
  • Tunahan SALMANLI
  • Beril
  • Rabia AKAN
  • Cahit Kayaer
  • Gizem
  • İnci g
  • Emre Gören
  • Öznur
  • Süm

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.2
14-17 Yaş
%4.5
18-24 Yaş
%24.3
25-34 Yaş
%33.8
35-44 Yaş
%23.9
45-54 Yaş
%6.3
55-64 Yaş
%2.7
65+ Yaş
%1.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%73.1
Erkek
%26.9

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%26.4 (42)
9
%20.1 (32)
8
%22.6 (36)
7
%15.1 (24)
6
%3.1 (5)
5
%3.8 (6)
4
%0.6 (1)
3
%0
2
%0.6 (1)
1
%0.6 (1)

Kitabın sıralamaları