Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Bazen bir tebessüm insanı kurtarır!
10/10
·320 syf.··
2021 111. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2021 19:22
Peyami SafaPeyami Safa, eserlerindeki psikolojik ve sosyolojik analizlerinin yanı sıra felsefi derinliği ve entelektüel birikimiyle insanı kendisine hayran bırakıyor. Bu duyguyu “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu”, “Matmazel Noraliya'nın Koltuğu” ve “Yalnızız”da olduğu gibi “MahşerMahşer”i okurken bir kez daha yaşadım. Kitabı okuyup bitirdiğimde, “Neden bu kadar geç kaldım ve bu eser neden bu kadar az tanınıyor ve az okunmuş?” diye sordum kendi kendime. En sonda söylenmesi gerekeni en başta söylemem gerekirse “Mahşer”, Safa’nın en az bir “Yalnızız”ı kadar okunmalı diye düşünüyorum. • • • Safa, “Mahşer”de Kafkas Cephesi’nde savaşmış, ardından gönderildiği Çanakkale’de omzundan yaralanarak İstanbul’a gönderilen Nihad isminde bir muallimin hikâyesini anlatıyor. Ülkesinin ve insanlarının güvenliği için cephede aç ve susuz kalmış, arkadaşlarını toprağa vermiş, ölüm korkusunu tüm hücrelerine kadara hissetmiş bir muallimin hikâyesi bu. İstanbul’a geldiğinde insanlar tarafından şefkatle kucaklanacağını bekleyen Nihad, günlerce kalacak bir yer ve yaşamını sürdürebilecek bir iş arıyor. Bu süreçte yüzüne kapanan kapılar, küçümsenmeler ve hafife alınmalar karşısında öyle hayal kırıklıkları yaşıyor ki, savaştan daha kötü bir ortamın içine düştüğünü çok kısa bir süre içerisinde anlıyor ve “Biz bunlar için mi öldük, bu ülkenin nimetlerinden birkaç kişi faydalansın diye mi aç olarak cephelerde savaştık” demekten kendini alamıyor. • • • Safa, bir yandan Nihad’ın yalnızlığı, aşkı ve yaşadıklarının psikolojik analizini yaparken, bir yandan da onun gözünden o dönemin sosyal, siyasi ve kültürel yaşamının fotoğrafını çekiyor. Birinci Dünya Savaşı’nda cephelerde savaşanlarla cephe gerisinde yaşayanların duygu, düşünce ve yaşamları arasındaki uçurumu gözler önüne seriyor. Bir toplumun görünen ve görünmeyen yüzlerinin
Edebiyat
MahşerPeyami Safa · Ötüken Yayınları · 20202,835 okunma
Puan vermedi·320 syf.··
Beğendi
·
2023 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2023 06:13
Peyami Safa'dan okuduğum ikinci roman. Peyami Safa edebiyatın neredeyse her türünde eserler vermiş olmasına rağmen daha ziyade romanlarıyla tanınmıştır. Romanlarında kendi yaşamından izleride görmekteyiz. "Mahşer" yazdığı ilk romanlarından biridir. Spoiler içerir !!! Genç bir öğretmen olan nihad Çanakkale'de cephede vatanı, milleti uğruna savaşıp gazi olduktan sonra İstanbul'a dönüyor. İstanbul'a adım atana kadar ümidini korumuştu. Direkt teyzesinin evine gidecek daha sonra bir iş bulup çalışacaktı. Lakin işler hiç beklediği gibi gitmedi. Teyzesinin vefatını öğrendikten sonra sokakta kaldı. Çünkü gidecek başka kimsesi yoktu. Kısa süreliğine bir arkadaşında kalmaya başladı. Başvurduğu birçok işten de eli boş döndü. Yine bir iş bulma ümidiyle postahane karşısındaki hanlardan birine girdi. İş aradığından ve kim olduğundan kısaca bahsettikten sonra nihayet bir iş bulmuştu. Girdiği bu handa gördüğü kadının küçük çocuğuna ders verecekti. Bu evde görmemesi ve duymaması gereken birçok şeye şahit oldu. Ancak bırakıp gidemiyordu çünkü çalıştığı evin akrabası olan aynı evde yaşadıkları muazzez'e aşık olmuştu. Ama muazzez ile evlenmek isteyen biri daha vardı. Bu kişi evlerine sık sık gelen birlikte iş yaptıkları aynı zamanda da evli olan alaaddin bey'di. Birgün muazzez'i alaaddin bey ile evlendireceklerini öğrenince bir tanıdığının da teşvikiyle muazzez'i kaçırmaya karar verdi. O kadar olaydan sonra muazzez'de bunu kabul etti birlikte arkadaşının evine yerleştiler bir süreliğine. Evlenip kendilerine bir yaşam kuracaklardı öyle de yaptılar. Ancak herşey düzelmek yerine daha da kötüye gitmeye başladı. Parasızlık, geçim sıkıntısı ve yaşadıkları olumsuz birçok durum evliliklerini de etkiledi. Bu kadar olumsuzluklardan sonra kendini intiharın eşiğinde bulan nihad adeta ölümden başka
Edebiyat
MahşerPeyami Safa · Ötüken Yayınları · 20202,835 okunma
9/10
·314 syf.··
2021 12. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2021 19:23
Mahşer nedir? Mahşer, dinsel inanışa göre, kıyamet günü dirilecek olanların toplanacakları ve günah/sevap defterinin açılarak hesapların kesileceği yere verilen isimdir. Mecazi olarak ise, büyük ve gürültülü kalabalıklar için kullanılmaktadır. Peyami Safa bu eseri için "Mahşer" ismini tesadüfen seçmiş değildir. Ona göre 1915-1916 yılları Türkiye için adeta bir mahşer yeridir. Kitabın baş kahramanı Nihad'dır. Nihad ismi de tesadüfen seçilmiş bir isim değildir. Tabiat, huy, bünye veya yaratılış demektir. Tabiat ve yaratılış kelimeleri Nihad'ın karakteri ve beklentileri için oldukça uygun kelimelerdir. Zira Nihad bir Çanakkale gazisidir. Çanakkale'de vatanı ve milleti uğruna savaşmış, yıkılmak üzere olan vatanını müdafaa etmek için canını ortaya koyarak onurlu bir duruş sergilemiştir. Gazi olduktan sonra ise, İstanbul’a dönmek zorunda kalmış, döndüğünde ise beklediği ilgiyi ve alakayı hem vatanından hem de vatandaşlarından görememiştir. Beklediği ilgiyi ve alakayı göremeyen Nihad, İstanbul'da açlık, sefalet, işsizlik ve yalnızlık içinde, gazi olmuş haliyle yeniden bir hayat mücadelesinin içinde bulmuştur kendisini. Onun için 3 yıl sonra geri döndüğü İstanbul tam bir hayal kırıklığı olmuş; artık riyakarlığın kol gezdiği, rüşvetçiliğin tabii bir hal aldığı, haksızlığın başını alıp yürüdüğü ve ahlaksızlıkları yapıp zengin olanlara saygı gösterildiği bir yer olmuştur. Bu hayal kırıklığı zamanla öyle bir seviyeye yükselecektir ki, hayatta kalmak ve vatanını müdafaa etmek için Çanakkale'de her şeyi yapan Nihad, kendisini intiharın eşiğinde bulacaktır. Birinci Dünya Savaşı, Osmanlı Devleti için çok sarsıcı ve yıpratıcı bir savaş olmuştur. Bu savaş hem devleti zayıflatmış hem de toplumsal olarak iyiden iyiye fakirleşmenin ortaya çıkmasına, ruhsal bunalımların patlak
MahşerPeyami Safa · Ötüken Yayınları · 20202,835 okunma
Mahşer
Puan vermedi·320 syf.·
2022 7. kitabı
Okurken hüzünlendiren düşündüren bir kitap. Tanıtım bülteninden. . Mahşer, cephede vatanı, milleti uğruna savaşıp gazi olan ve İstanbul’a döndükten sonra kendisini intiharın eşiğinde bulacak kadar hayal kırıklıkları yaşayan Nihat’ın romanıdır. Birinci Dünya Savaşı’nın sebep olduğu çalkantıların, fakirlik ve ruhî bunalımların ferdî ve toplumsal ölçekte yol açtığı ahlakî çöküntüleri, gerçekçi bir atmosfer içinde sunan Peyami Safa, daha romanın ilk sayfalarından başlamak üzere, idealist bir insanın hayatta kalmak için ne gibi fenalıklarla yüzleşmesi gerektiğini okuyucuya gösterir.
Edebiyat
MahşerPeyami Safa · Ötüken Yayınları · 20202,835 okunma
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2021 45. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2021 22:00
Nihad, Çanakkale gazisidir. Çanakkale'de yıkılmak üzere olan vatanını savunmak için canını ortaya koyarak onurlu bir duruş sergilemiştir. Gazi olduktan sonra ise, İstanbul’a dönmek zorunda kalmış, döndüğünde ise beklediği ilgiyi ve alakayı hem vatanından hem de İstanbul halkından görememiştir. Nihad, İstanbul'da açlık, sefalet, işsizlik ve yalnızlık içinde, gazi olmuş haliyle yeniden bir hayat mücadelesinin içinde bulmuştur kendisini. Onun için üç yıl sonra geri döndüğü İstanbul tam bir hayal kırıklığı olmuş, artık riyakarlığın kol gezdiği, rüşvetçiliğin normal karşılandığı, haksızlığın başını alıp yürüdüğü ve ahlaksızlıkları yapıp zengin olanlara saygı gösterildiği bir yer olmuştur. Bu hayal kırıklığı zamanla öyle bir seviyeye yükselecektir ki, hayatta kalmak ve vatanını müdafaa etmek için Çanakkale'de her şeyi yapan Nihad, kendisini intiharın eşiğinde bulacaktır. Birinci Dünya Savaşı, Osmanlı için çok sarsıcı ve yıpratıcı bir savaş olmuştur. Bu savaş hem devleti zayıflatmış hem de toplumsal olarak fakirleşmenin ortaya çıkmasına, ruhsal bunalımların patlak vermesine ve Peyami Safa'ya göre ahlakî çöküntülere yol açmıştır. İşte bu eser, Peyami Safa'nın bu ortamı bize hem akıcı hem de gerçekçi bir şekilde anlattığı eseridir.
Edebiyat
MahşerPeyami Safa · Ötüken Yayınları · 20202,835 okunma
"Hürriyet ve aşk her şeyden üstün."
Puan vermedi·320 syf.··
2023 12. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2023 12:30
》Mahşer, cephede vatanı, milleti uğruna savaşıp gazi olan ve İstanbul'a döndükten sonra kendisini intiharın eşiğinde bulacak kadar hayal kırıklıkları yaşayan Nihat'ın romanıdır. 》İstanbul'a geldiği zaman insanlar tarafından kendisine kucak açılacağını, hayatını hemen yoluna sokabileceğini düşünen Nihat farklı bir ortamla karşılaşıyor. Günlerce kalacak yer ve iş bulamaması yetmezmiş gibi bir de küçümseniyor, gururu kırılıyor, tek tek kapılar yüzüne kapanıyor. Ve aslında savaştan daha kötü bir ortamın içine düştüğünü anlıyor. Bu insanlar için mi cephede savaştık, türlü eziyetler çektik diye düşünmekten alamıyor kendini. Yazar da bu fikir üzerinden aslında cephede savaşanlarla, yaşayan diğer insanların mukayesesini yapıyor. 》Tesadüfen karşılaştığı Seniha Hanım'ın kendisine yaptığı iş teklifiyle Nihat'ın asıl macerası da başlamış oluyor. Buradan itibaren hüzün, pişmanlık, korku, umut, hayal kırıklığı, mutluluk, heyecan kısacası insana dair ne varsa okuyoruz. Ve aşk... Tabiki unutmuyor yazar. Muazzez... Gerçek aşkı da onda görüyoruz. Bu konuda çok ipucu vermeyeceğim. 》Yazarımız her eserinde olduğu gibi kusursuz psikolojik ve sosyolojik analizler yapıyor. Ve adeta can yakıyor, uyandırıyor, gözlerdeki perdeleri kaldırıyor. Sadece Nihat'ın yalnızlığı, psikolojik durumu değil, dönemin de siyasi, sosyal ve kültürel durumunu anlatıyor. Birinci Dünya Savaşı'nın sebep olduğu çalkantıların, fakirlik ve ruhi bunalımların ferdi ve toplumsal ölçekte yol açtığı ahlaki çöküntüleri, gerçekçi bir atmosfer içinde gözler önüne seriyor. Ve idealist bir insanın hayatta kalmak için ne gibi fenalıklarla yüzleşmesi gerektiğini gözler önüne seriyor. 》Kitabın arka kapağında da dendiği gibi Nihat artık Türkiye'nin masumlar, temizler, alicenaplar, faziletkârlar, hasbiler, iyi niyet sahipleri ve
Edebiyat
MahşerPeyami Safa · Ötüken Yayınları · 20202,835 okunma
10/10
·320 syf.··
2026 28. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 15:11
Peyami Safa'dan okuduğum beşinci kitap... Benim için sıralama yapmak çok zor , tüm kitapları bir iz bıraktı bende... Kitabı çok beğendim. Peyami Safa 'nın bu kitabı 25 yaşında yazdığını öğrendiğimde kendisine hayranlığım daha da arttı. Yazar hakkında söylenmesi gerekenleri görebildiğim, takip edebildiğim kadarıyla okurları burada ifade ediyorlar... Çok büyük, dünya çapında bir yazar... 《Çanakkale Cephesinden yaralanıp dönmek zorunda kalan Nihad'ın hikayesi... umduğu ve bulduğu arasındaki bocalamaları... İç dünyasındaki çalkantıları... Vehimli aşk hayatı... Harpten muzdarip memleketin hal-i pür melâli... Bu duygu düşüncelerin etkisiyle Nihad'ın dibe vurması... ve Romancı Kerim Bey... 》
MahşerPeyami Safa · Ötüken Yayınları · 20202,835 okunma
Türkiye bir mahşerdir...
10/10
·320 syf.··
2024 48. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2024 22:24
" Birisi onun kulağına bir mahşere girdiğini niçin fısıldamadı? Niçin söylemedi ki, bir Türk'ün en bedbaht olduğu yer Türkiye'dir; harp cepheleri şehirlerden daha güzeldir, daima namuslu Türkler, ölümü, Türkiye'de hayata tercih etmişlerdir. Niçin ona haber verilmedi ki, cepheden dönerek memleketine girenler, sürüneceklerdir, niçin demediler ki, Türkiye bir mahşerdir, orada masumlar, temizler, alicenaplar, faziletkarlar, hasbiler, iyi niyet sahipleri ve büyük kalpli insanlarla reziller, çalıp, çırpanlar, imansızlar, türediler, sonradan görmeler, seviyesizler, sütü bozuklar, hainler ve katiller omuz omuza yürür, gezer, sevilir, yaşar, karışık korkunç bir kütle gibi kımıldarlar..." Çanakkale'de savaşıp, savaş bitip yurda dönen Nihad'ın yolculuğu... Savaş bitip de döndüğünde çok farklı bir yer buldu, hiçbir şey onun hayal ettiği gibi değildi. Gelir gelmez tek akrabası olan teyzesinin de öldüğünü öğrenince sokakta kalıyor ve daha sonra kıt kanaat geçinen arkadaşı Faik'in yanında yaşıyor. Fakat onların da durumu ortadadır, bu yüzden Nihad onlara yük olmak istemez iş aramaya başlar. Gittiği her iş görüşmesinden eli boş dönüyor, oysa ki harp gazisi olduğunu söylediğinde bir şeylerin farklı olacağını düşünmüştü, yanıldı. Asıl gerçekle yüzleşmesi uzun sürmedi: Savaşıp dönenlerin devlet nezdinde de insan nezdinde de pek önemi yoktu, asıl önemli olan güçtü. Bir dolandırıcı hırsızın değeri daha çok vardı bir harp gazisinden bu da çok acı bir şekilde onun gözünün önüne serilir. En sonunda bir iş bulacak olsa da aslında hayat ona daha farklı şeyler gösterecekti yokluğu daha çok hissedecekti. O zaman dönmeyi değil de savaş meydanında ölmeyi diledi. Bir çocuğa Fransızca eğitim vermek için gittiği yerde kader onun için planlar yapar ve kendi mahşerini yaşar. Peyami SafaPeyami Safa'nın okuduğum 4.
1000Kitap
MahşerPeyami Safa · Ötüken Yayınları · 20202,835 okunma
8/10
·324 syf.··
2015 68. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Ekim 2015 18:14
Yazar olay örgüsünü, karakterlerin hislerini, düşüncelerini o kadar güzel ele almış ki insan okurken büyük bir zevk alıyor. Kesinlikle okunması gereken bir kitap.
MahşerPeyami Safa · Ötüken Yayınları · 20202,835 okunma
Puan vermedi·324 syf.··
2018 11. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2018 02:26
Çanakkale'de vatanını savunmanın verdiği gururu taşıyan gazi Nihad'ın eski hayatına döndüğü zaman: karşılaştıkları güçlükleri, hayata bakış açısını, toplumu, insan ilişkilerini, çoğu insanın aklının hep bir ucunda olan intihar düşüncesinin işlendiği akıcı bir roman. Hepimiz Mahşerdeyiz!
Edebiyat
MahşerPeyami Safa · Ötüken Yayınları · 20202,835 okunma

Yazar Hakkında

Peyami SafaYazar · 125 kitap
Peyami Safa, Türk hikâye ve romancısıdır. Server Bedi takma ismini de kullanan yazar romanlarının yanı sıra, düşünsel yapıtları, polemikleri, köşe yazarlığı ve gazeteciliği ile de tanınır. Servet-i Fünun dönemi şairlerinden İsmail Safa'nın oğludur. Sivas'a sürgüne gönderilen babasının orada ölmesi üzerine 1901 yılında iki yaşında yetim kalmış, bu yüzden "Yetim-i Safa" adıyla anılmıştır. Babasız büyümenin acılarının yanı sıra, sekiz dokuz yaşlarında yakalandığı bir kemik hastalığı dolayısıyla 17 yaşına kadar, bu hastalığın fiziksel ve ruhsal bunalımlarını yaşamıştır. Doktorlar kolunun kesilmesinde karar kılmış, fakat Safa bunu kabul etmemiştir. Daha sonraları bu günlerdeki tecrübelerini "9. Hariciye Koğuşu" adlı romanında okurlarıyla paylaşır. Hastalık ve savaşın yol açtığı maddi sıkıntılar dolayısıyla öğrenimini sürdürememiş, 13 yaşında hayatını kazanmak ve annesine bakmak için Vefa İdadisi'ndeki öğrenimini yarıda bırakmıştır. Karton Matbaası'nda bir süre çalışan Peyami Safa, Posta - Telgraf Nezareti'ne girmiş, I. Dünya Savaşı'nın başlamasına kadar orada çalışmıştır (1914). Daha sonra Boğaziçi'ndeki Rehber-i İttihat Mektebi'nde öğretmenlik yapmaya başlamıştır. Dört yıl çalıştığı bu okulda, hem öğretmiş, hem de kendi çabasıyla Fransızca'sını ilerletmiştir. Buradaki izlenim ve deneyimlerini "Biz İnsanlar" adlı eserinde kullanmıştır 1918 yılında ağabeyi İlhami Safa'nın isteğine uyarak öğretmenlikten ayrılmış ve birlikte çıkardıkları "20. Asır" adlı akşam gazetesinde "Asrın Hikâyeleri" başlığı altında yazdığı öykülerle gazetecilik yaşamına başlamıştır. İmzasız olarak yazdığı bu hikâyelerin tutulması üzerine Server Bedi takma adını kullanmaya başlayan Peyami Safa, daha sonra 1921'de Son Telgraf gazetesinde yazmış, oradan da Tasvir-i Efkâr'a geçmiştir. Daha sonra Cumhuriyet gazetesine geçmiş, 1940 yılına kadar bu gazetede fıkra ve makalelerinin yanı sıra, roman da tefrika etmiştir. 1960'lı yıllara kadar başta Milliyet olmak üzere birçok gazete ve dergide yazan Peyami Safa 27 Mayıs'tan sonra Son Havadis gazetesinde yazmaya başlamıştır (1961). Aynı yıl Erzurum'da yedek subaylığını yapmakta olan oğlu Merve'nin ölümü üzerine büyük bir sarsıntı geçiren Peyami Safa, iki üç ay sonra İstanbul'da vefat etmiştir. Edebî hayatı İlk romanlarında sola yakın görüşler taşıyan Peyami Safa, bir hastanın psikolojisini anlattığı otobiyografik romanı Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'nu (1931) Nazım Hikmet'e ithaf etmişti. Bu roman hariç, 1922-1939 yılları arasında yazdığı Mahşer (1924), Şimşek (1928), Fatih-Harbiye (1931) ve Biz İnsanlar (1939) adlı romanlarında Doğu-Batı sorunsalını karakterlerde somutlaştırarak işledi. Safa, bu romanlarında, ruh hallerini çözümlemede, kurguda, dilinin kıvraklığında, anlatım tekniklerindeki denemelerde başarılı bulunurken romanlarında düşünceyi öne çıkarması dolayısıyla eleştiriler aldı. II. Dünya Savaşı sırasında Nasyonal Sosyalistlere yakınlaşmasıyla dikkat çeken Safa'nın gerçekçi roman çizgisi Matmazel Noraliya'nın Koltuğu (1949) ile mistisizme yöneldi. İlk uzun hikâyesi "Gençliğimiz"i 1922 yılında neşreden Peyami Safa, para kazanmak amacıyla yazdığı kitaplarında, ilk defa ağabeyi İlhami Safa'nın takma ad olarak kullandığı, annesi Server Bedia Hanım'ın adından uyarladığı Server Bedi müstear adını kullanmış, bu takma adla yüzlerce eser vermiştir. Bunlar arasında en sevilenler Cingöz Recai macera romanları ile Cumbadan Rumbaya adlı romanı olmuştur. Peyami Safa, Türk kültür yaşamında yayımlandığı yıllarda hayli etkili olmuş Hafta, Kültür Haftası (1936, 21 sayı) ve Türk Düşüncesi (1953-1960, 63 sayı) dergilerini çıkarmıştır. Asıl ününü romancı olarak yapan Peyami Safa, bazı uzun öyküleri ile de dikkati çekmiş, yazar Batılı kaynakların bir "Zalim" olarak tanıttıkları hun hükümdarı Attila'yı aklamak amacıyla aynı adda bir de tarihsel roman yazmıştır. Tüm bu üretkenliğine rağmen yeterince tanınmamış ve tanıtılmamıştır. Hakkında yapılan çalışmalar Prof. Dr. Mehmet Tekin, Doç Dr. Mehmet Önal ve Dr. Nan a Lee Peyami Safa hakkında birer doktora tezi vermişlerdir. Beşir Ayvazoğlu'nun yazar (Peyami Safa) hakkında Ötüken Yayınları'ndan çıkmış, biyografik bir eseri bulunmaktadır. Zülfikar Uğur Yıkan, 2004 yılında Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde "Peyami Safa'nın Server Bedi İmzalı Romanları" konulu Yüksek Lisans tezini hazırlamıştır. Yazar-çevirmen Sabri Kaliç 2011 yılında Peyami Safa'nın "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu" romanını "Exterior Diseases - Ward: 9" adıyla İngilizceye çevirmiştir. Ayrıca internet üzerinde Peyami Safa hakkındaki bilgilere ulaşabilceğiniz " peyamisafa.biz " şeklinde bir internet adresi mevcuttur.