Peyami Safa benim gözümde "kimlik bunalımı" cümlesinin, teriminin tarifi için bir ömür tüketmiş bir yazar.
Bütün eserlerinde mutlaka görebileceğimiz ana konu bu oluyor neticede. Konu,
Peyami Safa’nın Şimşek romanı, ilk gençlik yıllarının tazeliğini, aşkın coşkusunu ve insanın ruh dünyasındaki dalgalanmaları çok canlı bir şekilde anlatıyor.
Safa’nın dili hem akıcı hem de derin; karakterlerin duygularını okurken sen de onların heyecanına, hayal kırıklıklarına ortak oluyorsun.
Kitap sadece bir aşk hikâyesi değil; insan ruhunun karmaşasını, özellikle de gençliğin gelgitlerini yansıtan bir roman aslında.
Safa’nın psikolojik çözümlemeleri o kadar etkili ki, kimi yerde kendini karakterlerin içinde buluyorsun.
Keyifle oku
GİTMEK İSTEMEZSEN BİR ŞİMŞEK MİKTARI OTURSAK DİYORUM
Şimşek 90 yaşında.. 1928 senesinde yazıldığında bu kitap Peyami Safa henüz 29 yaşındaydı. Yazarın okuduğum 2. Kitabı, ilki yaklaşık 20 yıl
Kraldan usta işi bir eser.. insan psikolojisi üzerine harika tespitler. Kadınların psikolojik durumları ve dünyaya bakışları..
Evli bir çift üzerinden anlatılan hikaye; kadın erkek arasındaki dünyaya bakış farklarını, bazı kararların nasıl yıkıcı etkileri olduğunu, toplumdaki yozlaşma ve ahlak anlayışının bozulması nasıl sonuçlar verdiğini anlatıyor. Yazar kendisini Ali karakteri ile romana eklemiş. Psikolojik çözümlemeleri çok iyi yapan yazarın önemli eserlerinden biri..
Psikolojik tahlillerin bolca yer aldığı roman bu türü sevenler için eşsiz bir eser. Oldukça akıcı ve dramatik. Tavsiye olunur..
yazarın şu ana kadar en sevdiğim romanı olmuştur.
Bir peyami safa hayranı olarak en çok beğendiğim kitabı bu diye bilirim.Bireyin psikolojik buhranını vücut üzerindeki etkilerini sarsıcı bir şekilde anlatması romanın en baş konusu olarak ele almaktadır.Kişinin anlaşılamaz bir şekilde isteklerine, arzularına gem vuramaması iradenin yetersizliğinden kaynaklandığını göstermektedir.Karakterlerin anlaşılamaz davranışları tutarsızlıkları gözler önündedir.spoiler!!!!!!
Kitabın bitişindeki üzgünlüğümü sonunun tatmin edici şekilde bitmesi gölgelemiştir.
Çocukluğundan beri yalnız kalmış bir yere ait hissedememiş Pervin hayatındaki erkekleri farklı bir hisle sevdiğini sanıyor. Müfid'in sadakatine merhamet duyduğunu sanarken, Sacid'i duygularından yoksun oluşunu güçlü olarak nitelendiriyor. Bana göre sevgiyi bilmiyor, sevgiden mahrum kalkarak yaşamış Pervin, birden fazla insanı kalbine sığdıracağını düşünmesi bu hissi tanımamış olmasından kaynaklanıyor. Onun ve etrafındakilerin bu ruh halini incelemek analiz etmeye çalışmak keyifliydi. Peyami Safa, romanının kahramanlarına kanlı canlı bedenler bulup onları yaşatmayı başarmış. Sevginin de bir ruhu yaratan en büyük güç olduğunu çıkardım payıma.
Herkese Merhaba bugün sizlere Safa'nın ilk eserlerinden olan, psikolojik roman türündeki ilk denemesi "Şimşek" isimli romanından bahsetmek istiyorum. Yazarın ilk denemesi olmasına rağmen
Beni çok derinden etkiledi.
Peyami Safa'nın okuduğum beşinci romanı Şimşek. Karakter çizimleri ve tanımlamaları ve olay anlatımları tahmin ettiğim gibi olağanüstüydü. Başlarda basit bir aldatma okuyacağımı zannederken aldanan ve aldatanı öyle tasvir ediyor ve öylesine sebeplerle ilişkilendiriyor ki onları ne yargılayabiliyor ne onlardan nefret edebiliyor ne de onlara hak verebiliyorsunuz. Karakterlerde ve olay örgüsünde en çok aradığım şeydir bu. İnsanın tüm zıtlıkları aynı bünyede besleyebilen buna hiç utanmayan bundan hiç gocunmayan veya buna övünmeyen bir varlık olması ve nihayet doğasında bu düşünce ve davranışları bilerek ya da bilmeyerek ihtiva etmesi.
-Son bölümlere doğru beni hafif bunalımlara sevk etti hatta kahramanlar rüyalarıma bile girdiler. Sırf kitap yüzünden mutsuz geçirdiğim uzun saatler oldu.
Kitapta eski kelimelerin var olması sevmeyenler için külfet olabilir, okuyacak olanlar “müthiş” kelimeler öğrenecekler, garanti verebilirim.
-Size karakter değil insan tahlil ediyor.
-Kitaba ismini veren “şimşek” meselesini de sona saklaması ve birleştirdiği durum çok güzeldi.
Keyifli okumalar.
Peyami Safa, Türk hikâye ve romancısıdır. Server Bedi takma ismini de kullanan yazar romanlarının yanı sıra, düşünsel yapıtları, polemikleri, köşe yazarlığı ve gazeteciliği ile de tanınır.
Servet-i Fünun dönemi şairlerinden İsmail Safa'nın oğludur. Sivas'a sürgüne gönderilen babasının orada ölmesi üzerine 1901 yılında iki yaşında yetim kalmış, bu yüzden "Yetim-i Safa" adıyla anılmıştır. Babasız büyümenin acılarının yanı sıra, sekiz dokuz yaşlarında yakalandığı bir kemik hastalığı dolayısıyla 17 yaşına kadar, bu hastalığın fiziksel ve ruhsal bunalımlarını yaşamıştır. Doktorlar kolunun kesilmesinde karar kılmış, fakat Safa bunu kabul etmemiştir. Daha sonraları bu günlerdeki tecrübelerini "9. Hariciye Koğuşu" adlı romanında okurlarıyla paylaşır. Hastalık ve savaşın yol açtığı maddi sıkıntılar dolayısıyla öğrenimini sürdürememiş, 13 yaşında hayatını kazanmak ve annesine bakmak için Vefa İdadisi'ndeki öğrenimini yarıda bırakmıştır. Karton Matbaası'nda bir süre çalışan Peyami Safa, Posta - Telgraf Nezareti'ne girmiş, I. Dünya Savaşı'nın başlamasına kadar orada çalışmıştır (1914). Daha sonra Boğaziçi'ndeki Rehber-i İttihat Mektebi'nde öğretmenlik yapmaya başlamıştır. Dört yıl çalıştığı bu okulda, hem öğretmiş, hem de kendi çabasıyla Fransızca'sını ilerletmiştir. Buradaki izlenim ve deneyimlerini "Biz İnsanlar" adlı eserinde kullanmıştır 1918 yılında ağabeyi İlhami Safa'nın isteğine uyarak öğretmenlikten ayrılmış ve birlikte çıkardıkları "20. Asır" adlı akşam gazetesinde "Asrın Hikâyeleri" başlığı altında yazdığı öykülerle gazetecilik yaşamına başlamıştır. İmzasız olarak yazdığı bu hikâyelerin tutulması üzerine Server Bedi takma adını kullanmaya başlayan Peyami Safa, daha sonra 1921'de Son Telgraf gazetesinde yazmış, oradan da Tasvir-i Efkâr'a geçmiştir. Daha sonra Cumhuriyet gazetesine geçmiş, 1940 yılına kadar bu gazetede fıkra ve makalelerinin yanı sıra, roman da tefrika etmiştir. 1960'lı yıllara kadar başta Milliyet olmak üzere birçok gazete ve dergide yazan Peyami Safa 27 Mayıs'tan sonra Son Havadis gazetesinde yazmaya başlamıştır (1961). Aynı yıl Erzurum'da yedek subaylığını yapmakta olan oğlu Merve'nin ölümü üzerine büyük bir sarsıntı geçiren Peyami Safa, iki üç ay sonra İstanbul'da vefat etmiştir.
Edebî hayatı
İlk romanlarında sola yakın görüşler taşıyan Peyami Safa, bir hastanın psikolojisini anlattığı otobiyografik romanı Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'nu (1931) Nazım Hikmet'e ithaf etmişti. Bu roman hariç, 1922-1939 yılları arasında yazdığı Mahşer (1924), Şimşek (1928), Fatih-Harbiye (1931) ve Biz İnsanlar (1939) adlı romanlarında Doğu-Batı sorunsalını karakterlerde somutlaştırarak işledi. Safa, bu romanlarında, ruh hallerini çözümlemede, kurguda, dilinin kıvraklığında, anlatım tekniklerindeki denemelerde başarılı bulunurken romanlarında düşünceyi öne çıkarması dolayısıyla eleştiriler aldı. II. Dünya Savaşı sırasında Nasyonal Sosyalistlere yakınlaşmasıyla dikkat çeken Safa'nın gerçekçi roman çizgisi Matmazel Noraliya'nın Koltuğu (1949) ile mistisizme yöneldi. İlk uzun hikâyesi "Gençliğimiz"i 1922 yılında neşreden Peyami Safa, para kazanmak amacıyla yazdığı kitaplarında, ilk defa ağabeyi İlhami Safa'nın takma ad olarak kullandığı, annesi Server Bedia Hanım'ın adından uyarladığı Server Bedi müstear adını kullanmış, bu takma adla yüzlerce eser vermiştir. Bunlar arasında en sevilenler Cingöz Recai macera romanları ile Cumbadan Rumbaya adlı romanı olmuştur. Peyami Safa, Türk kültür yaşamında yayımlandığı yıllarda hayli etkili olmuş Hafta, Kültür Haftası (1936, 21 sayı) ve Türk Düşüncesi (1953-1960, 63 sayı) dergilerini çıkarmıştır. Asıl ününü romancı olarak yapan Peyami Safa, bazı uzun öyküleri ile de dikkati çekmiş, yazar Batılı kaynakların bir "Zalim" olarak tanıttıkları hun hükümdarı Attila'yı aklamak amacıyla aynı adda bir de tarihsel roman yazmıştır. Tüm bu üretkenliğine rağmen yeterince tanınmamış ve tanıtılmamıştır.
Hakkında yapılan çalışmalar
Prof. Dr. Mehmet Tekin, Doç Dr. Mehmet Önal ve Dr. Nan a Lee Peyami Safa hakkında birer doktora tezi vermişlerdir. Beşir Ayvazoğlu'nun yazar (Peyami Safa) hakkında Ötüken Yayınları'ndan çıkmış, biyografik bir eseri bulunmaktadır. Zülfikar Uğur Yıkan, 2004 yılında Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde "Peyami Safa'nın Server Bedi İmzalı Romanları" konulu Yüksek Lisans tezini hazırlamıştır. Yazar-çevirmen Sabri Kaliç 2011 yılında Peyami Safa'nın "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu" romanını "Exterior Diseases - Ward: 9" adıyla İngilizceye çevirmiştir.
Ayrıca internet üzerinde Peyami Safa hakkındaki bilgilere ulaşabilceğiniz " peyamisafa.biz " şeklinde bir internet adresi mevcuttur.