Adı:
Şimşek
Baskı tarihi:
28 Şubat 2018
Sayfa sayısı:
302
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799754370585
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Yayınları
Peyami Safa’nın insan ruhunun derinliklerinde dolaştığı Şimşek romanı, yaşanan ruhi gerilimlerin beden üzerindeki somut etkisini mükemmel bir şekilde gösteriyor. Bağlarbaşı’nda misafirlerin bir gün bile eksilmediği büyük ve eski bir köşkte, Müfid çocukluğundan beri dayısı Sacid ile hep aynı çatı altındadır. Müfid da­yısının arkadaşlarından Pervin’le daha yeni evlenmiştir. Evlenmeden önce Sacid’le ilişkisi olan Pervin, her ne kadar evlendikten sonra ilişkisini sonlandırmaya çalışmışsa da Sacid her seferinde onu ikna etmenin yollarını bulmuştur. Müfid, dayısı ve eşi arasında gizli bir ilişki olabileceğinden şüphelenmektedir ve çare olarak eşiyle birlikte köşkten ayrılmak ister, fakat Pervin’den um­duğu desteği bulamaz. Müfid, karşılaştığı olaylar ve arkadaş çevrelerinin imaları neticesinde bir veda mektubu bırakarak teyzesinin Çengelköy’deki evine taşınır. Bütün şüphelerine ve aslında içten içe inandığı gerçeklere rağmen, eşine duyduğu sevgiden vazgeçemeyen ve zaten zayıf bir bünyeye sahip olan Müfid, Pervin'e duyduğu hasretten dolayı yatağa düşer. Ancak hasretine dayanamadığı eşinin kendisini ziyarete gelmesine daha sonra müsaade eder. Hatta Pervin'in varlığından aldığı güçle biraz olsun iyileşmeye başlar. Fakat o gün, bir şimşek aydınlığının doldurduğu hasta odasında korkunç bir manzara ile karşılaşır.
302 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
GİTMEK İSTEMEZSEN BİR ŞİMŞEK MİKTARI OTURSAK DİYORUM

Şimşek 90 yaşında.. 1928 senesinde yazıldığında bu kitap Peyami Safa henüz 29 yaşındaydı. Yazarın okuduğum 2. Kitabı, ilki yaklaşık 20 yıl sonrasına ait 1949 senesinde yazılan Matmazel Noraliya’nın Koltuğu olmuştu, yaklaşık 300 sayfa olan bu kitapta koltuk 200. sayfada ortaya çıkmıştı. Şimşek kitabı da yine yaklaşık 300 sayfa ve şimşek karşımıza 270. sayfada çıkıyor. Diğer kitaplarında böyle ilginç bir durum var mı , okumadığım için bilemiyorum. İki kitabında da üslubu çok yakın fakat Şimşek günümüzde kullanılmayan bize yabancı kelimeler yönünden daha yoğun geldi bana, zaten dediğim gibi 20 sene önce yazılmış diğerinden. Ayrıca elimdeki kitap 1977 basım Ötüken Yayınevi ve kanaatimce böyle kitaplara böyle eski basımlar çok yakışıyor görünüm itibariyle.

Üç ana karakterimizin ismi : Müfid,Pervin ve Sacid. İsimler bile çok şey anlatıyor. Bugün 10 yaşında bir Müfid, 15 yaşında bir Pervin, 20 yaşında bir Sacid var mı ülkemizde bilmiyorum, vardır illaki de mübalağa ediyorum.

" Pervin herkesin hoşlandığı bu kokuyu, bahar yağmuruyla ıslanmış hafif toprak kokusunu içine çekerek nefes alırken,okuduğu kitabın verdiği hayalleri, gözünün önündeki manzaranın hakiki renklerine ve gölgelerine karıştırarak,tembel,müphem,tatlı bir hisle gözlerini kırptı ve daldı; ne düşündüğünü bilmeden, düşünüyordu.” Sayfa 1

Hikaye bir yana, bu üslup ve tasvirleri seviyorum ve özellikle dönemin yazarları için normal bulup keyifle okuyorum.

Müfid ve Pervin yeni evlidir, Müfid’in dayısı Sacid ile birlikte aynı evde oturmaktadırlar. Müfid ne kadar içe dönükse dayısı da bir o kadar dışa dönüktür. Klasik bir Doğu-Batı çatışması da bu vesileyle kitaptaki yerini almıştır. Birtakım entrikalar sürüp gider kitap boyunca ve yan karakterler de dahil olur. Detaya girmek istemiyorum, şu kadarını söyleyeyim ki ; insan ruhunun derinliğini, çelişki ya da çelişki gibi algılanacak zıtlıklarını çok detaylı ele almış yazar.

Hodgam,raşe ve cidal gibi bana en ilginç gelen, bugün kullanımda görmediğim üç kelimeyi sembolik olarak paylaşayım, bunun gibi onlarca kelimeye rastladım. Kendi cahilliğimin de payı vardır elbette. Google yardımıyla anlamına ulaştım,

Hodgam : Kendi keyfini düşünen,kendini beğenmiş.
Raşe : Titreyiş,ürperme.
Cidal : Kavga,çekişme

Peyami Safa okumayı kesinlikle öneriyorum, özellikle edebi zevk açısından. Okumaya devam etmek istiyorum. Kitabı bütün olarak sevdiğimi söyleyebilirim, akıcı ve tutarlı buldum. Birkaç alıntıyla noktalamak istiyorum,

“Aşkta haysiyet veya zillet aramayalım.Her ihtiras gibi,aşk da insanı en büyük irtifadan en derin uçuruma atar.Bu yükseliş ve alçalıştaki baş dönmesinin adı aşktır.”

“İstiyor ki bir erkek hem metin hem hassas, hem saf hem kurnaz,hem masum hem tecrübeli olsun.”

“En hafif bir yaprak sesiyle bile kırılmayan yekpare bir sükut.”

“Ruh kendini müdafa eder. Hassas ve iradesiz denilen insanların bir müdafa silahları vardır ki, histir.”

“Bir kadına teselli vermek, onun elinden büyük bir zevki almak demektir; kadınların erkeklerden fazla aşıkane ıstıraplara meftun olduklarını, bu eziyeti aradıklarını veya yarattıklarını biliyordu.”
302 syf.
·Beğendi·8/10
HAYALLERİM, AŞKIM ve SEN

Zavallı Müfid, insanların gerçek yüzünü görmekte ki acizliğin sana pahalıya mal oldu. Her şeyini kaybettikten sonra gözünü açmandan dolayı sana kocaman bir GÜNAYDIN diyorum.
https://www.youtube.com/watch?v=hCn-rU4O8uc

Pervin, eşini aldatan hovarda bir karakter. Bu yaptığı çirkinlik hem kocasının hem de aşığının ölümüne neden olacak ve kendisi de gözleri önünde yaşanan bu olaylardan dolayı ciddi manada ruhi bunalımlara girecektir.

En çok dikkatimi çeken de şu oldu. Pervin ve aşığı Sacid, Müfit'in hasta yatağında hemen ölmesi için onun gözleri önünde sevişmeyi göze almaları. Dehşet verici bir hadise. Korkunç bir intikam. Çirkinlikte nirvana.

Anlayamadığım şu Batı kültürü ile yetişmiş Sacid karakteri baskın, atak olurken Anadolu kültürü ile yetişmiş Müfid ise saf, çabuk kanan bir insan olarak sunulmuş romanda. Bu Batı-Doğu ayrımını hemen her romanında görüyoruz yazarın.

Son zamanlarda trend haline gelen anlatmaya gerek yok, görüyorsunuz cümlesini bu roman için kullanmak istedim. Yayınlayacağım kesit romanın bir özetidir.

Müfid avucunu başına koydu, karısına bakarak:
- Hastayım! dedi.
Sacid yine kitabı eline almıştı.
Pervin sordu:
- Ateşin var mı?
- Biraz.
- İlâç al!
- Yatacağım.

Bunu söyler söylemez Müfid odadan dışarı fırlamıştı;
o kadar çabuk çıkmıştı ki, Sacid de, Pervin de, onun
yalnız uçan ceketinin eteğini gördüler.
Sacid kitabı atarak hemen ayağa kalktı; kocasının
yanma gitmek için odadan çıkmaya hazırlanan Pervin'i
tuttu.
- Bırak Sacid!
Erkek bırakmıyordu.

Kadın, Sacid'le yaptığı birçok mücadele tecrübelerinde
hep mağlup olduğunu hatırlayarak, mukavemetten
yine çekinmiş, soruyordu:
- Ne istiyorsun?
- Şuna yüz verme.
- Kıskanıyor musun?
Erkek cevap vermedi.
- Peki niçin? ^
- Ona sarfettiğin vakte acırım.
- O benim kocam. (Son kelimeyi söylerken gülüyordu.)
- Benim de kızkardeşimin oğlu.
- Ve hasta.
- Olmasaydı.
- Ne olmasaydı?
- Hasta.
- Hasta olmamak elimizde midir?

- Şüphe mi var? Ben ömrümde pek az hasta oldum.
Hepsinde de ihmallerimin cezasını çektiğimi biliyorum.
Pervin ona yavaşça gözlerini kaldırdı. Sacid'in yüzüne
bakarken daima korku duyuyor ve bu his, gözlerinin
hareketine tesir ederek bakışlarını ağırlaştırıyordu. Yine
doktorun tavsiyesini hatırlayarak kendini tahlil etmekten
çekindiği için bu korkunun nereden geldiğini bilemiyor,
çünkü aramıyordu. Fakat bu erkek, hem korku veriyor,
hem cezbediyordu.
Yalvarmayı denedi:
- Bırak, Sacid. Gideyim, uyutayım onu, gelirim. Sen
burada bekle.
Sacid, Pervin'i dinlemek istemiyerek yalnız kendi arzusunu
takibediyor, kadını bileğinden çekerek bir koltuğa
götürüyordu.
320 syf.
·54 günde·8/10
Beni çok derinden etkiledi.

Peyami Safa'nın okuduğum beşinci romanı Şimşek. Karakter çizimleri ve tanımlamaları ve olay anlatımları tahmin ettiğim gibi olağanüstüydü. Başlarda basit bir aldatma okuyacağımı zannederken aldanan ve aldatanı öyle tasvir ediyor ve öylesine sebeplerle ilişkilendiriyor ki onları ne yargılayabiliyor ne onlardan nefret edebiliyor ne de onlara hak verebiliyorsunuz. Karakterlerde ve olay örgüsünde en çok aradığım şeydir bu. İnsanın tüm zıtlıkları aynı bünyede besleyebilen buna hiç utanmayan bundan hiç gocunmayan veya buna övünmeyen bir varlık olması ve nihayet doğasında bu düşünce ve davranışları bilerek ya da bilmeyerek ihtiva etmesi.
-Son bölümlere doğru beni hafif bunalımlara sevk etti hatta kahramanlar rüyalarıma bile girdiler. Sırf kitap yüzünden mutsuz geçirdiğim uzun saatler oldu.
Kitapta eski kelimelerin var olması sevmeyenler için külfet olabilir, okuyacak olanlar “müthiş” kelimeler öğrenecekler, garanti verebilirim.
-Size karakter değil insan tahlil ediyor.
-Kitaba ismini veren “şimşek” meselesini de sona saklaması ve birleştirdiği durum çok güzeldi.
Keyifli okumalar.
302 syf.
·10/10
Allahım dedim, iyiki yaratmışsın Safa'yı. Bizler de bu beyinden, bu fikirden, bu sanattan ve bu fevkaladelikten nasibimizi almışız. Kaleminden çıkan her harfi raksettiren bu büyük yazar, bu romanında alışılagelmiş üslubunu biraz farklılaştırmış. Adeta sanrısal gerçekçilikle örülmüş bir hikaye. İsmi ise kitabın aslında en büyük spoileri. Okunulmadan ölünmemeli bu eseri...
302 syf.
·10/10
Diger romanlarinin aksine batililasma sürecindeki yozlasma ve ahlaki cöküntüden cok kadin erkek iliskilerini ele alir. iki farkli karakterdeki erkek ve bir kadin arasinda gecenleri anlatir, sinematografik bir atmosferi vardir özellikle sondaki, kitaba adini veren simsek sahnesi bir film izliyormuscasina kafanizda canlanir. etkileyici bir romandir.
302 syf.
·9/10
Betimlemeleri, anlattığı yerlerin tasviri, o duyguların yoğunluğu..tam bir Peyami Safa kitabı. Kitapta bahsi geçen mektubu okurken o cümleler size de yaşatıyor o ânı. Tanıklık ediyorsunuz. Yeniden okumak isteyeceğim kitaplardan biri
302 syf.
Yahu bu kitabın adı neden Şimşek? diye düşünüyorsunuz en sonlara kadar...Ama birden anlıyorsunuz neden Şimşek olduğunu ve her şimşek çaktığında siz de bu kitabı hatırlamaya başlıyorsunuz... Peyami Safa insan ruhunun derinliklerine inen tespitler ve bunun etrafında kurgulanan cümlelerle harika bir gerilim sağlıyor. İnsandaki ihtiras ve şehveti en iyi anlatan romanlardan birisi olduğunu söyleyebilirim. Bence bu romandan çok iyi bir gerlilim filmi çıkar!
302 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Gerçekten sonuna kadar merak uyandıran ve konu hakimiyeti çok güçlü bir kitap. Kitabı bitirdiğinizde ise sizi düşünmeye sevk eden aklınızın bir köşesinde yer eden başarılı bir roman.
302 syf.
·15 günde·7/10
“Hiç kimse bir Şimşek aydınlığı gördükçe Pervin’in niçin haykırdığını, niçin saçını başını yolduğunu, kendini yerlere attığını, niçin kafasını taşlara vurduğunu, niçin tepindiğini, anlamıyor, çünkü bu anda hastanın gözleri önüne gelen manzarayı bilmiyor, bu onlar için ebedi meçhuldür, bunu yalnız biz yani bu kitabı okuyanlar, bu hileyi en yakından, bu hileyi içinden seyredenler, bunu yalnız biz yanı bu kitabı okuyanlar biliyoruz.” Kitabın arka sayfasından böyle yazıyor. Gerçekten de kitabı okumayan Pervin’in neden, niye böyle davrandığını bilemeyecektir. Öğrenmeniz için bence bir an önce okumalısınız.

Pervin, Sacid ve Müfid, üç kahraman ve gelişen olaylar. 20. yüzyılın başında İstanbul ve aile içi çekişmeler. Sağlık sorunları ve ruhsal sorunları had safhada olan bir eş, Müfid. Eşini sevmekle birlikte eski aşığını da göz ardı edemeyen karaktersiz bir kadın, Pervin. Bütün bunların yanında yeğeninin karısı ile birlikte olmaktan mutluluk duyan bir başka karaktersiz Sacid. Sosyete yaşantısı ile geleneksel hayat arasında gidip gelen yaşamlar.

Peyami Safa Türk edebiyatının en önemli romancılarından bir tanesi. Şimşek romanı insan psikolojisinin ruhi bunalımlarını ve çatışmalarını güzel bir şekilde dile getirmiş. Yazarın diline ve üslubuna hayran olamamak elde değil.

Şimşek’te olaylar o kadar akıcı bir şekilde işlenmiş ve karakterlerin psikolojileri o kadar iyi tahlil edilmişki onlarla birlikte yaşıyorsunuz sanki. Ayrıca kitaptaki sürprizler cabası. Kitaba sadece bir aşk romanı gözüyle bakmak çok anlamsız bence. Şimşek psikolojik-gerilim dalında en iyilerden. Bu tür kitaplardan hoşlananlara okumalarını kesinlikle tavsiye ederim.

Peyami Safa’nın büyük bir zevkle okuduğum bu kitabı Sacit, Pervin, Müfit arasındaki psikolojik güç mücadelesini anlatır. Roman, kadın-erkek ilişkisinin yasak aşk gerçeklerini başarılı bir şekilde sunar. Yazar özellikle romanın kötü karakteri Sacit’in ruhsal karakterini çok başarılı anlatmıştır. Diğer iki karakter ise silik karakterlerdir. Sacit onlar üzerinde baskı kurmuştur. Ama bu kurduğu baskı sonunda onu da felakete sürüklemiştir. Türk edebiyatının en başarılı romanlarından biri olan Şimşek’i okumanızı tavsiye ederim…
302 syf.
·10 günde·Beğendi·8/10
Türk yazarlardan, hikayelerinde en iyi insan psikolojisi detayı kullanan kim deseler, hiç şüphesiz Peyami Safa akıllara gelenlerden biri olur. Yazdığı bu romanda da aşk ve ihanetin duygularını ölüm hissini ve kalp kırıklığının acısını hissettiriyor. Türk Kafka: Peyami Safa....
328 syf.
·3 günde·7/10
Anlatış, akış, dil çok güzel lakin bir de bu kadar fazla betimlemelere ve kişinin psikolojisine derinlemesine inilmese ne iyi olurdu. Kaç defa yarım bırakmaya yeltendim ama sabredip bitirdim.

Pervin, Müfid ve Sacid... İğrenç bir aile ilişkisi. Dayı yeğeninin karısıyla sevişiyor ve kadın bundan pek de utanmıyor. Kocası ölüm yatağındayken bile o adama karşı koymuyor. Tabii her şey felaketle sonlanıyor. Şimşek detayı güzeldi, kitabı merakla okuttu. Kitapta tek sevdiğim karakter Ali. Her durumda arkadaşının yanında duruyor, öğüt veriyor, dinliyor, konuşuyor, her türlü yardımda bulunuyor. Müfid, Ali sayesinde biraz ayakta durabiliyor. Ali'nin samimiyetini, bilgisini ve sezgisini çok sevdim.
302 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Üç kişilik bir aşk üçgeninde psikolojik tahlillerin ağır bastığı, konusu sıradan olmakla birlikte konunun islenisindeki ilginçlik kitabı okunabilir kılıyor. Yer yer osmanlıca terkiplerin varlığı biraz dili ağırlaştırıyor. Çok fazla olayın ve karakterin bulunmaması eseri durum hikayesi tadına bürümüş birazcık. Ayrıca hikayenin sonunu bağlayan olaylar "yok artık daha neler " dedirtebilir bütün bunlara rağmen okunası bir kitap yine de.
Sev,
İste; anla ve vazgeç.
Evvelâ gözlerini yum,
sev; ileriye atıl, iste;
Başın bir yere çarpınca (çarpacak, muhakkak)
Gözlerini aç, anla geriye çekil ve vazgeç
Peyami Safa
Sayfa 210 - ötüken neşriyat

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şimşek
Baskı tarihi:
28 Şubat 2018
Sayfa sayısı:
302
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799754370585
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Yayınları
Peyami Safa’nın insan ruhunun derinliklerinde dolaştığı Şimşek romanı, yaşanan ruhi gerilimlerin beden üzerindeki somut etkisini mükemmel bir şekilde gösteriyor. Bağlarbaşı’nda misafirlerin bir gün bile eksilmediği büyük ve eski bir köşkte, Müfid çocukluğundan beri dayısı Sacid ile hep aynı çatı altındadır. Müfid da­yısının arkadaşlarından Pervin’le daha yeni evlenmiştir. Evlenmeden önce Sacid’le ilişkisi olan Pervin, her ne kadar evlendikten sonra ilişkisini sonlandırmaya çalışmışsa da Sacid her seferinde onu ikna etmenin yollarını bulmuştur. Müfid, dayısı ve eşi arasında gizli bir ilişki olabileceğinden şüphelenmektedir ve çare olarak eşiyle birlikte köşkten ayrılmak ister, fakat Pervin’den um­duğu desteği bulamaz. Müfid, karşılaştığı olaylar ve arkadaş çevrelerinin imaları neticesinde bir veda mektubu bırakarak teyzesinin Çengelköy’deki evine taşınır. Bütün şüphelerine ve aslında içten içe inandığı gerçeklere rağmen, eşine duyduğu sevgiden vazgeçemeyen ve zaten zayıf bir bünyeye sahip olan Müfid, Pervin'e duyduğu hasretten dolayı yatağa düşer. Ancak hasretine dayanamadığı eşinin kendisini ziyarete gelmesine daha sonra müsaade eder. Hatta Pervin'in varlığından aldığı güçle biraz olsun iyileşmeye başlar. Fakat o gün, bir şimşek aydınlığının doldurduğu hasta odasında korkunç bir manzara ile karşılaşır.

Kitabı okuyanlar 274 okur

  • Sümeyra Necla ARIKAN
  • Fatih Şükrü KAYA
  • DenizBedir
  • Serkan
  • Yahya Yılmaz
  • Gökhan
  • Kübra
  • Ahmet Tepeli
  • Zynp Ozel
  • Sena Aktura

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.1
14-17 Yaş
%6.7
18-24 Yaş
%25.6
25-34 Yaş
%23.3
35-44 Yaş
%28.9
45-54 Yaş
%12.2
55-64 Yaş
%2.2
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%62.4
Erkek
%37.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%38.6 (27)
9
%12.9 (9)
8
%24.3 (17)
7
%17.1 (12)
6
%2.9 (2)
5
%2.9 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%1.4 (1)

Kitabın sıralamaları