İngiliz dedektif romanları yazarı Agatha Christie’nin 1929 yılında yazmış olduğu Yedilerin Gizemi romanı polisiye - gizem severler için güzel bir seçim olacaktır.
Gizem ve aksiyon dolu bu roman Chimneys’te tarihi bir köşkü kiralayan Sir Oswald Coote ve ailesinin başına gelen trajik bir olayla başlıyor. Köşkte yaşayan gençler sabah kahvaltısına uyanamadığı için sürekli geç kalan arkadaşları için bir şaka yapmayı planlıyorlar. Şaka yapmak için sekiz adet çalar saat alarak arkadaşları uyuduktan sonra bu saatleri yatağının altına koyuyorlar ve sabah kalkıp arkadaşlarının şaka kurbanı olarak uyanmalarını bekliyorlar. Fakat arkadaşları Gerry Wade’in o sabah erken uyanmak yerine ebedi uykuya yattığını öğreniyorlar. Üstelik aldıkları saatlerin yedi taneside odadaki şöminenin üzerine dizilmiş bir şekilde buluyorlar.
Şüpheli ölüm sonrası kendi evlerine dönen Caterham ailesinin genç kızı Lady Eileen evlerinde gerçekleşen şüpheli ölümü çözmeye ve Yedinin anlamını bulmaya karar verdiğinde kendisini ve birçok kişiyi içerisine çeken gizem dolu hikayeyi başlatmış olur. Kitabın sonuna kadar katilin kim olduğuna dair sınırsız şüphelerinizin olacağından eminim ve sonunda asıl suçlunun şüphe duysanızda suçlu olduğuna inanmadığınız biri çıkması sizi epey şaşırtacaktır.
Kitap hakkında genel düşüncelerim güzel olsada polisiye edebiyatının önemli bir yazarından hele ki kendi oluşturduğu önemli bir karaktere ( Hercule Poirot )sahip olmasından ötürü olsa gerek daha dolu dolu bir kitap beklentisine girmemek elde değildi. Bu yüzdendir ki kitap sonunda ‘ evet güzeldi ama…’ ile başlayan cümleler kurmak kaçınılmaz olsa gerek.