Sol cenahta sokunabikecek ve sevdiğim bir kaç kişiden birisidir. Kalemi kılıç gibi keskin olmakla beraber bu önder( kâmâl) sevgisi ile de bir taraftan verdiğim birisi. Gardrop solculuğu değil lakin tatlı su solculuğu da diyemeyeceğim ama taassubi bir ideoloji ile sevdasını hiç sevmiyorum. Eser 1974 yılında gazete köşesinde yazdıklarını anlattığı bir devletten ziyade hükümetlere özeleşltirisidir. Keşke bütün sol zihniyette merhum gibi dirayetli olabilse imiş ama beş parmağın beşi bir yerde olmadığı gibi tatlı bir rüyaya kapılıyor insan. Eserde hükümetleri daha çok adalet partisi, milli nizam partisi, milliyetçi hareket partisini, güven partisini hunharca eleştirmiştir. Eleştri demokrasilerde olmazsa olmaz kurallardan biridir düsturundan yola çıkarak hakkaniyet açısından CHP'yi eleştirmemesi çok manidardır. Bir diğer eleştirisi karaktersiz darbeci askerler ve sol basında yer alıp faşist iktidarlara göz kırpan arkadaşlarına sitemi de ilgin ve irdelenmesi gerekiyor. Eserde en çok kızdığım 27 Mayıs darbesini M. Kâmâl'in ideolojisi çerçevesinde gösterip demokrasi şehitlerini gaddarca tekfir etmesidir. Malum demokrasi var memlekette ve bunun gereklerinden birisi beğenmez isen hükümeti sandık ile devirirsin. Türkiye'de bu faşist ve sapık askeri düzenin şakşakcıları demokrasiyi bilmedikleri için malum rezil parti ile birlikte yanlarında da basın ve üniversite gençliği ile bu rezilliğe imza atmışlardır. Benim açımdan bu böyledir başkası istediği gibi düşünebilir. Eleştri hakkı, fikir beyan etme demokrasinin kazanımları olarak görülmesi halinde söylediklerim makul ve makbuldür. Son olarak dogmatik açıdan değil özgür irade ve farklı bakış açılarını görmek aöısındam okunması gereken bir eser.