·536 syf.····Okunma: 15 Ocak 2025 12:48 "Nigahdar" kitabını okurken, büyük bir sırrın peşinde koşulan bir hikâyenin içine çekileceğimi düşündüm. Kitabın başında yaratılan atmosfer ve gizem duygusu, bu beklentiyi destekliyordu. Ancak sayfalar ilerledikçe hikâyenin vaat ettiği derinliğe ulaşamadığını fark ettim. Hikâye boyunca büyük bir sırdan bahsediliyor, fakat bu sır ne açıklanıyor ne de tam anlamıyla bir çerçeveye oturtuluyor. Sürekli bir şeylerin çok önemli olduğu ima edilse de, okur olarak bu önemin nedenlerine dair ikna edici bir gerekçe bulmak zorlaşıyor.
Karakter işlenişi açısından da hikâye ne yazık ki yeterince derinlik sunamıyor. Şirin’in, ateist bir karakterden dini argümanlara hızla ikna olması gibi önemli bir dönüşüm, detaylandırılmadan ve aceleye getirilmiş bir şekilde aktarılmış. Oysa böyle bir dönüşüm, daha incelikli bir anlatımla hem psikolojik hem de dramatik açıdan çok daha etkileyici bir hale getirilebilirdi. Benzer şekilde, kadın ve erkek başkarakterlerin neredeyse anında birbirine aşık olması, klişe bir anlatıdan öteye geçemiyor. Bu durum, hikâyeye duygusal bir inandırıcılık katmaktan çok, basit bir romantik ekleme hissi uyandırıyor.
Hikâyenin ilerleyen bölümlerinde, sırrın peşindeki örgütün tüm dünyayı kendi çıkarları doğrultusunda manipüle ettiğinden bahsediliyor. Ancak ellerindeki muazzam imkânlara rağmen, örgütün Şirin ve Algan’ın sırrı çözmesine gerçekten ihtiyaç duymadığı izlenimi oluşuyor. Bu noktada akla şu sorular geliyor: Eğer bu iki karakter örgütten daha fazlasını bilmiyorsa, onları bir araya getirmek için neden bu kadar çaba sarf edildi? Algan ve Şirin, örgütün başaramayacağı neyi gerçekleştirdi? Bu soruların cevapsız kalması, hikâyenin inandırıcılığına zarar veriyor. Üstelik örgüt, Nigahtar’ı ele geçirmiş ve bir yıldır onu takip etmiş olmasına rağmen, hiçbir ipucu bulamayacak şekilde adamı öldürüyor. Bu karar, olay örgüsünde ciddi bir tutarsızlık yaratıyor ve hikâyenin kurgu bütünlüğünü zedeliyor.
Genel olarak Nigahdar, başlangıçtaki atmosferi ve gizem duygusuyla ilgi çekse de, hem karakter işlenişi hem de olay örgüsü bakımından eksik kalıyor. Kitap, derinlikli bir kurgu yaratma potansiyeli taşımasına rağmen, bu potansiyeli hayata geçirememiş. Daha güçlü bir işçilikle çok daha etkileyici bir eser olabilirdi. Ancak bu haliyle, anlatıdaki eksiklikler ve tutarsızlıklar okuma boyunca akıldan çıkmıyor.