Psikoloji üzerine Mark Wolynn’ın ‘Seninle Başlamadı’ adlı kitabını yeni bitirmişken, Kaybolan Bağlar’ı edinmek muazzam bir sıralama oldu gerçekten. Johan Hari’nin kendisinin de uzun yıllar mücadele etmek zorunda kaldığı depresyon ve kaygı üzerine yazdığı bu kitap hakkında tek olumsuz eleştirim bazı noktalarda kendini tekrarlaması oldu. Bununla beraber karşınızda çoğu zaman bir psikolog varmış gibi ihtiyacınız olan bilgiyi içgörüyü size adım adım kazandırmak konusunda bence baya marifetli bir kitap. Çoğunlukla bilim insanları ile yapmış olduğu görüşmeleri kaleme alan yazar kitaba kendi depresyon hikayesiyle başladığı için okuyucuyu direkt olarak bilimin soğuk diliyle karşılamak yerine sıcak bir şekilde selamlıyor. Özellikle günümüz dünyasının ve beraberinde toplumsal kültümüzün sosyal medya/gösteriş bağlamının dibine batmasının insan yaşamı üzerindeki etkisini anlattığı sayfalar sindirilerek okunmalı. Beni etkileyen iki hikayesi ise eminim tüm okuyucuların dikkatini çekecektir. Bir annenin ölü doğurduğu bebeği sonrasında yasıyla mücadele şekli ve kirasını ödemekte zorlanan engelli bir kadının etrafında gelişen protesto olayları ciddi anlamda ders niteliğinde. Ezcümle psikoloji alanında eğitim alanlar için ne derece geçerli bilgiler olduğunu bilemesem de bilimsel makalelerden ve bilim insanlarının araştırmalarından özütülerek yazılmış bu eser, yalnızlık çağı adını verdiğim bu yüzyılda sahici bir yaşam için ne yapılması gerektiği hususunda yeterli bilgilere sahip. Okunmasını özellikle kendini ayrıştırmayı anlamayı ve anlamlandırmayı sevenler için tavsiye ederim.