!!!Dikkat spoiler içerebilir.!!!

İlk kez bir polisiye kitap yorumlayacağım.Spoiler içerebilir uyarısını yapmam gerekecek sanırım.Aslında polisiye kitabı heyecanını koruması gerektiğine inandığım için mümkün olduğunca az detaya girip yorumlamaya çalışacağım.

İlk önce kitabın bende kısa bir hikayesi var .Ondan bahsedeyim.Ben tam bir ince uçlu tükenmez kalem tutkunuyum.F.C1430 kodlu tükenmez kalemi arıyordum.Birçok kırtasiye ve kitapçıda aradığım halde bulamadım maalesef.Ben de internette araştırdım ve bir kitap sitesinde buldum.Sadece kalem için kargo parası vermeye gönlüm razı olmayınca biraz da kitap almaya bahane yarattım ve bu kitap gözüme çarptı.Yazarla ilk kez tanışıyordum ama kitabın türünün polisiye olması ona bir şans vermeye ikna etmişti beni.ve Ölüme Çağrı kitabı kısa bir süre önce yayınlanmıştı hatta 1kda eksik kitap olarak bildirdim ve listeye alınmıştı.İlk yorumu ben yapmak istiyordum ama benden hızlı yorumlayan arkadaşlar olmuş sağolsunlar :)

Kitabı esasen iki günde okudum.Kitap bölümlere ayrılmış.Satır araları çok iyi ayarlanmış okurken göz yormuyor.Yapısal olarak anlattıktan sonra konusuna gelecek olursak aslında kitabın arka kapağında çok genel biçimde anlatılmış.Ordan alıntı yapıp yorumlarıma devam edeceğim:

"İkinci Dünya Savaşı’nın patlamasıyla yurtdışındaki görevi sonlandırılan George Smiley, Londra’ya geri çağırılmıştır. Dışişleri Bakanlığı’nda çalışan Samuel Fennan’ın Komünist Parti üyesi olduğunu yazan isimsiz bir mektup yetkililerin eline ulaştığında George Smiley görevlendirilir. Smiley, Fennan’la görüşüp adını temize çıkarsa da, Fennan’ın bu incelemeden dolayı intihar etmesi Smiley’yi zan altında bırakır. İlk defa büyük bir hata yapmıştır. Basit bir inceleme olarak başlayan “Fennan Dosyası” büyük bir casusluk şebekesinin açığa çıkmasına sebep olacaktır."

Baş kahramanımız eşi tarafından terk edilmiş kısa,şişman,kendi halinde kitabın tanımıyla, benim tanımımla ise oldukça zeki ve işini bilen istihparat görevlimiz George Smiley.Bence karakterin duygusal bir yanı da yok değil ama çok ön plana çıkarılmamış tabiiki.Onun Dışişleri Bakanlığında çalışan,Samuel Fennanla görüşme yapması gerekiyor.Çünkü Fennan hakkında isimsiz bir mektup yetkililere ulaşıyor.Görüşme de olumlu geçmesine rağmen Samuel Fennan 'ın intihar ettiği duyruluyor.Fakat ortada garip bir 8.30 çağrısı var.Şöyle ki intihar etmeyi planlayan biri ertesi günü 8.30 da uyandırma çağrısı ister mi ?Bu onun en azından çağrı merkezinde bir insanla görüşeyim en azından diye tamamen insancıl son anlarını değerlendirmesi midir?Peki Samuel'in eşinin ifadeleri neden tutarlı değildir Smiley'e göre?Smiley in geçmişinde görevi icabıyla işbirliği yaptığı bir casusun bu olaylarlarla olan ilgisi nedir?Tüm bunları büyük bir heyecan içinde okuyup ,kitap sonunda sorularınızın cevabını alacaksınız ve biraz ters köşe sizi bekliyor.Yalnız beyniniz bol bol jimnastik yapacak.Benim birkaç sorum cevapsız kalsa da sorularımın büyük çoğunluğu cevaplarına kavuştu.

Kitabın arka kapağındaki bahsedilmeyen ve bu olaylar çözümlenirken Smiley in yanında olan iki kişi daha var Mendel ve Peter Gulliam.Heleki Mendel karakterini çok sevdim.O gerçek hayatta olsa oturup çay içebileceğiniz, gerçekten iyi zamanda kötü zamanda size eşlik edecek,hem de tedbiri elden bırakmayan sağduyulu bir karakter.Hepimizin hayatında vardır ya o her şeyi düşünmüştür.Siz düştüğünüzde sizi o toparlar.İşte bu kitapta bu rol Mendel'in.Smiley için gerçek bir dost.Diğer kişi Peter Gulliam'ın da Smiley'a desteğini görme işini size bırakıyorum.Fakar beni en çok etkileyen karakter Elsa Fennan oldu.Onun acılarının gerçekliği ve onun mütemadiyen taşıdığı hüznü yazar çok iyi hissettirmiş .En çok betimlenen karakter ve Elsa'da bulunan daimi melankoli etkiliyor insanı ister istemez.Sanırım en çok onun anlatıldığı yerlerden alıntı yaptım.Elsa Fennan yahudi ve çok acılar çekmiş.Tam da ondan bahsederken onunla ilgili birkaç alıntı paylaşmak istiyorum ki ne dediğimi anlayacaksınız:

"Ağlamam gerekiyor aslında.Ama artık dökecek gözyaşım kalmadı mr Smiley,çorak bir toprak gibiyim ;kaderimin çocukları çoktan öldü.".(Elsa Fennan)

"Daha önce Dresden'ın dışındaki bir kampa göndermişlerdi bizi.Babam felç geçirmişti.Her şeyden fazla tütünü özlemişti ve sadece o özlemi gidermek için.kampta bulabildiğim çerçöpü toplayıp,sigara gibi sarıyordum.Bir gün muhafızlardan biri babamı sigara içerken gördü ve gülmeye başladı.Diğerleri de geldi onlar da gülmeye başladılar.Babam sigarayı felçli eliyle tutuyordu ve sigara parmaklarını yakıyordu.Ama farkında bile değildi anlıyor musunuz?"(Elsa Fennan Anlatıyor)


Son olarak söyleyeceklerim polisiye severseniz oturup bir solukta okuyacağınız bir romandır tavsiye edilir.Yazarın( John Le Carré) "Soğuktan Gelen Casus" ve "Köstebek" gibi ünlü romanları varmış."Soğuktan Gelen Casus" kitabı Okuma Listeme eklendi bile.Kitaptan alıntılarla yazımı bitirmek istiyorum.Hoşça(kitapla)kalın :)

-"Ne tuhaf siste yürümek,herkes yalnız .Ağaçlar görmüyor birbirini ,hepsi de yalnız "
-Ve sevmen gereken şeyler,sen onların bir parçası değilken sana çok uzak,çok boş gelirler.
-"Koca dünyada geceleri kimliğini yitiren tek başkent niye Londra'ydı ki ?"
-"Bu teoriye göre düşünce tek başına değersizdi.Düşüncenin etkili olabilmesi için eylemde bulunman gerekirdi.Hep derdi ki insanoğlunun yaptığı en büyük yanlış zihni ve bedeni birbirinden ayırmaktır;uyulmadığı zaman emrin bir önemi yoktur."
-"Birbirimiz hakkında hiçbir şey bilmiyoruz aslında,hiçbir şey,diye aklından geçirdi Smiley.Her ne kadar birlikte yaşasak,günün herhangi bir vaktinde,ister gündüz,ister gece,karşımızdaki kişiyle birbirimize içimizdeki en gizli,en derin düşünceleri söylesek de hiçbir şey bilmiyoruz."
-Uzun süre boyunca sahip olduğum tek şey bir diş fırçasıydı,yani bir şeyler sahip olmaya zaten alışkın değilim;sekiz yıllık evlilikten sonra bile.Ayrıca acı çekerken aklıselim davranabilme konusunda da tecrübeliyimdir.