Gönderi

Hayat sınavsa kime göre kolay kime göre zor?
8/10
·136 syf.··
2025 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2025 16:09
Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir. (Spoiler içerir!) Sıradan insanların yaşamlarına dair birbiriyle bağlantılı 8 öyküyü okurken, kendimce sıradan olup olmadığımı ya da sıradan insan tanımının neyi ifade ettiğini düşünmeden edemedim. Bir çocuk açlık, sevgisizlik, sahipsizlik, çaresizlik, baba özlemi ile nasıl baş edebilir? Elalem kıskacında hayatını yaşayan her kadın uyanışa geçebilir mi? İstediği hayatı kurma mücadelesinde nasıl çabalar? Yoksulluk ve çaresizlikle bir aile nelere göz yumabilir? İnsan ömrünü geçirdiği evde son nefesini verebilmek için en fazla ne yapabilir? (Tahsin Yücel-Gökdelen'deki Hikmet Baba'ya slm olsun) Bir turna, vefa diyince akla ilk gelen evlattan daha vefalı olabilir mi? Borç bunalımdayken, başka bir batağa daha düşen adamın sonu ne kadar hüsran olabilir? Bunun gibi birçok soruya örneklerin olduğu bu kitap ağır okumaların arasına sıkıştırılabilecek, 'İyiki okumudum' diyemeyeceğim ama 'Keşke okumasaydım' da diyemediğim bir kitap oldu. "Bir felaket bekleniyordu. Ne de tatlıdır felaket beklemek. Çok gülündü mü başa bir iş gelecek diye endişe etmek ne serin, ne leziz bir korkudur. Çünkü insan, neşeli bir pikniğin dönüşünde mahallede yangın görmeyi sever; bir yandan evsiz kalan komşuları paylaşmaya uğraşırken içten içe başına gelmediğine sevinir öbür yandan. Kendi başına gelmeyen felaket ne güzeldir. Can çekişen birini izlerken insan yaşadığı korkunç üzüntüyü büyütür büyüttükçe, ölenin kendisi olmadığından duyduğu sevinç görünmesin diye. Başkasının helaki, hayatta olmaya kıymet katar, anlatılacak ömürlük bir tecrübe katar, şükür katar." "Ama kitap yazmak falan, hakikaten ciddi iş. Şimdi bakmayın öyle marketlerde, pirinç ununun, lavabo açıcının yanındaki raflara dizilen şeylere. Onlar kitap mı efendim; eğlencelik şeyler. Çerez hepsi. Hakiki kitap satılmaz; satıldığıyla değil sayıldığıyla övünülür. Kitap dediğin elden ele geçer. Çok satan şeyden hayır gelse dünyayı fırıncılar yönetirdi, öyle ya!" "Dünya hali böyledir, insan koyun koyuna yattığıyla bile aynı rüyayı görmez. Herkes kendi hesabına uyanır, herkes kendi kabusuna uyur." "Ama sevginin onu her haliyle ve her koşulda kabul etmekle bir ilgisi olmayabileceği şüphesi de içinde yer etmeye başlamıştı bir kere. Şüphe; sulayıp sakınmak, budayıp ilgilenmek gereken bir çiçek değil, istenmeyen bir ayrık otu. Kendi kendine büyür de büyür, yayılır da yayılır. Büyüdü, yayıldı ve gözünün önünü kapladı günbegün" "Bir kadın neden bütün hayatını başkalarının mutluluğu üzerine kurup sonra da her mutsuzlukta kabahatli çıkan olmak zorundaydı ki zaten? Ama şu üzülmesin, aman buna laf gelmesin diye bütün bir ömrü gereksiz bir mengenenin sıkışıklığında geçirdikten sonra bir de üstüne, sanki doğuştan verili bir görevi başaramamış gibi her sızlanışında taşa tutulmak neden kaderi olsundur? Yeterdi" "İnsan kabahatin kendinde olduğunu bilince, hakikatin zehri kendine sıçramasın diye suçu, başının üstünden geçen kuşa bile atabilir." "İster mağara duvarına hayvan resimleri çiziyor olsun ister sonsuz katlı gökdelenlerden trilyonluk işleri yönetsin, insanları gütmek, anlamadığı gizemleri kurcalayarak onları şaşkına çevirip peşine takmak, ne kolaydı."
1000Kitap
SarıyazMahir Ünsal Eriş · Can Yayınları · 20235,6bin okunma
·
72 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.