Gönderi

Puan vermedi·256 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
Gazeteci, yazar, aynı zamanda Haziran'ın editörü sevgili Can Gazalcı'nın romanla ilgili incelemesi... ☆☆☆☆☆ "Haziranda ölmek zor mu bilmem ama bu Haziran'ın doğumunu izlemek gerçekten çok heyecan vericiydi. Sibel Güneşdoğdu'nun kaleme aldığı Haziran, sadece edebiyatımızda unutulmayacak bir romanın değil, bence artık ustalığa ulaşmış bir yazarın yeniden ortaya çıkışını da sağladı. YazarEvi'nin özel koleksiyon eseri Haziran romanını neden bu kadar sevdiğimi, neden okunması gerektiğini ve neden ustalik eseri olarak tanımladığımı bu yazıda aktarmak istiyorum. Bunu yapabilmek için başkarakterimize bakmak gerekiyor; Haziran'a. Roman boyunca bu karakterin başına öyle şeyler geliyor ya da geçmişte gelmiş ki birkaç cümleyle bunlar anlatılsa ve Haziran'ın bunların sonucunda ne tür bir davranış gösterdiği söylense... Büyük ihtimalle pek çoğumuz, "Hayır, ben olsam öyle davranmazdım deriz. Sonra da geçmişimiz gerçekten ortaya konsa pek çoğumuzun öyle bir durumda Haziran gibi davrandığımız su yüzüne çıkar! Fakat bazen Haziran gibi davrananları yargılarken kendimiz bile bu durumumuzdan haberdar değilizdir! Üstelik bütün bunlar olurken ya da olduğu hatırlatılırken Haziran kendisine ait bir teknededir, komşu teknelerde çok sevdiği insanlar vardır. Roman boyunca "şimdiki zaman" olarak hemen hemen hiç tekneden ayrılmayız. Fakat aslında İstanbulda bir adaya, bir yetimhanedeki görüşmeye, evde konukların ağırlandığı çok önemli bir toplantıya, acı hastalıkların haber alındığı mekânlara, bir kazaya, evlilik teklifine, unutulmaz yüzleşme anlarına tanık olacağımız mekânlara uzanırız. Sibel Güneşdoğdu, başkarakterimizin babasına, annesine, kardeşine, beğendiği bir başka erkeğe ve onun sevgilisine, çok yakın dostuna, eşinin ailesindeki bilge bir kişiliğe, onun eşine ve buraya sığmayacak başka bazı karakterlere yer vermiştir romanında. Tüm bu önemli kişilerin geçmişleriyle bugünleri arasında "değişerek gelen" yeni karakterler öyle güzel ortaya konulmuş ki... Bu yetkinliği, altını özenle çizmeden geçmek mümkün değil. Haziran'ın öyle ya da böyle bağlantılı olduğu tüm bu kişilerin yapıp ettiklerinden ve başına gelenlerden, kadın ve erkek olma hali nedir, sevmek nedir, evlilik nedir, dostluk nedir, anne baba olmak nedir, kardeşlik nedir, evlat sahibi olmak nedir hatta üvey olmak nedir kendimizi tartışırken buluyoruz. Neden derseniz, hemen hiçbiri mükemmel haliyle gelmiyor karşımıza, hepsinde insan nefsinin devreye girmesiyle ortaya çıkan pek çok aksaklık var. Sibel Güneşdoğdu, Haziran'ın tüm bunlara bakış açısını gösterirken asla hatasız bir karakter ortaya koyma çabasına girişmemiş. Haziran kimseyi yargılamıyor, olayların pek çoğunda "doğrudan adım atan" kendisi değil, ondan istenilene eşlik ediyor gönlünü ikna ederse, net olarak edilgen de değil, karakterlerin hatalarını gördüğünde yüzüne söyleyebilir, eylemsizliğini onların çaresizliğini görüşünde aramak gerekli... Fakat genel olarak insanların yapıp ettiklerinden üzülmüş, ona kalan bir burukluk, bir hüzün var. Onu üzenlere karşı affedici olmakta zorlansa da kindarlık aklının ucundan geçmiyor. Asla eyleme geçip tepkili davranmıyor. Sıkıcı mı? Hayır, neşeli bir insan yanına geldiğinde onu kahkahaları patlatırken de görebilirsiniz. O haliyle var olmak için bedel ödenecekse de ödemekten çekinmiyor, asla bedbaht değil. Sevmek ve sevilmek istiyor, hemen her insan gibi.. Başkarakterin, romanlarda sıkça bulunan iyi özelliklerini netlikle çizmekte zorlanırken nasıl oluyor da Sibel Güneşdoğdu'nun romanını "ustalık eseri" olarak tanımlayabiliyorum? Çünkü işin inanılmaz kısmı burada, Haziran hayatımıza tutulan bir "ayna"yı temsil ediyor bence. Haziran'ı okuduğunuzda hem Haziran'da, hem de romanda anlatılan "özgün" karakterlerin birinde, kendi başta gelen özelliklerinizden birini göreceğinize hemen hemen eminim. Onlar Haziran'la temas ettikçe kendileriyle yüzleşiyorlar. Karakterler açısından durum böyle... İç içe giren ve birbiriyle kesişen "hikâye"ler o kadar iyi ki bunları yaşayan karakterleri birer gezegen olarak görürsek bu roman olsa olsa galaksinin içinde yer alan bir güneş sistemine benzetilebilir. Tüm bunları bir arada tutabilecek bir kurguya imza atmak ve birbirlerini etkiler hale getirmek öyle her yazarın altından kalkabileceği bir iş değil. Bu sistemde gezegenlerdeki yaşamı çok çarpıcı kılan kişi de bir güneş olarak ustalık eserini veren o yazardır. Elinize, yüreğinize sağlık Sibel Güneşdoğdu." Can Gazalcı
HaziranSibel Güneşdoğdu · Edebiyatist Yayınevi · 20244 okunma
··
98 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.