·202 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Ocak 2025 20:53 Distopya okurken yazarların doğrudan anlattıklarından çok fark ettirmeden yaptıkları metaforları çözmeyi seviyorum.
Fahrenheit 451'de de bu duyguyu sonuna kadar tattım. Kitabın her cümlesi, okurken acaba aslında ne demek istiyor diye çokça düşünmeme sebep oldu.
Montag ve diğer karakterler kitaplar uğruna bir çok şey yaptı. İnsan okurken gerçekten değer miydi diye düşünmeden edemiyor. Belki kitaplara günümüzde kolayca ulaşabildiğimiz için değerini yeterince fark edemiyoruz. Ama kendi adıma konuşacak olursam Fahrenheit 451'i okuduktan sonra zihnimde kitaplarla ilgili birçok fikir oluştu.
Şüphesiz insanlığın ilk zamanlarından beri insanlar, bir şeyler anlatmaya veya dinlemeye ihtiyaç duymuşlardır. Günümüzde yapılan araştırmalarda da ilk insanların yaşadığı mağaralarda resimlerle hikayeler anlatıldığı saptanmış.
Yani nedenini tam olarak anlayamasam da insanlar, varoluşlarından itibaren bir şeyler okumaya, yazmaya yönelmişler. Belki Dünya'nın gerçeklerinden uzaklaşabilmek için belki de sadece keyifli vakit geçirmek için ...
Bu kitapta da aslında içlerinden gelen kitap tutkusu için mücadele eden karakterler var diyebilirim.
Biraz konusundan bahsedecek olursam.
Ana karakterimiz Montag bir itfaiyeci. Ama bu bizim bildiğimiz itfaiyecilerden değil. Kitaptaki zaman günümüzden yaklaşık 500 yıl ileride ve o dönemde evler, binalar ve diğer her şey yanmayan bir maddeden yapılıyor bu yüzden de itfaiyecilerin yangın söndürmekle ilgilenmesi gerekmiyor. Bunun yerine kitapları yakıyorlar. Çünkü o dönemde devlet kitapların okunmasını yasakladı ve eğer okuyan olursa diye de itfaiyecileri görevlendirdi. İşte Montag de bu itfaiyecilerden biriydi ama Montag diğer itfaiyecilerden farklı olarak kitapların zararlı olmadığını aksine insana mutluluk getirdiğini düşünüyordu.
Açıkçası ben çok keyifle okudum çok akıcı bir kitaptı herkese tavsiye ederim.
Keyfli Okumalar!!