Korkunun Krallığı'da yazarımız Attila İlhan; yalnızlık, ölüm, yalnızlığa ve ölüme karşı duyulan korku gibi konuları epey ön plana almıştı.
Nedenine baktığımız zaman, kendisi "Meraklısı için notlar" kısmında açıklıyor ve kısaca diyor ki, "Bu kitapta bulunan şiirler 12 Eylül gibi darbe zamanlarında, baskı ve zulmün geldiği karanlık, korku dolu gecelerde yazılmıştır."
Hatta "On Sekiz" isimli şiirindeki 18, bizzat kendisini attıkları bir hücrenin numarası imiş ve Attila İlhan bu hücrede yaşayıp hissettiklerini yazmış.
Bu kitabında güzel bir farklılık vardı.
Şiirleri topladığı başlıkların altında divan edebiyatı şairlerinin güzel beyitlerine de yer vermişti yazarımız. Özellikle "Serbest Gazeller" başlığı altında toplamış olduğu tüm şiirleri gazel ve kaside tarzında yazılan, isimleri de gazel ve kasideler olan şiirlerdi. Örneğin "Diyalektik Gazel", "Cehennem Kasidesi" gibi. Ancak bambaşkalardı. Nasıl mı?
Attila İlhan, gazel ve kaside gibi tarzları çağdaş bir şekilde günümüze uyarlayarak serbest nazım ile oldukça anlaşılır bir dille yazmıştı. Çok ama çok başarılı buldum. :D Hatta en beğendiğim şiirleri bu kısımdaydı.
Yine kitabımızın sonunda "Meraklısı için notlar" başlığı altında yazarımızın çok samimi bir şekilde tüm şiirleri hakkında kısa kısa yaptığı açıklamaları mevcut. O şiiri nerede yazmış, nasıl yazmış, şiirdeki isimler kim, mekanlar ne çagrıştırıyor ve çok daha fazlasını Attila İlhan kısaca anlatıyor. Çok samimi olduğu için ben bu kısımları okumaktan ayrıca da keyif alıyorum. :D
Bunun haricinde pek çok şiiri çok hoşuma gitti. Ama özellikle "Yalnızgezerin Notları" ve "Serbest Gazeller" başlığı altında verilen şiirleri benim için bambaşkaydı. Muhakkak şans vermenizi tavsiye eder ve sizlere son olarak kitabımızdan beğendiğim birkaç alıntıyı bırakarak veda etmek dilerim. :)
~
senin varoluş dediğin nedir
artı sonsuzdan eksi sonsuza
evrende perde perde
kaybolan çığlık
~
Zor olan asıl yaşamak / ölmek ne ki
~
korkuyla geçen ömür görünmez bir deliliktir
mutluluk uzun sürmez mutlaka gündeliktir
ölüme yenik düşen aslında korkuya yeniktir
~
Aşkı ölümsüzleştiren gerçekleşmeme ihtimalidir
Mutsuzluk dediğin mutluluğun her günkü hâlidir
~
Hayata anlam veren ölümmüş anlaşılınca
Ölümü aşmak için ölesiye yaşanınca
~
nasıl doğmakla başlarsa ölüm
ölmekle başlar öyle hayat
bil ki dünyayı sarsan sıçramalar
birikmiş şuurlarla gelir
~
Ne o gerçektir ne sen, aşk büyük bir avunmaktır
Ne kadar görkemliyse o kadar hüsrana uğratır
En iyisi bu belâya belki hiç tutulmamaktır
O ağır yalnızlardır ki bu sayede kurtuldular
~
insanların ömürleri boyunca bilmeden yaşadığı
en büyük sevgi ölmek midir içlerisıra taşıdığı
sevgiliden sevgiliye aktarıp asla anlayamadığı
~
korkuyorum
korktuğumun bilincindeyim
birileri
şalteri indirdi indirecek
işim bitik
~
yalnızlık sinsi hastalık
sansar gibi sessiz seyreder
nereden vuracağı anlaşılmaz
ne aşısı bulundu ne seromu
kurtulma ümidi az
~
korku yalnızlığın gelişmesidir
gece hiç kimsenin kurtulamadığı
~
öyle yoğun bir elektrikle çıtırdar ki saçları
kim değse tutaşacak
dokunsam korkarım
dokunmasam
gözleri bir yangın başlangıcıdır
dudakları kırmızı alarm
uğultusu şehre yayılır
sokak sokak
tutulsam korkarım
tutulmasam
~
baksa da beni görmüyor sanki yokum
duymadığı açık anlattıklarımı
sessizliği kalabalık giremiyorum
ölüler kuşatılmış sağımı solumu
geçmişte yaşıyor biliyorum
bir anlatabilsem onsuz olamadığımı
o zaman sevmek değil ölmek zamanı
~
eğildim saatıma baktım
yalnız akreple yelkovan
kaybolmuş rakamları
zaman sızıyor camından
~
istediğim yağmur hazır mı bakalım
yerlerine konuldu mu soğuk katiller
karanlığı ya gevşek dokudularsa
öldürüleceğimden emin olmalıyım
~
mavileri alıp götürdüler
artık ne yeşil ortalıkta ne de sarı
kırmızılar hanidir kayıp
bilinmiyor nerede bulundukları
pembelik ayıp
kahverengiler sürüldüler
lâcivert kararıyor ümit az
eflâtunun tadı tuzu kalmadı
hayatımız renksiz
hayatımız siyah beyaz