10/10
·192 syf.··
2025 14. kitabı
Edward ve Alphonse Elric kardeşler ölen annelerini simya yoluyla insan dönüşümü yaparak geri getirmeye çalışırlar. Ama dönüşüm başarısız olur ve Edward bir kolunu ve bacağını, Al ise bütün vücudunu kaybeder. Eski bedenlerine kavuşabilmek için felsefe taşını aramaya karar verirler ve bütün macera başlar. Hiromu Arakawa’nın 27 ciltten oluşan manga serisi. Bu mangada yaşanan her olayın ve her karakterin ardında keşfedilmeyi bekleyen bir anlam var. Hiçbir şey sadece bir aksiyon gösterisi için olmuyor. Tüm hikâye mükemmel bir şekilde planlı. Hiromu Arakawa, gençlerin okuduğu bir çizer olduğunun son derece farkında. Aksiyon, komedi unsurlarını eksik etmeden akıllara durgunluk verecek felsefi derinlikte bir hikâyeyi okuyucuya ustaca aktarır. Fullmetal Alchemist’i özel yapan da zaten yaşattığı bu yoğun ama kusursuz deneyimdir. Hikâyede ilk ilgimi çeken İzumi Curtis’in, Edward ve Alphonse’ya çözmeleri için verdiği bilmeceydi. Elric kardeşler İzumi’nin hocalığına kabul edilmek isterler. İzumi de onların bu eğitimi hak ettiklerini ispatlamaları için onları ıssız bir adada bir ay boyunca tek başına bırakıp hayatta kalmalarını ve “Bir şey her şeydir, her şey bir tek şeydir.”in cevabını bu sürede bulmalarını ister. İki kardeş bu süreçte açlıktan kıvranırken eğer ölürlerse adadaki hayvan ve bitkilere nasıl yem olacaklarını hayal ederler. Bir şeyin her şeye dönüşmesi gibi vücutlarının da yenildiklerinde hiç bilmedikleri şeylere dönüşeceklerini anlarlar. Aynı şekilde vücutlarının da sadece etraftaki elementlerden ibaret olduğunu yani her şeyin bir şeyde bulunduğunu fark ederler ve sınavı geçerler. ‘Bir şey’ ve ‘her şey’ konusu Paulo Coelho’nun Simyacı kitabında da benzer şekilde geçer. Simyacı’da bir hazinenin arayışına çıkan çobanın “Evrende her şey bir ve tek şeydir.” inancı anlatılır. Çoban çıktığı yolculukta sadece karşılaştığı zorlukları öğretici olarak almaz. Çölün dilini, rüzgârın sesini, tanıştığı insanları, âşık olduğu kadını düşünerek hayatta karşısına çıkan her şeyin aslında bir işaret olduğunu, kendisine bir şey anlattığını anlayarak hazineye ulaşır. Yani ona göre her şey, bir ve tek şeyi anlatmak için vardır. Hikâyede insan dönüşümü yapmaya teşebbüs edenler başka bir dünyaya götürülürler. Gerçeğin yaşadığı dünyaya. Orada onları karşılayan siluet kendisini “dünya, evren, tanrı, hakikat, her şey, bir, sen” olarak tanımlar. Bu dünyada fiziksel hiçbir nesne yoktur. Bu siluetin yaşadığı dünyada mevcut olan tek şey fikirler ve gerçeklerdir. Buraya giren simyacılar yaptıkları fedakârlıklarla orantılı olarak simya hakkında bilgi sahibi olurlar. Bazı durumlarda siluetin üstünde ziyaretçilerden ödünç aldığı uzuvları görmek mümkün. Bunlar aslında oraya girenlerin kibirlerinin ve arzularının yansımalarıdır. Anne sıcaklığını arayıp onu diriltmeye çalışan Edward’ın kolunu ve bacağını kaybetmesi, Alphonse’nun sıcaklık hissedemeyecek mekanik bir zırhla yaşamaya devam etmesi, İzumi’nin kaybettiği çocuğunu diriltmeye çalışınca çocuk yapamaz hale gelmesi gibi. Sahip oldukları simya gücü ile sevdiklerini canlandırmaya çalışarak kendilerini Tanrı’ya yakın bir konumda saydıkları için arzuladıkları şeylerle cezalandırılırlar. Hikâyenin sonunda Edward son kez Gerçek’in yaşadığı dünyaya girer ve kendi hakikat kapısını feda eder, bütün simya gücünden vazgeçer. Gerçek ona “Simya yapamayan sıradan bir insan haline mi geleceksin?” diye sorduğunda Edward “Ben başından beri sıradan bir insandım zaten.” diyerek hakikati yener. Burada Gerçek’in verdiği ders insanların Tanrı olmayı değil, kendileri olmayı arzulaması gerektiğidir. Hikâyede insan olmanın hangi yönden üstün olduğu da anlatılır. Yüzlerce insanın ruhuna sahip olan ve dünyayı ele geçirmeye çalışan Homonculuslar’ın basit gördükleri insanlarla savaşıp kaybetmelerinin sebebi insanların çok daha güçlü bir şeye sahip olmasındandır. Bu Homonculusların zayıflık olarak gördükleri ama içten içe arzuladıkları bir şeydir. İşval halkının intikamını almaya çalışan Scar, İşval isyanında görev alan Mustang, Hawkeye, Armstrong geçmişlerinde düşman olsalar da savaş alanındaki acıları bilen ama sükûnetle yükselmeyi amaçlayan insanlardır. Birbirlerini affedip birlik olurlar. Bu sayede geçmişlerinin geleceklerine yük olmasına izin vermezler. Edward Envy’e bir yerde şunu söyler: “Siz Homonculuslardan çok daha zayıf canlılar olmamız gerektiği halde darbe alsak da, cesaretimiz kırılsa da, yolumuzu kaybetsek de, yığılıp kalacak hale gelsek de her seferinde ayağa kalkarız. Etrafımızdakiler bizi ayağa kaldırır.” İnsanları üstün yapan, sahip oldukları güç, zenginlik ve bilgeliği, ‘Kutsal Baba’nın mükemmel varlık olma arzusu gibi kendilerini yüceleştirmek için değil ama sevdikleri için, doğru olduğuna inandıkları şeyler için kullanmasıdır. “Acı çektirmeyen bir ders anlamsızdır. Çünkü bir şey feda etmeyen kişi bir şey elde edemez. Ama insan zorlukları aşıp istediğini elde ettiğinde başka hiçbir şeye değişilmeyecek, çelikten bir kalbe sahip olur.” Bu gerçeği kabul eden kahramanlar hayatın ıstıraplarına karşı hiç çalıştırmadığı çarklarını çalıştırarak bir anlam elde ederler. Hikâye fantastik olabilir ama anlamlar, duygular her şeyden gerçek. Fullmetal Alchemist, beklenti ne kadar yüksek olursa olsun hayal kırıklığına uğratmayacak bir seri.
Çelik Simyacı Cilt: 1Hiromu Arakawa · Akılçelen Kitaplar · 20131,082 okunma
·
70 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.