Eğer Avrupa'da tarihi yapıları, sarayları, kiliseleri, müzeleri gezdiğiniz sıkıcı bir tarihi gezi yapmışsanız şunu düşünmüşsünüzdür: Eski insanlar tarihin kanlı zamanlarında çarpıcı bir vizyonun asaleti ile hareket edip "güzelliğe" oldukça önem vermişler. Bugün hâlâ hayranlıkla baktığımız katedraller, tablolar ve yapılar gibi. Modern insanlar bunu ciddiye almıyor ama "güzelliğe" yüz milyarlarca dolar yatırım yapılmış. Mesela Barselona’daki Sagrada Familia’nın inşası 100 yıldır hâlâ devam ediyor. Böyle bir şeye yatırım yapmak için gereken vizyonu hayal edin. Günümüzde bir şeyi inşa etmek için 100 yıl süren olağanüstü bir şey düşünemiyoruz. Tolstoy’un 1885’te yazdığı "İnsan Ne ile Yaşar?" adlı hikâyeyi okumak da Avrupa’da büyüleyici bir katedrali gezmek gibi bir deneyim. Günümüzde yazılan ana akım kitaplarda bulamayacağınız bir güzellikte. Modern zamanın yüzeyselliği ve hızı içinde geri plana itilen bu “güzellik”, eskilerin mirasıyla, böyle kitaplar sayesinde bugün hâlâ karşımıza çıkabiliyor.