Melike Zeynep Akış

Melike Zeynep Akış
@melikemza7
The killer took my friend
4/10
·622 syf.··
2026 3. kitabı
Kitap Oblomov adında hayalleri olan ama harekete geçemeyen, sürekli erteleyen, konfor alanından çıkamayan, “procrastination” kavramının portresi olan bir adamın hayatını anlatıyor. 1850’lerde yazılmış. Eylemsizlik, erteleme ve içsel atalet temalı. 620 sayfa. Bu kadarını söyledikten sonra hala kitabı okumak isteyen varsa buyursun. Kitap o kadar yavaş ki Oblomov'un bütün içsel durgunluğunu ve sıkışmışlığını okuyucuya okurken yaşattırıyor. Eğer sürekli hedefleri peşinde koşan, hareketli hayata sahip biri iseniz bu kitabın ruh hali size oldukça uzak olacaktır. Her ne kadar kitap bana sıkıcı gelse de bu hikayede geçen ve beni çok etkileyen, favori bir karakterim var: Ştolts. Çalışkan, ayakları yere basan, aklı başında bir adam. Oblomov'un tam zıddı ve onun sadık dostu. Güçlü olmasına rağmen merhametini yitirmeyen, aklı başında olup dostuna sadık kalabilen ve başkalarının hayatına gerçekten dokunabilen birisi. Kitabın temposu bana ağır gelse de, Ştolts gibi bir karakterle karşılaşmak bu kitabı benim için unutulmaz kıldı. Oblomov’u okurken insan hareketsizliğin ağırlığını hissediyor; Ştolts’u okurken ise hayatın aslında hareketle, cesaretle ve sorumlulukla anlam kazandığını görüyor.
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,9bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
4/10
·622 syf.··
2026 3. kitabı
İvan Gonçarov
8.7/10 · 49,9bin okunma
6/10
·104 syf.··
2026 2. kitabı
Belli bir yaşı aştıktan sonra ‘herkesin kendine özgü bir karakteri vardır’ denilse de, anne babamızın kendi hayatlarında yaşadıkları sıkıntıların, başardıkları işlerin aslında bizde de her zaman bir yansıması olduğunu hatırlatan kısa bir kitap.
Bir Kediyi Terk EtmekHaruki Murakami · Doğan Kitap · 01,457 okunma
1/10
·206 syf.··
2026 1. kitabı
Bu kitabı, kitapçılarda sık sık en çok satanlar rafında karşıma çıktığı için aldım. Ancak okuduktan sonra pişmanlık hissettim. Kitap yer yer o kadar ileri gidiyor ki, bir kadının hiçbir tıbbi tedavi almadan yalnızca düşünce gücüyle meme kanserini yendiğinden söz ediyor. Düşüncelerle bir “rezonans alanı” oluşturmak gibi metaforlar yapılıyor. Yine de kitaba bir şans vermek istedim ve anlatılanlara bir süreliğine ayak uydurmaya çalıştım. Olumlu düşünceler kurmak, hedeflerimin gerçekleştiği bir dünya hayal etmek gibi şeyler yaptım. Bu yönüyle beni daha pozitif hissettirdi. Ancak genel olarak kitap, bana göre, sınırlarını fazlasıyla zorluyor ve yer yer haddini aşıyor. Sanırım artık 27 yaşında olmamın ve kendimi biraz daha olgun hissetmemin de etkisiyle “şunu yaparsan başarılı olursun, bu maddeleri uygularsan tamamlanırsın” gibi kişisel gelişim telkinlerini dinlemek bana sıkıcı geliyor. Yaş aldıkça, hayatı yönetmeye çalışmaktan çok ona eşlik etmeyi öğreniyor insan. Her şeyi düşünce gücüyle dönüştürme fikri yerine, işleyen düzene güvenmek daha gerçek geliyor. Ne insanlar başıboş ne de onların başına gelenler. Her şeyin tek bir sahibi var; her şey onun kontrolü altında. Bu da beni sahip olduğum bütün korkulardan ve kaygılardan kurtarıyor.
Rezonans KanunuPierre Franckh · Koridor Yayıncılık · 202526bin okunma