Kitap Oblomov adında hayalleri olan ama harekete geçemeyen, sürekli erteleyen, konfor alanından çıkamayan, “procrastination” kavramının portresi olan bir adamın hayatını anlatıyor. 1850’lerde yazılmış. Eylemsizlik, erteleme ve içsel atalet temalı. 620 sayfa. Bu kadarını söyledikten sonra hala kitabı okumak isteyen varsa buyursun. Kitap o kadar yavaş ki Oblomov'un bütün içsel durgunluğunu ve sıkışmışlığını okuyucuya okurken yaşattırıyor. Eğer sürekli hedefleri peşinde koşan, hareketli hayata sahip biri iseniz bu kitabın ruh hali size oldukça uzak olacaktır.
Her ne kadar kitap bana sıkıcı gelse de bu hikayede geçen ve beni çok etkileyen, favori bir karakterim var: Ştolts. Çalışkan, ayakları yere basan, aklı başında bir adam. Oblomov'un tam zıddı ve onun sadık dostu. Güçlü olmasına rağmen merhametini yitirmeyen, aklı başında olup dostuna sadık kalabilen ve başkalarının hayatına gerçekten dokunabilen birisi.
Kitabın temposu bana ağır gelse de, Ştolts gibi bir karakterle karşılaşmak bu kitabı benim için unutulmaz kıldı. Oblomov’u okurken insan hareketsizliğin ağırlığını hissediyor; Ştolts’u okurken ise hayatın aslında hareketle, cesaretle ve sorumlulukla anlam kazandığını görüyor.