Feleğin Çatlak Terazisi
Ey ömür, hangi terazide tarttın beni böyle eksik? Hangi kefede unuttun ağırlığımı, Ve hangi yalandan terazide adalet arattın? Ellerim, taşların soğuk yüzünde gezindi, Ama bir avuç merhamet bulamadım. Babamın sesiydi bir zamanlar duvarları yıkan, Şimdi rüzgârın ardında kaybolan bir fısıltı. Annemin gülüşüydü karanlığı delen ışık, Şimdi bir fotoğrafın solmuş köşesinde yaşıyor. Bir damla daha eksildim onların yokluğunda. Ey felek, neden hep aynı sabaha uyanıyorum? Hangi gece beni tutsak etti kendine? Kime seslensem hüsran geri dönüyor, Kime yaklaşsam derin bir boşluk sarıyor. Bu yalnızlık, bir mahkûmun zindanı gibi. Kalbimde çatlaklar, Her biri başka bir hüsranın yadigârı. Ellerimde nasır, Ama dokunduğum her şey yok olur avuçlarımda. Hangi ateşten geçsem, külüm bile kalmaz geriye. Ey hayat, bu savaşta hangi taraf kazandı? Ben mi yenildim, sen mi yoruldun? Her sorunun cevabı suskun, Her yaram, yeni bir sorunun kapısı. Ve hiçbir hikâye tamamlanmaz bu döngüde. Al artık yükümü, bırak uçsuz bir boşlukta kaybolayım. Ne bir mezar taşı ister adımı taşıyan, Ne de bir ağıt beni anan. Sadece sessizce bitsin bu oyun, Çünkü her sahnesi aynı çığlığı taşır.
Şiir
·
28 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.