İhtilal 1-Zelzele Kitap İncelemesi
10/10
·720 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
"Eğer çok karanlık bir durumdaysan, unutma, şafak en karanlık andan hemen sonra söker." Her şeyiyle: Karakterleriyle, kurgusuyla, olay örgüsüyle, betimlemeleriyle, anlatımıyla, kapak tasarımıyla fazlasıyla beğendiğim, muhteşem bir kitaptı! Favorilerim arasında yerini aldı. Okurken hiç sıkılmadım hatta bitmesin diye yavaş okumaya çalıştım ama buna rağmen elimden bırakamadım ve nasıl bittiğini anlamadım :D Her şeyiyle çok güzeldi. Yazarın kalemini aşırı beğendim. Binnur Şafak Nigiz bundan sonra kesinlikle benim favori yazarlarım arasında. O betimlemeler neydi öyle?! En beğendiğim birkaç tanesini aşağıda/spoiler kısmında yazacağım. Şiddetle tavsiye ediyorum. Okuduğunuza asla pişman olmayacaksınız. Tek kelimeyle MUH-TE-ŞEM! Kesinlikle güzel bir kadroyla filmi, dizisi yapılabilecek bir kurgu. Belki ilerde olur. BURADAN İTİBAREN SPOİLER Öncelikle kitabın kapağıyla başlamak istiyorum. Kitabı okudukça anlamlı hâle gelen kitap kapaklarına cidden bayılıyorum! Ve İhtilal de onlardan biriydi. Gurur'un küçüklüğünde çok sevdiği müzik kutusu ve o kutunun içindeki balerin, Zeliha'yı ilk gördüğü anda o balerine benzetmesi Gurur'un timdeki kod adının "Zincir" oluşu ve kitabın ön kapağında bir zincirin balerine dolanışı. Gurur'un Zeliha'ya "Dağ Gelinciği" demesi ve kapakta balerinin hemen arkasında gelincik çiçeğine benzer bir çiçek oluşu, zincir ve gelincik çiçeklerinin birbirlerine bağlamış olmaları. Bunlar gerçekten çok güzel detaylardı. Kapak tasarımcısını da çokça tebrik ediyorum, muhteşem bir çalışma. Kitabın ilk sayfalarını okurken gözlerim şaşkınlıkla büyüdü. İlk sayfalar öfke ve üzüntü hissi verdi. Bir babanın çocuğuna nasıl acımadan, gözünü bile kırpmadan bu şekilde davranabileceğini idrak edemedim. Gerçekten çok üzüldüm. İlk sayfalar Gurur'un anlatımındandı. Kestane'ye araba çarpmadan, Zeliha yardım istemeden önce Gurur bir yere gidiyordu. Bir hedefi vardı. Bunu gerçekten çok merak ediyorum belki 2. kitapta öğreniriz. Acaba babasının yanına mı gidiyordu diye soru işaretleri var kafamda. Askeri bir görev olduğunu düşünmüyorum çünkü sonra ekip arkadaşlarıyla bunu mutlaka konuşurdu. Onun kişisel bir meselesi vardı. Zeliha ve Gurur'un tanışmaları kesinlikle aşırı orijinal bir tanışmaydı. Böylesini hiç duymamıştım. Zeliha'nın yardım isterkenki sözleri aşırı anlamlıydı ve Gurur bu çağrıya cevap verdi. Veterinerin Kestane ile ilgili tutumu beni sinir etmişti ama Zeliha'ya vuruşu Gurur için de benim için de bardağı taşıran son damla oldu. Gurur keşke öldürmek yerine iyi bir dayak atsaydı diye içimden geçirdim ama geçmiş yaşantıları da devreye girince Gurur orda kendini kaybetti. Zeliha'nın yaşadığı şoku tahmin bile edemiyorum. Gerçekten korkutucu bir olaydı. Bu sebeple her ne kadar sinir olsam ve bazen tutumuna öfkelensem de ilerleyen kısımlarda Zeliha'nın Gurur'a ve ekibe olan tutumunu anlayışla "Kız zor şeyler yaşadı ya" diyerek okudum. Zeliha'nın ekiple ve efsanevi Hakan Basri Şenkaya ile tanışmasına, onların asker olduklarını öğrenmesine rağmen onlara kötü adamlarmış, katillermiş gibi davranması, bunu ima eden sözler söylemesi, her seferinde "Beni de mi öldüreceksiniz" şeklindeki sözleri beni okurken aşırı sinir etti. Asker ve polis güvenliğimiz sağlar. En çok güvenmemiz gereken meslek gruplarındandır ama Zeliha ilk birkaç bölüm sürekli bunun tersine inanmak istedi. Bu tavrını yaşadığı şoka bağladım ve ilerleyen kısımlarda aslında kendini suçlamaktan kaçmak için başkalarını suçladığını kendisi itiraf etti. Özellikle Gurur'a olan suçlamaları çok ağırdı. Çok şükür ki durum daha fazla uzamadı Zeliha gerçeklerle yüzleşti ve buna bağlı olarak davranış ve tutumları da düzeldi. Gurur ve ekibin zaten kötü olmadığını biliyordu ama kendi vicdanıyla ve doğrularıyla yüzleşmekten korktuğu için onları suçlu/katil olarak görmeye çalışıyordu. Bir de etrafındaki herkese yalan söylemek zorunda kalması da onu çok yıprattı. Her şeyi içinde yaşamak zorunda kaldı ve bu onu Gurur'a karşı daha tepkili yaptı. Gerçekten zor şeyler yaşadı ama zamanı geldiğinde muhteşem bir şekilde düştüğü yerden ayağa kalmasını bildi. Yazar o kısımları gerçekten çok güzel yazmış. Zeliha'nın gerçekleri görmeye başlayıp kabullenişini ve tüm gücüyle ayağa kalkışını hayranlıkla okudum. Bunu çok söyleyeceğim gibi görünüyor, kalemine sağlık Binnur Şafak Nigiz. Birazdan, aşağıda o kısımlardan da bahsedeceğim. Zeliha'ya sinir olduğum kısımları anlattıktan sonra Gurur'a sinir olduğum kısmı atlasam hiç adil olmazdı :D Gurur'un Zeliha'ya karşı ilk baştaki tutumu sert ve bazı cümleleri aşırı kırıcıydı. Tabi bu cümleleri tartışma sırasında Zeliha'nın söylediklerine karşılık söylüyordu ama yine de üzücüydü yani. Zeliha'nın bazı cümlelerinin de ne kadar üzücü olduğundan bahsetmeme gerek yok -_- Ama kahve içerken Gurur'un Zeliha'yı ailesiyle tehdit ettiği yerde cidden kanım dondu. Biliyorum asıl niyeti ekip arkadaşlarını korumak ve Zeliha'nın sağlam durmasına sebep olmaktı ama cidden fena hâlde ürkütücüydü. Zaten Gurur da ilerleyen kısımlarda özür diledi. Kötü biri değildi ve öyle de davranmak istemiyordu. 2. Bölümün sonunda ekibin arabalarıyla Zeliha'nın etrafını sardığı kısım tam bir film sahnesi gibiydi! Böyle bir şeyi hiç beklemiyordum çok şaşırtıcıydı. Kız tam her şeyi unutmaya çalışırken birden daha da fazlasıyla karşılaştı. Timin her bir üyesini sevdim. Tayfun hariç -_- Kendisi bana biraz itici geliyor. Bu düşüncem ilerde değişir belki ama şu an onu itici buluyorum. Adnan, gerçekten çok tatlı ve komikti :D "Hangi müptezel?" kısmı arada aklıma gelince gülüyorum hâlâ :D Çok da saygılı bir karakterdi. "Bayan Zeliha Yenge" demesi de aklımda :D Yener'le olan diyaloglarından bahsetmiyorum bile :D Onların her diyaloğunu gülerek okudum :D Yener, bazen kızlara yürüyünce pardon koşunca :D "Öff" dediğim yerler oldu ama genel olarak beni çok güldürdü. Plazma ekran televizyon kucağındayken amcanın tekiyle yaptığı tartışma :D Muşta'nın içerde olduğunu bilmediği için Muşta'ya boyun kilidi atabileceğini söylemesi :D Ve sonrasında Muşta'yı görünce "Eğv eğv eğv" demesi :D Zeliha'nın Gurur'a olan duygularını fark edip ona takılması :D Yener her seferinde beni güldürmenin bir yolunu buldu :D Onun dışında ekip arkadaşlarına/ kardeşlerine verdiği değer. İş bitiriciliği harikaydı. Gerçi tüm ekibin birbirini kolluyor oluşu. Gerçekten kardeş gibi olmaları harikaydı. Çok güzel bir ekipler. Devran, hepsi birbirine yakın ama mutlaka hepimizin bir can dostu oluyor. Bence Gurur ve ikisi birbirlerinin dert ortağı, can dostular. Zeliha hakkında da bir tek Devran'la konuştu Gurur. Vural ve Nihan güzel bir çiftlerdi. Kıskanç chihuahua Simi'yi de unutmayayım :D Vural'ın mesajlaşırken yanlış yazması, kelimelerdeki harfleri çıkarması falan beni çok güldürdü :D Aslında genel olarak mesajlaşma kısımlarını okurken çok keyif aldım. Çok güzeldi. Girdap, kız arkadaşıyla ilgili yaşadıklarına gerçekten üzüldüm. Toparlayacağına ve güçlü bir şekilde ayağa kalkacağına inanıyorum. Hakan Basri Şenkaya, efsanevi bir karakter. Çok sevdim. Babacan tavırları gerçekten çok güzeldi. O kısımları hep "Hakan Abii" diyerek okudum. Cenan ile bir geçmişleri olduğunu öğrendik hatta daha da fazlası Cenan'ın ondan sakladığı bir de kızları var! Aralarında ne geçti, nasıl tanıştılar, neden ayrıldılar, Cenan neden Dide'yi Hakan'dan saklıyor, neden Ankara'da yaşarken aniden Isparta'ya gelme kararı aldı? Hepsini aşırı merak ediyorum. 2. Kitapta bu soruların büyük çoğunluğuna cevap alırız diye düşünüyorum. Hakan nasıl Dide'den habersiz bilemedim. Ellerinde bir sürü kaynak var. Mutlaka bilinmesi gerekir diye düşünüyorum da dur bakalım neler çıkacak. Zeliha ile beraber bu sırrı saklarken benim de içim ezildi. Zeliha'nın Hakan abiye Dide'yi söylemesini gerçekten çok istedim. Hakan abi ve Dide'nin karşılaştıkları sahnede çok canım acıdı yaa. Her ne olursa Cenan'ın Dide'yi Hakan'dan saklamasını asla haklı bulmuyorum. Bu çok büyük bir haksızlık. Hem Dide'ye hem de Hakan abiye. Yazık değil mi bunca zaman baba-kız birbirlerinden habersizler, Dide babasız büyümüş. Cidden bu konu beni çok üzüyor. Bu gerçek mutlaka ortaya çıkar. Nasıl çıkacağını çok merak ediyorum. Sonuçta komşular. Elbet bir açık verecek Cenan. Cenan ilk başlarda çok canımı sıktı. Her yerden çıkıyordu, sürekli Zeliha'nın ağzından laf almaya çalışıyordu, tuzak kurup, yem atıyordu. Çok sinir bozucuydu ama sonra ona alıştım :D Gurur da onun tuzaklarına çok güzel karşılık verdi. Onun yüzünden sevgili rolü de yapmak zorunda kaldılar :D Zaten Zeliha Dide'yi öğrenince de Cenan artık konuyu daha fazla uzatmamaya karar verdi ama onun sözüne ne kadar güvenebiliriz bilmiyorum? Kitabın sonunda Zeliha'ya abla gibi davrandı. O kısımlar çok hoştu. O kısımları okurken tarih tekerrür ediyor gibi hissettim. Cenan ve Hakan Basri Şenkaya, Zeliha ve Gurur Mert Çalıklı. Meslekler, erkeklerin 2 isimli oluşu bile aynı :D Ama Zeliha'nın da söylediği gibi "Aynı kişiler değiller." Umarım bizimkilerin hikayesi çok daha mutlu olur. Gurur ve Zeliha muhteşem bir çiftti Onları okurken gerçekten çok keyif aldım. Alev, ateş, efsane bir çiftler Evet, her şey biraz zor ve kötü başladı ama onlar bu yolda beraber yürümeyi, bir ekip olmayı başardılar ve yolda yürürken birbirlerini buldular. Kalplerini de birbirlerine verdiler Mert ve Zerda oyunları çok güzeldi, Gurur'un Zeliha'ya yavaş yavaş aşık oluşu, ona söyledikleri; Gurur Mert Çalıklı gerçek bir alfaydı <3 Gurur'un biricik Zeliha'sı, Matmazel'i, Leydi'si, Zerda'sı, Kayısı Çiçeği, Dağ Gelinciği, Nazlı Çiçeği, Zerdali'si ve Zelzele'si Zeliha'nın biricik Gurur'u, Mert'i, Buz Sıcağı gözlü, Buz kokulu komandosu Abi çok güzellerdi yaa. Gurur Mert Çalıklı, Zeliha Özdağ'ı çok güzel seviyor Tıpkı Zeliha'nın da kendisini sevdiği gibi. Bu muhteşem çiftin kitaptaki her kısmını çok sevdim. İkisi de birbirlerinden etkilenmelerine rağmen içinde bulundukları durumun zorluğu sebebiyle birbirlerine olan aşklarını görmezden gelmek istediler ama tabii ki de yapamadılar. Gurur da zaten en başından beri görmezden gelmeyi reddediyor gibiydi :D Biricik'i kurtarma operasyonundan sonra karargaha gittiklerinde, bilgisayar odasında herkes konuşurken Zeliha'nın Gurur'u izlemesi, Gurur'un bunu fark etmesi ve ikisinin gözlerinin birbirine kilitlenmesi aşırı hoşuma giden sahnelerden biriydi. Çok tatlı, nahif, anlamlı bir sahneydi. Gurur ve Zeliha'nın her sahnesi güzeldi ama o sahne benim için çok anlamlıydı "İşte" dedim okurken, "Aşk tam olarak bu. Sevdiğinin gözlerinin içinde kaybolmak, zamanın durması ve onun gözlerinin renginden başka her rengin anlamını yitirmesi." Zeliha'nın Gurur'a tokat attığı kısımda çok şaşırdığımı itiraf etmeliyim :D Hiç beklemiyordum. Herkesin her hareketini tahmin edebilen Gurur Mert Çalıklı'nın bu tokadı nasıl yediğini anlayamadım :D Sonra Gurur açıkladı zaten. Zeliha'nın böyle bir harekette bulunacağını tahmin etmemiş :D Cesaret edemez sanmış :D Ama cidden çok kızdırmıştı kızı. Zeliha'nın geçmişteki aldatılmasını okurken çok üzüldüm. Üstelik en yakın arkadaşıyla aldatılması beni daha da üzdü. Hem de doğum gününde! Bu gerçekten ağır bir yara. Pislik bir de gelmiş hâlâ seninle olmak istiyorum demiş! Yok yaa! Hem kızın en yakın arkadaşıyla onu aldat, bir de kıza geri dönmek iste! Bu olaydan sonra Zeliha bir daha kimseyi sevemeyeceğini düşünüyormuş ama hayat bu, hiç beklemediğin anda kalbin birden çiçek açı verir. Zeliha'nın kalbi de Gurur'a çiçek açtı Bu olayı Gurur'a anlattı sahne de çok anlamlıydı. Aslında Dide'yi sakladığı için üzülüyordu ama Gurur "Gözlerinde başka biri var." dediğinde benim tepkim Zeliha'yla aynı oldu: O gözlerde Gurur Mert Çalıklı'dan başkası yoktu, başkasına yer yoktu Gurur'un Zeliha'nın saçlarını okşadığı kısımda da içim ısındı yaa Kar topu savaşı kısmı da çok güzeldi :D Zeliha'nın time göre küçücük cüssesiyle Gurur'a yardım etmek için Tayfun'a saldırması :D O kesinlikle Gurur'un askeri Zeliha ile arabada konuşurlarken Gurur'un "Biricik'le arkadaş değilsinizdir. Arkadaşı olsan seni tanırdım, seni hiç görmedim." Demesi ve Zeliha'nın "Arkadaşı olsam ve beni görmüş olsan bile hatırlamaman doğal olurdu." demesi üzerine Gurur'un "Hayır. Seni görsem hiç unutmazdım." demesi Bu kısım da çok güzeldi. Ve bence de görse asla unutmazdı. Zaten farklı koşullarda tanışsalar nasıl olurdu diye ikisi de düşündü çoğu kez. Her koşulda yolları birbirlerine çıkardı Gurur Zeliha'nın çillerini de çok seviyor zaten. Her ne kadar şakayla söylemiş olsa da her şaka da bir gerçeklik payı vardır. Yüzde bir milyon eminim ki yanakları dışında, bedeninde de çil olup olmadığını merak ediyor :D Gurur arabanın kapısının kilidini açmayıp, Zeliha çıkamayınca "Yapma ya, üzüldüm buna. Çıkamıyorsun öyleyse." demesi :D Kilidi açtığında ise "Gitmeyeceğini biliyorum." demesi falan o kısımlar da aşırı hoştu Zeliha'nın şoku atlattığı ve durumun ciddiyetini, Gurur ve ekibin iyi olduklarını anladığı o bölüm çok güzeldi. Gurur'un "Özgürsün. Ben kendim hallederim." demesine rağmen Zeliha'nın onu bırakmaması Gerçekten çok değerli ve anlamlı bir hareketti. Onu öpmesinden bahsetmiyorum bile ! Efsanevi bir sahneydi. Zeliha'nın Biricik'i kurtarmak için yaptığı plan harikaydı ama aşırı riskliydi. Okan şerefsiz, pisliğin tekiydi! Görev için hazırlanırken Gurur duygusal düşüncelere girmek istemediği için Nihan'dan Zeliha'yı makyajla iyice değiştirmesini istedi ama yine de yapamadı :D Konu Zeliha olunca Gurur gergin olduğunda çok başka biri oluyormuş onu anladık :D Operasyon esnasında tamamen Gurur Mert Çalıklı profesyonelliğine aykırı hareket etti :D Bir anda operasyon alanında bulundu, operasyon sırasında kafasını dağıtmak için de bir şeyler içmiş, üstüne bir de Okan'ı yakaladıklarında maskesini açıp onu tehdit etti! Normal şartlarda hiçbir operasyonda böyle davrandığını asla düşünmüyorum ama konu Zeliha olunca böyle oldu :D "Şarlatan Pembesi"ni hiç unutmayacağım :D Gurur ve Zeliha "Öylece" kelimesine anlam katan çift oldular O kısımlar da çok güzeldi. Öylece sevdiler, aşık oldular birbirlerine Biricik'in Zeliha'ya teşekkür ederek sarılması çok güzeldi. Özgür olduğu için gerçekten çok mutlu oldum. Umarım Devran'la hep mutlu olurlar. Zeliha'nın babasını aşırı sevdim. Çok tatlı bir adamdı. Babaannesinin beni şaşırttığını itiraf etmeliyim çünkü böyle bir babaanne beklemiyordum :D Gurur'la da çok iyi anlaştılar :D Eymen'in bir derdi var. Çok merak ediyorum ve 2. kitapta ortaya çıkacağını düşünüyorum. Belki eniştesi Gurur da ona yardımcı olur. Kapının önünde tanıştıkları sahne çok güzeldi :D Kitabın sonunda Zeliha'nın kuzeni Simge geldi. Yener zaten ilk görüşte tutuldu kıza :D Ama cidden tutuldu çünkü onu görünce dili de tutuldu :D Zeliha'nın her şeyi Simge'ye anlatmasını hiç beklemiyordum çok şaşırdım ve bunu yapmasını istemedim. Simge güvenilir görünüyor ama ne bileyim sonuçta bu çok önemli bir şey. Simge'ye her şeyi anlattığını Gurur'a söylediğinde Gurur ne tepki verir acaba? Bu da büyük ihtimalle 2. kitapta öğreneceğimiz bir şey. Zeliha ve Eylül'ün iyi anlaşmasına çok sevindim. Kitabın sonunda Cesur'la da tanıştık. 2. kitapta onu daha yakından tanırız diye düşünüyorum. Gurur'un annesini de çok merak ediyorum ben. Belki onunla da tanışırız. Mutlaka tanışmalıyız. Kitabın sonlarına doğru Zeliha'nın Gurur'dan timden ayrılma korkusu, üzüntüsü beni gerçekten üzdü. Bir gün onların hayatından çıkacağına inanıyor ve onlarsız hayatına nasıl devam edeceğini bilemiyordu. Sonrasında akışına bırakmaya karar verdi ama bence izin vermezse ve gitmelerini istemezse hiçbiri gitmez. Herkes,tüm ekip Zeliha'yı sevdi ve benimsedi. Hakan Abi onu kızı gibi görüyor. Diğer askerlerin zaten yengesi :D Gurur'un da kalbinin sahibi Gurur zaten kovmasından korktuğunu söyledi. O Zeliha'yı asla bırakmak istemez ve de bırakmaz Bence artık Zeliha da bunun farkında. Gitmesine izin vermesin. Bir arada kalsınlar daima Gurur'un giyim tarzına bayıldığımı da söylemeden geçemeyeceğim. Zeliha Hakan abiye Dide'yi anlatamadığı için ağladığında Gurur'un onun yanında olması çok güzeldi. Gurur gerçekten çok güzel seviyor Zeliha'yı. Zeliha Gurur'a Dide'yi anlatmak istiyor ama başkasının sırrı olduğu için de paylaşmaktan kaçınıyor. Oysa Gurur'la paylaşsa rahatlayacak. Bir yandan da iyi oldu. Gurur'un onun sırdaşı olduğunun da farkına vardı. Gerçi Simge'ye anlattı Dide'yi. Simge'ye her şeyi anlatmasının bir nedeni de artık çok dolmuş olmasıydı. O yüzden çok da kızamıyorum ona. Gurur Zeliha'yı muhallebiciye götürdü. Zeliha sonraki aşama evlilik teklifi olduğunu söyleyince Gurur "Ben yıldırım nikahı kıyarız diye düşünüyordum" dedi :D Bence de bizim çifttin bir yıldırım nikahı çıkabilir :D Kitabın sonlarını stresle okudum. Gurur'un nasıl bir görevi vardı çok merak ettim. Çok zorlu bir şey olduğu açık. Belki sonraki kitapta öğreniriz. Telsiz sinyali kesildiğinde gerçekten çok telaş yaptım. Yener elinden geleni yaptı. Riskli mağaralara bile girdi. Zeliha zaten içimi paramparça etti. Üzüntüden kendini kaybetti, sinir krizi geçirdi. 3 tane sakinleştirici yapmışlar. Telsizden Gurur'un sesi gelince gözlerim doldu. Zeliha ile "evlerinde" görüşmek istemesi çok tatlıydı Anahtarı olduğu hâlde kapıyı Zeliha'nın açmasını istediği için kapıyı çalması Kavuştukları kısım da o kadar güzeldi ki Zaten birbirlerine karşı olan aşklarını artık kabul etmişlerdi ama artık birbirlerine karşı daha açık olacaklarına eminim. Birbirlerini çok seviyorlar yaa Çok da güzel seviyorlar Ortada bir de kopyacı bir katil var. Bence durum aşırı sıkıntılı. Kim, bunu neden yapıyor cidden çok merak ediyorum. 2. Kitapta neler olacağını da çok merak ediyorum. 718 Sayfa bana kesinlikle yetmedi :D 2. Kitabı okumak için sabırsızlanıyorum. İhtilal favorilerim arasında yerini aldı. Seri kaç kitap olacak bilmiyorum ama tüm seriyi okumayı gerçekten çok isterim. Binnur Şafak Nigiz'in kalemini gerçekten çok sevdim. Kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum. Kitaptaki bazı cümleler ve betimler beni çok etkiledi. Dedim "Bu nasıl muhteşem bir kalem!" Birkaç tanesini yazmak istiyorum: "Gözlerinde bir deniz dondu, bir orman alev aldı, bir ev temeline doğru hızla çökmeye başladı." "Çağ yangını çıkaran bakışlarının kelepçesinin soğukluğunu bileklerimde hissediyordum" "Bakışları buzları eritebilecek kadar ateşliydi ama aynı zamanda gözlerinin dokunduğu yerler buz tutuyordu." "Bakışları bir kış meltemi gibi anlık bana doğru esti, ruhumu sarsarak tüm benliğime yayıldı ve içimi titretti." "Sesinin rüzgarına kapılıp şehir şehir uçarak sokaklarda savrulan bir roman sayfası olduğumu hissettim." "Bakışları öyle güzeldi ki, güneş gözlerinin içinde yanıyordu ama irislerinin etrafı karla kaplı bir sabah gibi görünüyordu. Kar tanelerini unuttum, sadece gözlerini hatırlamak istedim." İhtilal 1 - Zelzele Binnur Şafak Nigiz
Edebiyat
İhtilal 1 - ZelzeleBinnur Şafak Nigiz · Dokuz Yayınları · 20231,576 okunma
·
576 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.