Puan vermedi·456 syf.··
2025 3. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2025 09:12
Yol ayrımı, seri için yolun sonu. İkinci kitabı bitirdikten sonra üçüncü ciltte olaylar, beklediğim eksende gelişmedi. Ana düzlemü başka tarafa taşımış Tahir. Kamil Bey’in mahpustayken verdiği kararın tetiklediği gelişmeleri beklerken ilk yüz elli sayfada adı dahi geçmemektedir. Sonraki üç yüz sayfada da geçen on yıllık sürecin özeti kısa kısa verilmiştir. Yıl 1930. Kamil Bey’i mahpushanede ziyaret eden küçük Murat ve Kadir büyümüştür. Gazete işi ile uğraşmaktadırlar. Kurtuluş Savaşı verilmiş, düşman yurttan atılmıştır. Benimsenen yeni rejimin oturmasını sağlamak amacıyla rejimin kendi gereksinimlerini gerçekleştirmek gerekmektedir: Serbest Cumhuriyet Fırkası. Bu görev Fethi Bey’e verilmiştir. Bu karar hem halk nezdinde hem de mebuslar nezdinde şaşkınlıkla karşılanmıştır. Olması istenilen geri dönüşlerden pek uzakta, komplo teorileriyle yaklaşımalar çoğunluğu oluşturmuştur. Buna rağmen bir çıkış arayan halk, “Selbese” sığınmaktan geri durmamıştır. Halk partisi ile aralarında çekişmeler artık ilk kurulduğu günlere oranla danışıklı dövüş şeklinde değil gün yüzüne çıkmış, şiddetlenmiştir. Serbest’e olan bu rağbet, halk ile hükümet/devlet arasında olan kopukluğun olması sebebiyledir. Gerçekten ne oluyordu halk arasında? Neler konuşuluyordu? Kavramıyla ilk kez karşılaştığım ama siyasi hayatın içinde de sürekli olan bir olguyu öğrendim: aferizm. Yeni kurulan cumhuruiyetin işlerinin yürütülmesinde menfaatlerine pay almak demek aferizm. Siyasi hayatın içinde olan dedik çünkü statü kullanılarak yapılan bir şey. Aferistler hala varlar. Kamil Bey ve Nermin Hanım konusunda eklenecek bir şeyler var diye düşünüyoruz. Kamil Bey’in beklemediğimiz bie şekilde boşanmak istemesi ve Nermin Hanım’ın zahmetsiz şekilde kabul etmesini nasıl açıklayabiliriz? Nermin Hanım’ın mutlak bir güven içinde olmak istemesi mi, Kamil Bey’in Nermin Hanım’ı baloda görmesi sonucu gururunun kırılması mı? Ve daha nice şeyler sıralanabilir. Dikkat çekmek istediğimiz nokta burada, yaşantımız boyunca sürekli kararlar alıyoruz, veriyoruz. Bu kararlar birilerini kesinlikle etkiliyor, kimseyi olmasa da kendimize bir etkisi olduğu tartışılmaz. Acaba bizim kararlarımızdan, eylemlerimizden etkilenen kişilerin penceresinden bunları hiç okuyor muyuz? Zihnimizde bir şeyleri düşünerek yürüdüğümüz yolları karşıdaki ne kadar anladı, biz ne kadar doğru anlattık? Kamil Bey ve Nermin Hanım ikisi de kendi açılarından bir karar aldılar ve ikisi de sonunda diğerinin kendisine “haksızlık etmiş” olduğunu düşünmektedir. Biz ne kadar doğru olduğunu düşündüğümüz kararları alsak da bu etkilenen kişi için aynı anlamı ifade etmeyecektir. Biraz daha ileriye gidersek hiçbir zaman kendimizi istediğimiz gibi veya olmasını gerektiği gibi karşıya teşrih ettirmiş miyizdir? Bunun insanoğlu tarafından yapılması zor. “Bir ben var benden içeri” Hayatlar, kararlar, seçimler… Bütün bunlar yol ayrımları ile anlamlı. Çünkü yolun olduğu anlamına gelmektedir. Ayrıma gelenler şanşlı, ya ayrıma geldiğinde gidecek yolu olmayanlar ne yapar diye sorar Tahir. İşte insan için felaket bu olsa gerek. Bu yolculuk boyunca Kamil Bey’in, Nermin Hanım’ın, Ayşe’nin, Milli mücadelenin, Kadir’in, Murat’ın ve Selim Nuri’nin ve Ramiz’in ayrımlarına beraber geldik beraber saptık o doğruluğundan şüphe duymadığımız yollara. Şimdi Esir Şehri bitirirken yolun sonunda karşımızda yine yeni yeni hikayeler, yürünülmesi gereken yollar. Bu dostlarımızı bırakırken yenileriyle yaşanmışlıkları bu sefer kendimizde yaşamaya doğru gidiyoruz. Yolun sonunu düşünmeden, ne olacağını her seferinde ayrı kişilerlerle ayrı ayrı yaşayarak sadece beraber yürümek. Varış değil, yolculuktur önemli olan. Yolda da ayrımlar.
Yol AyrımıKemal Tahir · İthaki Yayınları · 20194,156 okunma
·
78 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.