Antik Roma’da geçen bir polisiye kitabı okuyacağım aklıma gelmezdi hiç!Sanki o günlerde yaşayan biri gibi okudum kitabı.
İmparator Domitianus Caesar’ın hüküm sürdüğü günlerde Flavia Albia adında bilgi toplayıcı bir kadın eşlik ediyor bize. Kendisi tam bir dedektif…
Ahı gitmiş vahı kalmış bir pansiyonda babasından kalan eski bir yazıhanesi var. Babası Didius Falco’nun hem eski mesleğini hem de dairesini devralmış yani.
Görüşmelerini de burada yapıyor genelde ve o yazıhaneden kendi dairesine doğru giden bir geçit bulunuyor. Herkesin bilmediği evinde vakit geçirmeyi seven bir kadın o. Ayrıca güvenliği için herkesin bilmemesi lazım zaten.
Korkunç bir kazanın nedenlerini araştırması için kendisini tutan kadının birdenbire ölmesiyle başlıyor her şey. Sağlık sorunları olmayan ve hayatı çalışmakla geçen bu kadının ani ölümü Albia’nın aklını meşgul ederken yeni işi de bu olayı çözüme kavuşturmak oluyor.
Roma’da hiçbir nedeni olmadığı halde tıpkı bu kadın gibi durduk yere ölen insanlar şüphe uyandırmaya başlıyor ve Flavia Albia da bu ölümlerin nedenlerini araştırmak için olayların peşine düşüyor. Nedenleri açıklanamayan gizemli ölümler, bu işin arkasındaki katil ya da katillerin amacını sorgulatıyor Flavia’ya.
İmparator Vespasianus Augustus’un ikinci oğlu Domitianus Caesar (asıl adı Titus Flavius Domitianus / MS 51-96) uyguladığı çok sert politikalarla insanları bezdirmiş. Ateşlenip ölen ya da Domitianus tarafından zehirlenen abisi ve babası gibi merhametli ve adil biri olmamış hiçbir zaman. Acımasızlığı, baskıcı tutumu ve açgözlülüğü yüzünden halk tarafından sevilmemiş. Yaptıklarının bedelini de suikaste kurban giderek ödemiş…
Nisan Şenliği’ni Albia’nın anlatımıyla okudum. Sevgiye ve ilgiye aç olan Albia işini çok seviyor. Erkeklerin çoğunlukta olduğu bu tip işlerde; bir kadın olarak başarısı ve hayatıyla toplumun dikkatini çekiyor. Bütün gün sorgulamalar yapması ve olayların ardına düştükten sonra sessiz dairesine çekilip dinlenmesi, kendine çekidüzen verip eviyle ilgilenmesi, sabah serinliğinde hamama gidip güncel dedikodulara kulak vermesi ve daha birçoğu; onu sıradan ama samimi kıldı gözümde. Roma’da geçen bir eser okurken nedense çok ciddi olacağını düşündüğüm bu kitap; öyle mükemmel mizah ve hiciv elementlerine sahip ki ilk sayfasından itibaren kimyamız uyuştu. Sıcak ve eğlenceli, aynı zamanda düşündürücü bir yapısı var kitabın.
Roma’nın gündelik yaşantısına çok yakından şahit olduğum bu kitapta imparatorun yönetim şekline de eleştirel bir bakış açısı söz konusu. Fakat Domitianus ne kadar korkunç biriyse artık, Albia bile ondan nefret ettiği halde pek atıp tutamıyor. Dehşet bir muhafız alayı ve acımasız bir ajan ordusu var çünkü.
Davis’in tarih bilgisini edebi bir kurguya dönüştürmesine de bayıldım. Roma’nın sınıfları, her kesimden insanın günlük yaşamı, kadın-erkek ilişkileri, Roma’da inanç sistemi ile belli zamanlara özgü eğlence anlayışları, tapınak kültürleri ve daha fazlasının anlatıya kattığı renk… Sanki o zamana yolculuk yapmışım gibi çok canlı bir şekildeydi her şey.
Bu arada kitabın başlarında katili buldum. Ama neden bu ölümlere sebep olduğunu sonlara doğru anladım. Katili bulsam da okuma zevkime hitap etti. Sonuca ulaşmak heyecan vericiydi çünkü.
Lindsey Davis kalemiyle Nisan Şenliği sayesinde tanışmış oldum. Flavia Albia serisinin birinci kitabıydı bu. İkinci kitabı Evdeki Düşmanları da bu sene içinde okumayı düşünüyorum. Çünkü yazarın yarattığı atmosferi ve oluşturduğu kurguyu keyifle okudum. Üslubu ve dili de oldukça akıcıydı. Yoğun geçen okumalarımdan sonra sayfalarını hızla çevirdiğim ve merak uyandırıcı unsurlarla dolu bu tür kitapları okumak çok güzel bir deneyim sunuyor bana.
Bu seriden önce Flavia Albia’nın babası Didius Falco dizisini yaratmış yazar. Maalesef güncel bir baskısı yok o kitaplarının. Çok önceden dilimize çevrilmiş, sahaflarda denk gelirsek bulabiliriz yani. Umarım yazarın tüm kitapları dilimize kazandırılır.
Kitabın rahat okunması adına da her şey düşünülmüş. Kişiler ve sözlük bölümü çok güzel olmuş.
İncelememi yayımladığım platform:
instagram.com/p/DFDHb5XoDQm/?...