·408 syf.····Okunma: 12 Ocak 2025 22:04 Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir.
(Spoiler içerir!)
Helios'un kızı, Aiaie Cadısı(Farmakis) Kirke...
Sınırlı mitolojik bilgiye sahip olan bana yeni birçok kapı araladı. Kitabın ilk sayfalarında çok fazla karakter olması aklımda nasıl tutacağım tedirginliği yarattı. Ama ilerleyen bölümlerde daha az karaktere düşüp akıcı bir anlatımla en az 7-8 mitolojik karakter hakkında bilgi sahibi olmak beni mutlu etti.
# Kirke'nin Glaukos(fakir balıkçı)'a aşık olması, aşk uğruna yaptıkları (Skylla) ve sonra yaşadığı sürgün hayatı,
# Odysseus'un savaşçı özelliği ile vicdansızlaşması,
# Kirke'nin oğlu Telegonos için neleri göze aldığı,
# Telegonos'un yanlışlıkla babası Odysseus'u öldürmesi,
# Penelope'nin taliplerini oyalama yöntemi,
# Kirke'nin Penelope ile karşılaşması, aynı dokuma tezgahını paylaşması,
# Telemakhos'un kişiliği...
Kitapta en etkileyici bölümler oldu benim için.
# Ama en çok Prometheus'a üzüldüm ve en çok onu sevdim
?? Bir kadın durduk yere, canı istedi diye kötü olabilir mi?
?? Bir çocuk ebeveynleri tarafından neden diğer kardeşlerinden ayrı tutulur?
?? Bir kız için 'İstiyorsan senindir!' demek...
?? Bir kadın bir erkek için dış görünüşünden utanabilir mi? Değişim için en fazla ne yapabilir?
?? Bir kadın hemcinsini dış görünüşü ile vurursa bir erkek ona neler yapabilir?
?? Ağır cezası olduğunu bile bile birine yardım edebilir mi bir insan?
?? Bir kadın aşk uğruna en fazla ne yapabilir?
?? Bir kadın evladı için en fazla neleri göze alabilir?
?? Bir kadın sevdiği kocasının kaç yıl bekleyebilir?
?? Aşk için iki kişi eşit koşullarda(!) değilse bir tarafın değişimi ne kadar mantıklı olabilir?
?? İnsan özünde ne oranda özgürdür?
Aklımda daha bir sürü soruyla okuma listesime
Homeros: Odysseia
Homeros: İlyada
Aiskhylos : Zincire Vurulmuş Prometheus eklendi.
"Çürümüş etle dolu iğrenç torbalara benzerler."
"Cüretkar hareketlerle utanmazlık aynı şey değildir."
"- Ölümlüler neye benziyor, söyler misin bana?
- Bunun tek bir cevabı yok. Her biri farklı. Paylaştıkları tek şey ölüm. Bu sözcüğü biliyor musun?
- Biliyorum. Ama anlamıyorum.
- Hiçbir tanrı anlayamaz. Bedenleri parçalanıp toprağa karışır. Ruhları soğuk dumana dönüşür ve yeraltı dünyasına uçar. Orada hiçbir şey yemez, hiçbir şey içmez, hiçbir sıcaklık hissetmezler. Uzandıkları her şey ellerinden kaçar."
"Hiçlik boşluktur, havaysa başka her şeyi doldurur. Nefestir, yaşamdır, candır, konuştuğumuz sözlerdir."
"Gençken, dünyadaki bütün duyguları ilk hissedenin biz olduğumuzu zannederiz."
"- Sence sefil haldeki biri mi yoksa mutlu biri mi daha iyi adaklar adar?
- Mutlu biri elbette.
- Yanlış. Mutlu biri kendi hayatıyla meşguldür. Kimseye minnet borcu olmadığını düşünür. Ama onu soğuktan titret, karısını öldür, çocuğunu sakat bırak, o zaman dualarını duyarsın. Sana kar beyazı bir süt danası alabilmek için ailesini bir ay aç bırakır. Parası yeterse yüz tane alır.
- İyi ama eninde sonunda onu ödüllendirmen gerekmez mi? Yoksa adak sunmayı bırakır.
- Ah, ne kadar uzun süre devam edeceğini bilsen şaşırırsın. Ama evet, sonunda en iyisi ona bir şey vermektir. O zaman yeniden mutlu olur. Sen de baştan başlayabilirsin."
"Ölümlüler şöhreti böyle ele geçiriyor, diye düşündüm. Çok çalışarak ve kendilerini adayarak, yeteneklerine bahçeye bakarmış gibi bakıp güneşin altında ışıldamasını sağlayarak. Ama Tanrılar irinden ve nektardan, kusursuzlukları parmak uçlarından fışkırarak doğuyordu. Onlar da neleri mahvedebileceklerini ispatlayarak elde ediyordu şöhretlerini. Şehirleri yakıp yıkarak, savaşlar çıkararak, salgınlar ve canavarlar yaratarak..."
"Yalnız bir yaşamda, bir başka ruhun sizinkinin yanına damladığı ender anlar vardır, yıldızların sende bir defa yeryüzüne sürünüp geçmesi gibi. Daidalos da benim için öyle bir takımyıldızıydı."
" Yüzlerinde kırışıklıklar var ama hiç akılları yok. Bir erkeğin ayaklarını yere sağlam basmasını sağlayan şeyleri yapmalarına fırsat kalmadan savaşı götürdüm onları. Yola çıktıklarında evli değillerdir. Çocukları yoktu. Hasadın cılızlığı yüzünden kilerlerinin kıyısını köşesini kazımak zorunda oldukları seneler geçirmediler, tasarruf etmeyi öğrenebilecekleri bereketli yılları da olmadı. Anneleriyle babalarının yaşlanıp elden ayaktan düşmesini seyretmediler. Öldüklerini görmediler. Korkarım ki yalnızca gençliklerini değil, yaşlılıklarını da çaldım onlardan."
"Kaç kere öğrenmem gerekecekti? Huzurumun her anı yalandı, çünkü sadece tanrıların keyfine kalmış bir huzurdu bu. Ne yaparsam yapayım, ne kadar uzun seneler yaşarsam yaşayayım canları istediğinde aşağı uzanıp bana canlarının istediğini yapabileceklerdi."
"Bana yara izlerini göstermiş, karşılığında da benim hiç yaram yokmuş gibi yapmama izin vermişti."
"En muhtaç durumdakilerin en nefret ettiği şey minnettarlıktır, sırf kendilerini yeniden iyi hissetmek için ilk fırsatta saldırırlar."
"Bu dünyada binlerce, binlerce kadın ve erkek yaşıyor, yaşlanıyor. Hatta bazıları mutlu bile oluyor... Umutsuz yüz ifadeleriyle güvenli limanlara yapışıp kalmakla yetinmiyorlar. Ben de onlardan biri olmak istiyorum. Olmaya niyetliyim."
"Bir ölümlünün yaşamında ölüm hariç herhangi bir mecburiyet yoktur."
"Umudum vardı... Çocuklar ne umar? Anne babalarının gururla ışıl ışıl parlamasını. Bu umudun ölmesinin ne kadar acı verici olduğunu biliyordum."
"Babanın yasını tutmuyor musun?"
"Tutuyorum. Herkesin sahip olduğumu söylediği babayla asla karşılaşmamış olmamın yasını tutuyorum."
"Belki de hiçbir anne baba evladını gerçekten göremez. Baktığımızda sadece kendi hatalarımızın bir yansımasını görüyoruz."
"Yeterince zaman verirseniz yaraların çoğu kendiliğinden iyileşir..."
"Bazı insanların dünyaya sadece bir mevsimliğine dokunan takımyıldızlar gibi olduğunu söylerdim."