Batıyı geçmek için, batının ciğerini bilmek
9/10
·349 syf.··
2025 18. kitabı
Cemil Meriç, 1974 yılında kaleme aldığı “Bu Ülke” isimli eserinin devamı niteliğindeki “Umrandan Uygarlığa” adlı eserinde Eski Yunan’dan Avrupa’ya, Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne kadar uzanan geniş bir coğrafya ve zaman diliminde; kültür, medeniyet ve batılılaşma kavramlarının nasıl anlaşılması gerektiği ve bizler; yani Cumhuriyet Türkiyesi’nin mensupları yeni bir kültür ve medeniyet inşa edebilmek adına neler yapmamız gerektiğini dile getirmiştir. Kitap beş ana bölümden oluşmaktadır. Çağdaş Uygarlık Düzeyi Medeniyetin Ölümü Araftakiler İdeoloji Traduttore Traditore Yazar, birinci bölüme şöyle giriş yapıyor: “Bütün Kur’an’ları yaksak, bütün camileri yıksak, Avrupalının gözünde Osmanlıyız. Osmanlı yani İslam. Karanlık, tehlikeli, düşman bir yığın!” Bu ifadeleri okuduğumda Avrupa’nın yani Hristiyan aleminin, biz Osmanlı evlatlarına yani Müslümanlara olan düşmanlık ve kinlerinin hiçbir zaman yok olmayacağının ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren yüzünü her dönemde Batı’ya yani Avrupa’ya dönmüş olmasının, bizleri onların karşısında zavallı göstermekten ileri gitmeyeceğinin farkına varıyorum. Kendi deyimiyle “Avrupa, maddeciliğine rağmen Hristiyan’dır. Hristiyan için tek düşman biziz.” Milletlerin, Çağdaşlaşma ve Batılılaşma süreçlerini sorgulayan ve bu süreçlerin temellerini irdeleyen Meriç, Batı uygarlığı karşısında Türk Aydının tutumunu değerlendirmeye koyulur. Batı uygarlığının temellerini Eski Yunan’a kadar götürür. Meriç’e göre Eski Yunan sefil, hayasız ve iğrençtir. Kendi deyimiyle “Orta çağda dua ve ibadetten bunalmış ruhların sığındığı bir limandı bu ahlaksızlık…” ve şöyle devam eder: “Bugün bize sunulan Yunan manastırlarında görülen rüya, keşişler hayatının bir vahası. Evet Yunan’ın papazlar güzelleştirdi. Onlar olmasa Yunan bize olduğu gibi görünecekti.”
Alıntı
Umrandan UygarlığaCemil Meriç · İletişim Yayınları · 20112,101 okunma
··
144 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.