Bu eseri okuduğumda, 14. yüzyılda yazılmış olmasına rağmen, günümüzdeki olayları dahi açıklayıcı nitelikte olduğunu görmek beni derinden etkiledi. İnsanların ve devletlerin hayat döngüleri üzerine, daha determinist bir bakış açısıyla yapılan yorumlar, yazarın keskin gözlemleri ve analizleriyle birleşince, her bir sayfayı büyük bir hayranlık ve takdirle okudum.
Kitap; tarih, bedevilik, şehirleşme, hakimiyet, geçim, sanayi, sosyal hayat, devletler, halifelik ve ilimler gibi birçok farklı konuyu kapsamlı bir şekilde analiz ediyor. Ancak, özellikle dünyayı belli kuşaklara ayırarak bu kuşaklardaki insanların özelliklerini ve insan topluluklarının devletleşme sürecini ele aldığı bölümler beni derin düşüncelere sürükledi. Devletlerin doğuşu, gelişi dünya düşünce tarihinin en özgün eserlerinden biri olarak kabul edilen Mukaddime’deki kendine özgü fikir ve yöntemleriyle sonraki nesiller üzerinde derin etkiler bırakmış bir âlimdir. İbn Haldun, farklı medeniyetlerle bir arada yaşamaya olumlu bakan islam medeniyetinin yetiştirdiği önemli bir öncü olarak, küreselleşen dünyada çok medeniyetli bir dünya düzeni kuramını oluşturma çabası içinde olanlara güçlü bir teorik temel sunmaktadır .
Ayrıca, İslam dünyasında liberalizm ilkelerini eserlerinde barındıran ilk müslüman düşünürdür. Soylu bir aileden geldiği için iyi bir eğitim almıştır. Tunus ve Fas’ta devlet görevlerinde bulunduktan sonra Granada ve Mısır’da çalışmıştır. Kuzey Afrika’nın o dönemdeki istikrarsız ve entrikalarla dolu siyasi yaşamı nedeniyle iki yıl hapiste kalmıştır. Bedevi kabilelerini çok iyi tanıdığı için aranan bir devlet adamı ve danışman olmuştur. Siyasal yaşamdan çekildiği dönemlerde adını tarihe geçiren 7 ciltlik dünya tarihi Kitâbu’l-İber ve onun giriş kitabı olarak düşündüğü Mukaddime’yi yazdı. Eseri, Arap dünyasında etki yaratmasa da Osmanlı tarih anlayışını derinden etkilemiştir. Başta Katip Çelebi, Naima ve Ahmet Cevdet Paşa olmak üzere Osmanlı tarihçileri Osmanlı Devleti’nin yükseliş ve çöküşünü pek çok defa onun teorileriyle analiz etti.
…Şehirliler dünyaya çok mal ettiklerinden zevk ve eğlencelerle çok meşgul olduklarından ve şehvetlerini tatmin etmeye yöneldiklerinden nefisleri kirlenmiş ve bu kirlilik oranında da hayırlı ve iyi şeylerden uzaklaşmışlardır. Hatta utanma duyguları bile gitmiştir. Bir çoğunu meclislerde büyüklerin arasında ve mahremlerin yanında son derece çirkin küfürler ettiğini ve utanma duygusunun onları bundan alıkoymadığını görürsün çünkü sözlü ve fiili olarak yapageldikleri çirkin ve kötü şeyler onları buna alıştırmıştır.
…Şehir hayatının toplumsal hayatın son noktası ve bozulmaya döndüğü yer olduğu yani kötülüğün nihai noktası ve iyiliğe en uzak nokta olduğu açığa kavuşmuş olur.
.
…Ancak yöneticiler ve yönetimleri baskıya boyun eğdirme ve korkuya dayanıyorsa işte o zaman sebebini ileride açıklayacağımız gibi zulme uğramış insanların nefislerinde baş gösteren adalet ve tembellikten dolayı insanların güç ve cesaretleri kırılır.
.
Yönetimler cezalandırma esasına dayanırsa bu durumda insanların cesaretleri büsbütün ortadan kalkar çünkü insanların zulme maruz kalmaları ve zulüm karşısında kendilerini savunmaları onları cesaretlerini ve güçlü kişiliklerini yitirecekleri zelil bir duruma düşürür ancak yönetimler cezalandırma yerine yola getirme ve öğreticiliği esas alırsa ve erken dönemlerden itibaren bu usulü benimserlerse yine korku ve itaat üzere yetişmeye bir miktar etkisi olur ancak kendine güveni ortadan kaldırmaz.
.
…Dolayısıyla şehirlerde çocukluktan itibaren yöneticilerin ve eğitmenlerin idaresi altında bulunmak nefislerdeki güçlük ve şevki kırılıp zayıflaması etkili oluyor.
.
…İsyan etmek ve karşı çıkmak insanların tabiatların bir gereği olduğu için bu gibi işlerde hedefe ulaşmak ancak savaşmakla mümkün olur.
.
…Eğer bir kabilenin baskı ve zillet içinde haraç verdiğini görürsen artık sonsuza kadar onların devlet olacaklarını bekleme.
.
…İnsan için devlet ve siyaset, insan oluşundan dolayı vardır.
.
…Allah bir topluluktan iktidar ve saltanatlarının çekilip alınmasını dilerse bu topluluğun ilk terk edeceği şey insanlara saygı ve hürmet göstermek olacaktır. Onun için herhangi bir toplulukta bu hasretin ortadan kalktığını görürsen bil ki orada faziletler kaybolmaya başlamıştır ve artık hükümdarlığın son bulacağını gözleyebilirsin.
.
…Halk hükümdarın dini üzerinedir.
.