Varoluş sancısı çeken karakter hayata gelirken onayı alınmadığı için yaşarken de inisiyatifi eline almakta zorlanıyor (kararsız kalıyor). Hayatı yağmurlu ve uzun bir güne ve bedenleri de o gün için gereken bir şemsiyeye benzeten insanlarla ilgili cümlesi harika..ne zaman bir çocuk görse ne yapıyorsa, ne düşünüyorsa tüm dikkatini çocuğa veriyor..kendi cocuklugunda savas sonrasi yıkıntılar arasında geçirdigi zamanlara dair bir cümle var kitapta. Ailesini de savaşta kaybetmiş olabilir. Cocuklugunu ve annesini hüzünle anımsıyor. Sanırım çocukluk travması bu savaş...
Karakter hayatı sorguluyor, sürekli düşünüyor, her ayrıntı üzerinde duruyor. Normal, tuhaf, saçma kavramları sürekli kafasında irdeleniyor. Ayrıntıları seviyor, yaşam sancısı çekiyor ama ayakta kalmanın yolunu bir şekilde buluyor.. sevdiğim ve düşündüren kitaplardan biri oldu..