Tarih Vahşetlerle Dolu
3/10
·464 syf.··
2024 226. kitabı
·
362 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2024 00:00
“İki Şehrin Hikayesi” Kitabı Hakkında Kısa bir Değerlendirme: Eser, tarihî bir roman özelliği taşıyor. Yazar, romanda Fransız İhtilali’nin karanlık yüzünü göstermeye çalışmış. İhtilal öncesi ve sonrasında burjuva ve aristokrasi arasındaki kanlı çatışmalar anlatılmış. Ara sıra yaşadığım zaman diliminin iyi olmadığını düşünürdüm. Yaşlı dünyanın sakinleri rahat durmayınca insanı üzen bir çok şey beni de etkiliyor ve böyle düşünmeye sevk ediyordu. Mesela bu yazı yazarken haberlerde duydum; “79 kişinin yanarak vefat ettiği Kartalkaya’da diğer otellerin müşterileri hiç bir şey yokmuş gibi kayak yapmaya devam ediyormuş.” Adım Adım Dünya Tarihi programları ve son dönemde okuduğum tarihi kitaplarından anladım ki tarihin derinliklerinde ne vahşetler yaşanmış ve ne çok canavar ruhlu insan varmış. Bu kitaplardan biri de Charles Dickens’in, “İki Şehrin Hikayesi” kitabı. Dickens, devrimin idealist amaçlarının nasıl kana bulanabileceğini, masum insanların bile bu süreçte nasıl katledildiğini göstererek, insan doğasındaki vahşeti gözler önüne sermiş. Devrim sırasında muhaliflerin sistematik şekilde idam edilmesi, halkın bunu kadın-erkek bir “eğlenceye” dönüştürmesi ve kalabalıkların “ölümü izlemekten” zevk alır hale gelmesi akıl alır gibi değil. “Halkın giyotin izlerken duyduğu coşku, bir tiyatro oyunu izler gibi.” ifadeleri bu durumu çok iyi izah ediyor. Kitaptan bir kaç örnek vermek istiyorum: Madame Defarge’nin ailesine yapılan zulümlerin intikamını almak için öfkeyle harekete geçmesi. Onun nefreti, bireysel acıların toplumsal şiddetle nasıl iç içe geçtiğini gösteriyor. Özellikle aristokratların katledilmesi ve nefretin masum insanlara yönelmesi çok kötü. Bastille’in halk tarafından basılması, devrimin çok önemli bir anı olarak anlatılıyor. Halbuki bu zaferin arkasında, bir tür kan davasına dönüşen şiddet çılgınlığı var. Bu sahnede, hapishane muhafızlarının katledilmesi ve linç edilmesi kitapta şu şekilde geçiyor; “Kalabalık, düşmanlarının kanıyla sulanmış bir toprak gibiydi.” Marquis St. Evrémonde’un, arabasını sürerken bir çocuğa çarpıp onu öldürmesi, olay karşısındaki kayıtsız tavrı, aristokrasinin halkın acılarına duyarsızlığını çarpıcı şekilde gözler önüne seriyor. Kitapta şöyle geçiyor; “Bir çocuk yolun kenarında cansız yatarken, onun ölümü Marquis için bir böcek ezmekten farksızdı.” Devrimin son safhalarında, suçlu ve masum ayrımı yapılmaksızın birçok kişinin katledilmesi de kitapta şöyle geçiyor; “Mahkemeler, ölüme susamış bir tiyatronun dekoruydu. Hakikat yerine öfke hüküm sürüyordu.” Charles Dickens “İki Şehrin Hikayesi” kitabını iyi ki yazmış, yoksa nasıl öğrenecektik bu yaşananları.
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Can Yayınları · 202376,6bin okunma
··
267 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.