Pastoral Senfoni
İkinci kez okumaya karar verdiğim bir kitap oldu, öncelikle bunu belirtmeliyim. Okuyucunun elinde adeta akıp gidiyor. Hikâye, bir papazın kör bir kıza sahip çıkmasıyla başlıyor. Kız, 15 yaşına kadar kimse tarafından önemsenmiyor; hatta sadece hayvani içgüdülere sahip bir hâlde büyüyor. Sık sık kör kızın papaza duyduğu aşkın, sadece uzun yıllar onunla ilgilenen bir öğreticiye karşı duyulan bir aşk olduğunu düşündüm. Hikâyenin sonunda da tam olarak bunu kanıtlar nitelikte deliller buldum kendime.
Evet, soruları bir kenara bırakıp romana geri dönüyorum. Papaz, beş evladıyla uzak bir kasabada yaşamaktadır. Kızı evine götürür. Karısını tanıyan papaz, kendi kendine gerekçeler bulup, sık sık iç sesiyle yönlendirerek bu kızı eve alır ve ona yardımcı olmaya başlar. Kıza renkleri öylesine güzel betimleyerek anlatır ki, siz de zaman zaman renkleri tanımlamak isteyebilir; hatta benim gibi Beethoven’ın Pastoral Senfonisi ile bu anlatımları birleştirdiğinizde, seslerle birlikte gözlerinizi kapatıp kızın dünyasına gitmek gibi bir maceraya bile atılabilirsiniz.
Kör kız, papaz ve ailesinin tanımıyla Gentrude, gün geçtikçe gelişim gösterir. Papaz, ailesine ayırdığı zamanın büyük bir kısmını Gentrude’a ayırmaya başlar. Adeta gören gözleri gibi davranır. Zaman zaman Alp Dağları’nda birlikte gezdiklerinden bahsedilir. Yazarın betimlemeleri oldukça dikkat çekicidir. Papaz, kör alfabesini bile öğrenerek kıza öğretir ve İncil’i okumasını sağlar. Böylece zamanla aşk ve tasavvufla ilgili sorular papazın zihnini meşgul etmeye başlar.
Papaz, zaman zaman Gentrude’u kilisede yalnız bırakır. Burada piyano öğrenen Gentrude, papazdan pek çok övgü alır. Günler böyle birbirini kovalarken, bir gün papaz, kiliseye bıraktığı Gentrude’u almaya giderken oğlunu kızın yanında fark eder. İkisini de ürkütmemek için yavaşça hareket eder ve onların kendisini görmesini istemez. Ancak oğlunun, Gentrude’un eline dokunduğunu görünce endişe duyar. Geldiklerini anlamaları için dış kapıyı hızlıca vurur.
Bu olaydan sonra yazar, okuyucuyu derin bir zihin savaşı ve İncil’den hikâyelerle buluşturur. Papaz, oğlunun Gentrude’a gerçekten âşık olup olmadığını sorgular ama bunu oğluna sormaya cesaret edemez. Alacağı cevaptan korkmaktadır. Bir gün oğlu, papazın sessizliğini bozarak Lozan gezisinden vazgeçtiğini söyler. Papaz, bu durumdan daha da endişelenir ve nedenini öğrenmek istemez. Ancak oğlunu bir şekilde Lozan’a göndermeyi başarır.Sonunu tahmin etmek pekte zor değil aslında siz okuyucuları bu romana şiddetle tavsiye ediyorum!!!
Bu sırada Gentrude ile ilgilenmeye devam eder, fakat karısıyla ve çocuklarıyla konuşacak bir alan bile yaratmaz.Kitaptan çok etkilendiğimi içsel dünyama yolculuk niteliğinde olduğunu belirtmek isterim.