BEYAZ GEMİ ( Cengiz Aytmatov)
Herkesin bir beyaz gemisi vardır uzaktan baktığı.
" Okumayı, anlamayı en çok sevdiğiniz yazar kim?" diye sorsalar hiç tereddütsüz Cengiz Aytmatov derim. Bana göre onun kitaplarını okumak, bozkırda yaşamak, Isık-Göl' ün etrafında dolaşıp Tanrı Dağlarına selam vermektir.
Betimleme ile kendi vatanını ve milletini ancak bu kadar güzel tasvir edebilir bir yazar. Simgesel anlatımın babası desek abartmış olmayız bence.
Anlatımını sembollerle okuyucuya şifreli bir şekilde aktaran yazarımız aslında roman okurken bir milletin yaşadığı zorlukları da çözümlememize olanak sağlıyor.
Bu romanda aslında kişilere verilmiş özelliklerle bize yaşadığı devrin sıkıntılarını anlatıyor. Bana göre Kırgız Türkleri'nin tükenmek üzereyken küllerinden yeniden doğuşunu masallar, mitler, efsaneler karışımıyla bu romana işlemiş Aytmatov.
Roman, annesi ve babası tarafından terk edilen bir çocuğun dedesi ile beraber yaşama mücadelesini anlatıyor. Babasının bir gemide çalıştığını hayal ederek balık olup ona kavuşabileceğini düşünen koca yürekli bir çocuk. Romandaki kötü karakterin adı ise Orozkul’dur. İçkici, acımasız, sürekli etrafındaki insanları hırpalayan bir adamdır. Bence Aytmatov bu ismi bilinçli bir sekilde seçmişti. Çünkü Orozkul Rus’ un kulu anlamındadır. Bu karakter Aytmatov’un gözünde Sovyet rejimidir. Mümin dede ise merhametli , küçük çocuğa sahip çıkan, iyiliksever fakat Orozkul tarafından sürekli hakarete uğrayan bir karakterdir. Bana göre onu da Kırgız Türkleri'nin bir temsili olarak bu romana işlemişti.
Adı belli olmayan bu küçük çocuğumuzun yaşadıkları beni cok etkiledi. Keşke romanın sonu bu şekilde bitmeseydi. Onu büyüyüp hedeflerine ulaşmış bir genç olarak görmeyi çok isterdim.