Puan vermedi·384 syf.····Okunma: 23 Ocak 2025 16:04 Son iki senedir sık sık Ali Şeriati'ye başvuruyorum, Kevir onun benim okuduğum kaçıncı kitabı bilmiyorum bile. Kitabı anlatmak imkansız okumaya gerçek anlamda onu okumaya başlamanın imkansız görünmesi gibi. Şeriati'nin, okuduğum ilk kitabı Şia'da ne kadar tutkulu ve hareketli bir dili olduğunu görmüştüm, bu diğer kitaplarında da böyleydi ama kitap bir yerden sonra kendini açıyordu. Kevir'de bu çok zor. Profesör girişte yazılarının 3'e ayrıldığını ve bunların ''Toplumsallar, İslamsallar ve Çölseller'' olduğunu söylüyor. Kevir'i sanırım ''yazdığıma değil yaşamı duyumsadığıma'' dediği Çölseller kategorisine ekleyebiliriz. Ali'nin Kufe'de yaptığı konuşmalardan birine ''Şikşikiyye'' dediğini -bu konuşmalar birleşerek Nehcül Belağa'sını oluşturur- vurgulayan Şeriati, Kevir'i de bu tür tutkulu, ateşli ve zaptolunamaz konuşmalara benzetiyor. Yazarın diğer kitaplarını okuyanlar, eserleri arasında bağlantı kurma pratiğine tanıdıktır, bu tüm fikrini sayfalara aktardığına işaret ediyor. Kevir, içinde filozofların ve düşün insanlarının, bilim insanları ve ulu şahsiyetlerin adının geçtiği, Şeriati'nin hepsini insana bakmayı öğrendiği noktadan tahlil ettiği dopdolu bir gezinti, üstelik kelimeler ve buğu şeklinde bir anlatım ile. Okuması zor ama duyumsanmaması güç bir iç döküş, uzun süre yanmış bir alevin sabaha doğru sisini göğe bırakması, rasyonalizmin saçma bıkkınlığı ile idealizmin özlem dolu bekleyişi...Kevir için ne söylenilebilir ki her okuması bir ilk okuma iken...
Not: Şehit Mustafa Çamran, Bint Cübeyl'e Emel direnişçilerinin yanına giderken yanına yalnızca Kevir'i almıştır.