Çoğunuz için şaşırtıcı olacak bir yazıyla yorumuma başlamak istiyorum. (Eğer kitap hakkında düşüncelerime geçmek isterseniz kitabı nasıl keşfettiğimle pek ilgilenmiyorsanız bu kısmı atlayabilirsiniz.)
Her ne kadar filmler ve dizilerde fantastik türünü çok severek izlesem de kitaplarda hiç okumuyordum. Bana oldukça pahalı geliyordu ve o dönem için klasik veya suç/gerilim tarzı kitapları okumayı seviyordum. Sonra bir gün fantastik bir kitap okudum ve aşırı beğendim. Adını vermiyorum çünkü basılı değil ve tamamlanmamış bir kitaptı. Bu yüzden canım acayip fantastik istedi ve neden okumadığımı sorguladım. Sonra DR'da fantastik bölümünde, kitapların konularını okurken Varislerin Oyunu konusuna baktım ve beğendim. Okuduğum gerilim kitaplarının tarzına yakındı, o yüzden hoşuma gitti. Ki bunlar yaşanırken yazarın bir booktober olduğunu aynı zamanda youtuber olduğunu falan bilmiyordum. Önüme birkaç reelsi daha önce çıktığı için öğrenince yüzünün neden tanıdık geldiğini fark ettim. Neyse, pahalı gelmişti ve alamadım o gün kitabı.
Sonrasında kendi evrenim ve kurgumu yaratmaya başladığımda, fantastik kitaplar hakkında videolar gibi birçok şey topluyordum, önüme çıktı ve Yağmuru biraz izlemeye başladım. İlk başta sevmesem de sonradan kendisine alıştım ve kendine has, iyi birisi olduğunu düşündüm, bu yüzden hiçbir ön yargıyla bu yorumu yapmadığımı bilin istedim. Kitap kafası olarak benzediğimizi düşündüğümden ve evrenim açısından aynı olduğunu düşündüğüm birkaç şeyi fark edince kitabını okumaya karar verdim. Wattpadde vardı ve böylece okudum. Giriş kısmı çok uzun oldu farkındayım ama bunları nedense anlatma ihtiyacı hissettim.
Kitap bence ilk defa yazan biri için akıcı sayılabilir. İlk başta dilini basit bulsam da bir süre sonra sanırım çok rahatsız olmadım.
Kitabın kapağı şahsen güzel, konsept gayet iyi fakat karakterlerin çok sığ kaldığını düşünüyorum. Şöyle ki başrol kızımıza ben birçok kişi aksine aşırı sinir falan olmadım, egoist olduğunu da düşünmedim sadece bahsettiği kadar zeki bir karakter değil bana göre.
Kitapta anlam veremediğim, sıkça sorguladığım kendimce mantık hataları vardı ve bu da kitabın puanından kırmama neden oldu. (Spoiler) Bunlara örnek verecek olursam mesela koskoca krallıklar neden bu kadar basit şekilde çocuklarını bir okula yolluyor? Neden baş karakterimizin sesinden Reika(umarım adı budur)anlaşılmıyor? Neden 2 askerle geziyor ve nası bu kadar çabuk ölüp gidebilirler? Hele okul yönetimi yani sen buraya koskoca prens ve prensesleri alıyorsan girişi bu kadar basit yapmazsın ve doğru prenses olmadığını anlaman gerekir? Hadi bunlar benim kaçırdığım detaylar diyelim bence en tuhaf noktası ortada cinayetler yaşanıyor, insanlar ölüyor ama herkes en fazla 1 gün sızlanıp üzülüyor ertesi gün çok rahat gülüşüp eğleniyorlar, neden? Tamam yani tabii ki yaşamak için devam etmek zorundasın ama prenses kıyafetlerini giyiyim şöyle böyle aşk yaşıyım diye düşünemezsin o an. Bilmiyorum o kısımlar daha güzel anlatılabilirdi, konsept daha iyi işlenebilrdi.
Haricinde karakterlerin birçoğu vasıfsızdı sürekli okurken isimleri bu hangisiydi diye düşünüp durdum çünkü hepsinin 7 cüceler gibi özellikleri vardı. Bu kızgın şirin bu uykucu şirin bu mutlu şirin falan bilmiyorum alt yapıları olsaydı keşke.
En deli olduğum an Drystianın öldüğünü zannettirmesi ve kılık değiştirmesi ama bu vakitte hiçbir bilgi gerekli bir iş yapmaması ya. Ters köşe için konmuştu ama ben yemedim. Yağmur nasıl hep ters köşeleri tahmin ediyorum diyorsa ben de öyle bir insanım belki de bundandır bilmiyorum. Ki şöyle bir gerçek vardır eğer ki ortada belirsiz bir katil varsa o her zaman ortamda en beklenmedik veya en az gösterilen kişidir. Bu film dizilerin meşhur şaşırtma taktiğidir o yüzden bana göre katilin kim olduğu da gayet ortadaydı hatta ilk tahminimdi.
Sonunda da keşke evlenmiş olarak görmeseydik diye düşündüm ilişkileri kötü değildi ama bana çok enemys to lovers geçmedi. Kötü bir kitap değildi kesinlikle ama çerezlik denebilir. Diğer kitaplarında eminim kendini de geliştirmiştir. Başarılar diliyorum.