Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
Kitap Hakkındaki Görüşlerim (Biraz detaylı bir inceleme olması nedeniyle olaylara ve kahramanlara detaylı bir şekilde yer verdim. İyi okumalar :) Romandaki asıl kahramanımız Sara. İyi bir ailede yetişmiş, her istediği yapılmış bir genç kız. Babası Erzurum'da görev yapmakta. Fakat o İstanbul'da kalmak için hastalık yalanına başvuruyor. Temiz havada bulunması gerektiğini babasına bir mektubunda yazıyor. Dayısının kızının düğünü olduğunu ve çiftliğe gitmek istediğini belirtiyor. Babasının da onayıyla bir vapura binerek dayısının çiftliğine gidiyor. Vapurdan iner inmez gittiği bu yerde herkesin dikkatini çekiyor. Hatta kuzeninin nişanlısının bile ondan etkilendiğini söylememiz yalan olmaz. İkinci önemli kahramanımız Homongolos'un hikâyesi burada yavaş yavaş başlıyor. Hikayesine geçmeden önce Homongolos kelimesinin anlamına değinmek istiyorum. TDK'da bu kelimenin anlamı şu şekilde: "Homongolos cesur ve küstahtır; fakat insanlara bir zararı yoktur, hatta iyilik yapmayı da sever. Fakat asıl şöhretini tam bir kadın düşmanı olmasıyla yapmıştır. Toplum içine fazla çıkmaz, özellikle kadınlardan uzak durur." Neden bu lakabın verildiğini anlamak şu an daha kolay oldu. Çiftlikteki karşılaşma Sara ve Homongolos'un ilk karşılaşması olmayacak. Sara çiftliğe gideceği zaman bindiği vapurda onunla karşılaşıyor. Boğulma numarası yapan Homongolos vapurdaki herkesin dikkatini çekiyor. İnsanlar öleceğini zannediyor. Fakat vapurun kaptanı korkulacak bir şey olmadığını ve bu adamın sıklıkla bu oyuna başvurduğunu vapurdaki insanlara ve Sara'ya açıklıyor. Sara bu olayı fazla umursamıyor ve dayısının çiftliğine gidiyor. Düğün yaklaştıkça çiftlikteki kalabalık artıyor. İki tarafın akrabaları, arkadaşları burayı dolduruyorlar. Daha sonra gece sohbetleri, yemekler, eğlenceler düzenleniyor. Çiftliğin yakınlarında kamp kurmuş sporcu gençler bulunuyor. Bu kalabalık çiftlikteki davetlere katılmaya başlıyorlar. Bunların içinde Homongolos da bulunmakta. Fakat kadın düşmanı olarak bilindiği için ilk davete katılmıyor. Daha sonra ısrarlara dayanamayıp başka bir akşam onlara katılıyor. Bu adam pek toplum içine karışmış biri değil. Bu nedenle potlar kırıyor. Kadınlar ile asla güzel bir iletişim kuramıyor. Bu şekilde Sara'nın dikkatini çekiyor. Zamanında arkadaşının sevgilisini görmeden ölmesini sağladığını öğreniyor ve içten içe bu adama sinirleniyor. Bu adamı kendine aşık ederek yüz üstü bırakmak istiyor. Tabi hikâye başladığı gibi ilerlemiyor. Homongolos, Sara'ya aşık oluyor fakat ona belli etmiyor. Biz okurlar Homongolos'un Sara'ya olan ilgisini kitabın sonunda eski dostuna yazdığı mektuplardan öğreniyoruz. İçten içe Sara'ya sıcak duygular beslemiş. Fakat Sara'nın onunla alay ettiğini anlıyor. Onunla yüzleşmek yerine ölmeyi tercih ediyor. Kitabın sonuna gelene kadar ben bunun bir kaza olduğunu düşünüyordum. Fakat Necdet'e yazdığı mektupta bunun bir intihar olduğu besbelli. Çünkü kaza yapacağını bir gün önceden hissediyor. Kitabın sonlarında Ziya Bey'in (Homongolos) hikâyesini öğreniyoruz. Ailesinin sevilmeyen bir çocuğu olduğunu ve yatılı okula verildiğini görüyoruz. Okulda yaşadığı zorluklar nedeniyle güçlü bir karakter oluyor. Aşık olmaktan korkmasının sebebinin üvey annesi olmasına bağlı olduğunu düşünüyorum. Sonrasında Necdet ile tanışıyor. Necdet güçsüz bir çocuk olduğu için onu koruyor. Tek yakın arkadaşı olarak görüyor. Daha sonra askere de birlikte gidiyorlar. Necdet'in sevdiği bir kız var ve bunu Ziya'ya anlatıyor. Ziya tabiki bu duyguları saçma buluyor. Necdet bir kahramanlık göstermek istiyor ve orduda savaşlara katılıyor. Burada yakınında bir bomba patlıyor ve yüzü mahvoluyor. Hastanedeyken sevdiğini görmek istiyor. Fakat Ziya buna engel oluyor. Çünkü birbirlerini görürseler ikisinin de daha fazla acı çekeceklerini anlıyor. Ziya, çok sevdiği dostu Necdet'in ölümüne şahit oluyor. Daha sonra da sporcu olarak kamplarda yaşıyor. Dostunun aşk yüzünden bu yaptıkları da onu aşktan uzaklaştırıyor. Fakat en sonunda Sara'ya karşı olan duygularina engel olamıyor... Başlangıçtaki o şımarık kız çocuğu olan Sara, yaşadığı maceradan sonra hayata eskisi gibi bakabilecek mi? Peki ya Ziya için ne demeliyiz? Sırf kadın düşmanı olarak bilindiği için duygularıyla yüzleşmekten korktu. Yaşadıkları kolay değil ama kendi aşkına mani oldu. Eğer Sara , Homongolos'a karşı alayla yaklaşmasaydı mutlu olabileceklerini düşünüyordum. Homongolos'un ölüme sığınması da doğru değildi. En azından Sara ile yüzleşebilirdi. Bu verdiği ders ikisi için de ağır oldu. Roman birkaç sayfa daha devam etseydi Sara'nın bu hüzünlü aşktan sonra hayatına kimseyi alamadığını görecektik. Ya da Ziya'nın mektuplarını bulacak. Onları okuduktan sonra o da intihar edecekti belki de. Uzun zaman sonra okuduğum ve beni etkileyen bir romandı. Reşat Nuri'nin romanlarının yeri her zaman benim için ayrı olacak. Bir sonraki roman yorumunda görüşmek dileğiyle...
Bir Kadın DüşmanıReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20105,3bin okunma
·
120 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.