Kitabın ilk bölümlerinde, yakın zamanda okuduğum, yazarın hayatından ve anılarından kesitleri derlediği 'Rüzgarlar Hep Gençtir' kitabında okuduklarım aklıma geldi. Nitekim bu kitabın sonundaki kısa söyleşi kısmında da bundan bahsetmiş zaten. Bir yazarın eserlerini okumadan önce hayatı ve yaşadıkları ile ilgili bilgi edinmek okuduğunuz eseri daha anlamlı ve bütün hale getiriyor aslında. Çünkü mutlaka izler, yansımalar var hayatına dair.
Balıkçı ve Oğlu eseri, yazarın tüm kitaplarında olduğu gibi o akıcı, okuru hikayenin içinde tutan anlatımı ile yakalıyor sizi. Balıkçı Mustafa'nın hayat hikayesi üzerinden; göçmenlerin dramını, balık çiftliklerini, balıkçılığın ve Ege kıyılarının değişimini, ekolojik yıkımı, aile, kadın ve anne kavramını okuyoruz. Hikayeler iç içe geçiyor ve insanı insana anlatıyor. Yazarın kaleminin en güçlü yanı bu bence. İnsan olduğumuzu hatırlatıyor. Birilerinin farklılık olarak adlandırdığı kavramlar birer etiketten ibaret.
Hüznü, derdi, negatif bir değişimi anlatsa dahi okuru yormuyor. Mustafa oluyoruz denizin ortasında, Zilha oluyoruz en kıymetlisini emanet eden sessiz çığlıklarıyla, Mesude oluyoruz anlayan, duyabilen... Çok güzel, anlamlı, okunası kitaplardan, tavsiyemdir.