Gönderi

Vicdan Mahkemesi
10/10
·1606 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2025 22:22
Büyük, çok büyük Fransız yazar Victor Hugo’dan okuduğum üçüncü kitap. Hakkında ne yazılsa az kalır. Öylesine derin ve öylesine büyük ki, kitaplarının her bir sayfasını dikkatli ve yavaş okuyarak tadını çıkarmaya çalışıyorum. Çünkü bence hızlı okunup geçilmemesi ve detaylarda boğunulması gereken bir yazar. Victor Hugo’da, dinsel eleştiriyi, okuduğum kitaplarının hepsinde gördüm. Bir İdam Mahkumunun Son Günü’nde, Notre Dame Kamburu’nda ve şimdi okuduğum Sefiller’de. Eleştiriyi tam ve yerinde yapan, halkın ruhen nasıl sömürüldüğünü anlatan ve bunu inceden de olsa hicveden büyük yazar Victor Hugo. Sefillerde aslında bir sürü karakter var. Çok katmanlı bir karakter ve hikaye yapısına sahip. Ama odaklanılması gerekenler; Jean Valjean, Mösyö Bienvenu, Mösyo Madeline, Javert, Fantine, Cosette ve Marius’tur. Bunların özelinde ilerler Hugo. Okuyucu her ne kadar yeni bölümlere geçip, içinde bulunduğu hikayenin başka yöne kaydığını düşünse de Hugo, zeki hayal gücü ile tüm bölümleri birleştirir. Daha sonra kendimizi mükemmel bir romanın içinde buluruz. Kitap, iyiliği ve yardım etmeyi hayatının merkezine alan bir piskopos, Digne Piskopos’u, Mösyö Bienvenu ile başlar. Eline geçen bütün paralarla ya da zihninde olan fikirlerle her şeyi insanlığın hizmetine sunmaya çalışan ve oldukça mütevazi hayat süren bir Piskopos. En ince ayrıntısına kadar düşündüğü yardıma muhtaç insanlara elinden gelenin de fazlasını yapan, Tanrının iradesine her zaman boyun eğen, insanların içinde barındırdığı barbarlığı bir türlü kabul edemeyip her zaman doğru yolu göstermeye çalışan...Hayata geliş amacına uygun olarak ve kendine vazife gördüğü şekilde hırsız, katil, yoksul her insana Tanrının lütuflarından bahseden ve bu yolla kendi ruhunu da tatmin eden bir karakter piskopos. Daha sonra ise on dokuz yıl boyunca yaptığı ekmek hırsızlığından dolayı kürek cezasına mahkum edilen Jean Valjean gelir Digne kasabasına. Üstü başı yırtık, elinde sopası ve korkunç görünüşlü bir insan olarak. Tıpkı bir hilkat garibesine benzer. Victor Hugo’nun aslında hem Sefiller’de hem de Notre Dame Kamburu’nda çizdiği portreler yakındır. Normalin içindeki farklılığı anlatmaya çalışır. Farklılığın, alışılmamış olanın nasıl yadırgandığı, buna alışmanın bazen zor, bazen ise mümkün olmadığını anlatır. Burada da Jean Valjean için durum böyledir. O da toplumda-her ne kadar normal diyebilirsek tabi bu topluma- farklıdır, farklılık onda saklıdır. Ama Jean Valjean’a karşı bu farklılığı hissettirmeyip işte o normalin akışını sağlayan ise Piskopos olur. Hugo, adalet ve vicdan konularına mükemmel değinmiş. En başından beri vicdan ve adalet kavramlarının hangisinin ağır basması gerektiğini ölçen Hugo, bence sonunda bize ikisininde eşit ağırlıkta ve ikisine de eşit önem verilmesi gerektiğini söyler. Polis Müfettişi Javert bile bir hata yaptıktan sonra, önce vicdanı tarafından yargılanır. Sonra bu yargılamanın yetersiz olduğuna kanaat getirip adalet ister Madeline Baba’dan. Madeline Baba’nın hayatı ise Javert yüzünden dağılır ve çok ayrı bir boyut alır. Bir yerden sonra Sefiller, Jean Valjean’a odaklanmak yerine Cosette ve Marius’un aşkını konu alır. Ama bu konu alış asla diğer aşkı anlatan kitaplar gibi değildir. Cümleleri, tarifi ve aşkı betimleyişi kitabı okurken asla sıkmaz. Marius’un Cosette’yi bulmak için canı pahasına yaptığı girişimler, Cosette’nin Marius’u sevdiği halde sessiz kabullenişi ve ikisinin arasında kendini yeri geldiğinde bir engel, yeri geldiğinde de onlar için kötülük yaptığını düşünüp vicdan mahkemesinde yine kendini yargılayan Jean Valjean. Marius için Cosette’yi görememek, dünyasının karanlığa gömülmesi ve orada tıkılı kalıp nefes alamaması demektir. Hugo bunu verdiği bir aforizma da çok güzel anlatır. Bu durum Marius için ‘’ Biri var ki, giderken gökyüzünü de birlikte götürdü’’ cümlesinin özet halidir. Artık hayatında düşündüğü tek şey sadece yüzünü gördüğü ve kalbi her gördüğünde fırlayacakmış gibi olan ve adını, sesini bile bilmediği Tarla Kuşu’nu düşünmek olur. Jean Valjean, yaşadığı gösterişsiz hayatı gibi, yeni bir gösterişsiz ve asıl ruhunu bulacağı aleme gider. Hugo’nun dediği gibi Jean Valjean ‘’ Uyuyor. Yazgısı ona ne oyunlar etti.’’Jean Valjean giderken tıpkı Victor Hugo gibi arkasında kalan fakir ve sefil insanları düşünüp çekmecesinden para bağışlamalarını söyler. Victor Hugo, tarih, psikoloji, din, felsefe, siyaset, iktisat ve muhteşem betimleme yeteneğini en güzel şekilde kullanmış Sefillerde. Waterloo Savaşını, komutanların ruhunu, Napeloun’un hırsını ve Tanrının cezalandırmasını öyle yürekten, yaşayarak, sanki savaş meydanında bir gözlemci gibi aktarabilmiş ki kitaba, o topların çıkardığı sesi, insanların son bir umut savaşmasını ve yapılan ufak hataların koca tarihe yön vermesine tanıklık ederiz. Objektif bir tarih yazımı olmadığını bilsem bile yine de karşı tarafı yermekle değil de doğruları anlatmakla yapmış bu işi Hugo. Bu harikulade savaş anlatımında dikkatimi çeken ve beğendiğim nokta, Hugo’nun barbarlığa ilişkin söylemleriydi. Her ne kadar Waterloo Savaşı olmuş olsa bile İngiliz tarafının bir barbar gibi değil, medeni bir halk gibi çarpıştığını, savaştan sonra bile Fransız’lara haklarını teslim ettiklerini ve bunun aslında Fransızlar için kaybedilmiş bir savaş dahi olsa Fransız halkı için ilerlemenin anlamına geldiğini ifade eder. Savaşlar kaybedilir veya kazanılır ama kaybedildiği zaman bu medeni halkların gerilemesi değil ilerlemesi anlamına geldiğini söyler. Victor Hugo’ya göre Waterloo ‘’ özgürlüğün şaşkınlıktan donakaldığı bir tarihtir.’’ Ne söylesem az kalır. Hugo tıpkı bir ansiklopedi. İçinde Shakespeare, Balzac, Voltaire, Eupin, Dante, Diogenes Laertius... gibi yazaların kitaplarını akışın içine öylesine güzel ve aydınlatıcı şekilde vermiş ki, Sefiller’i okurken hangi yazarın adı geçse bütün kitaplarını keşke okumuş olsaydım diyorum. Sefillerin herhangi bir sayfasını açsam ve okusam biliyorum ki hem bana hem de bu kitabı anlamak isteyen herkese ilaç gibi gelecek cümlelerle karşılaşacağız. Tıpkı Ezel’de Tuncel Kurtiz’in dediği gibi bu kitap onun için, benim için ve bütün insanlık için yazıldı. Sadece okumak, okumak, okumak lazım hem de defalarca...
Edebiyat
Sefiller (2 Cilt Takım)Victor Hugo · Iletişim Yayınları · 2023105,3bin okunma
·
90 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.