Gece Yarısı Kütüphanesi, benim için çok değerli olan bir arkadaşımın doğum günü hediyesiydi bana. Kitap bir süredir kitaplığımıda bekliyordu, ben de kütüphanemizden İnsanlar kitabını almış olunca "Madem aynı yazar, neden art arda okumuyorum?" dedim ve kitapları okudum.
Gece Yarısı Kütüphanesi bana gerçekten çok büyük bir ilham kaynağı oldu. Mental olarak çok iyi olmadığım bu günlerde Nora'nın gözünden tüm o hayatları görmek, Nora'yla beraber bir şeylerin anlamını çözmek benim için zor anımda yetişen bir ilaç gibi oldu. Nora karakteriyle kendimi çok yerde bağdaştırdım, başlangıçta onu intihara sürükleyen düşünceler dizisi bile bana anlamlı geliyordu ama yavaş yavaş yaşama yine onunla beraber tutundum. Bu incelemede kitabın konusundan ya da öyküsünden çok da bahsetmek istemiyorum. Zaten herkes az çok biliyordur. Ben bu incelemede kitabın bana öğrettiklerini özetlemek istiyorum:
Doğumumuzdan beri yaptığımız seçimlerle aslında hepimiz birer öykü yazıyoruz. Bir bakıma kader de tanrının yazdığı bir öykü değil de bizim yazdığımız ve onun adı gibi bildiği bir öykü. Yaşadıkça yeni sayfalar ekliyoruz, bazen acemice bir şeyler çiziktiriyor, bazen de edebiyat gibi edebiyat yapıyoruz. Ancak yeri geldiğinde biz bu yazdıklarımızdan pişmanlık duyabiliyoruz. Bizim ana karakterimiz hikayesinin pek de hoş olmayan bir dönemindeyken başka hayatların ana karakterleri en büyük başarılarını elde ediyor olabiliyor. Bizimkinin karşısına talihsizliklerden bir dağ yığılmışken diğer insanların yolları tertemiz ve açık olabiliyor. Bu da bizi hayatımızı sorgulamaya itiyor: "Neyi yanlış yaptım? Nerede hata yaptım? Keşke şunu farklı yapsaydım! Keşke orada farklı bir şeyler söyleseydim! Keşke onu böyle yapsaydım! Keşke şu... Keşke bu... Keşke... Keşke. Keşke!" derken bir pişmanlıklar yığınına, kendine acıma ve kendini küçümseme ustasına dönüşüyoruz. Çünkü bu inanış, tanrı ya da evrenin planı gibi inanışların aksine bir şeylerin farklı olabileceğini ama bizim hatalarımız yüzünden olmadığını söyleyerek bize saldıracak gerçek bir suçlu tanıyor. Biz de bu suçlu kendimiz de olsak saldırmaya devam ediyoruz. Çünkü insan başkasının canını kendi canından çok daha zor yakar, en çok kendisine karşı acımasızdır. Unutmayalım ki verdiğimiz kararlar ve yaptığımız seçimlerle inşa ettiğimiz an, bizim içi en uygun an. Çünkü biz seçimlerimizle beraber anı değil, o anı yaşayan kendimizi de inşa ediyor ve inşa ettiğimiz kişi ve yaşadığı hayat birbirine en uygun olanlar oluyor.
Okuması çok keyifli ve mesajlar açısından çok kazançlı bir kitaptı, tüm 100Kitap halkına öneriyor, sizi seviyorum.