Değer vermek, hissetmekle başlar, hissettirmekle devam eder. Bahaneler, unutmalar ve umursamazlık yalnızca bir tercihtir. Yapamadım, aklıma gelmedi, fırsatım olmadı gibi sözler hep bir kaçıştır. İnsan, gerçekten değer verdiğini unutur mu hiç? İçinden gelmeyen bir şeyin adı ne sevgi olur ne de samimiyet. Zorla hatırlatılan hiçbir şey kıymet taşımaz, zorla yapılan hiçbir şey gönülden gelmez. Eğer bir şey benim hatırlatmamla olacaksa, hiç olmasın daha iyi. Çünkü içten gelmeyen hiçbir şeyin gerçek bir anlamı yoktur.
Cuma Bozkurt
İhlası tanımla dediklerinde
çocuk kendisine uzatılan kaşıktakine değil, kaşığı uzatan ele bakar örneğini veren arkadaş aklıma geldi.
Aradığımız, çocuklar gibi samimiyet.