·1808 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Ocak 2025 21:18 Uzun bir aradan sonra elime dünya klasiklerinden birini aldım. Takribi üç yıldır kütüphanemi süsleyen kalın sayfalı üstelik iki cilt olan bu kitabı okumaya cesaret göstermek zordu doğrusu. Bu üç sene içerisinde bu kitapla defalarca göz göze geldik. Lakin bu zamana nasipmiş.
Birinci cildini 3 günde bir çırpıda okurken ikinci cildini okumam bir hafta sürdü. Defalarca bırakacağım galiba diye düşünüp ardından kendimi bu uzun soluklu kitabın satırlarına bıraktım. Uzun soluklu kitaplar okumak yaşadığım dünyaya ara vermek ve soluklanmak gibi geliyor bu kitap da bu tür duygularla bana eşlik etti. Kitaplarla inşa ettiğim dünyamı tekrar hatırladım.
Muhtevaya gelecek olursak
1800'lü yılların Rusyasına panonormal bir bakış açısı ile yaklaşılmış. Savaşın yaşandığı coğrafyada etkileri, endişeleri ile insan hayatına yansıyışı, komutanların ve diğer aktörlerin hissiyatları, müthiş bir betimleme yeteneği ile tasvir edilmiş. Savaşın en kızgın olduğu zaman diliminde askerlerin neden birbirimizi öldürüyoruz? Bunu birbirimize neden yapıyoruz? Hissiyatı okuyucuya müthiş yansıtılıyor. Ayrıca burada askerler düşman takımına kolaylıkla merhamet gösterebiliyor. Peki savaşın ortasında insan kalabilmenin savaşı da veriliyor mudur bunu bizzat yaşayanlara sormak gerek.
Birinci ciltte karakterleri yavaş yavaş tanıyor ve yollarının kesişmesini keyifle seyrediyorsunuz. Burada yazarın ruh tahlilleri de devreye giriyor. Karakterler öyle dikkatle tasvir ediliyor ki siz sayfaları çevirirken karşınızda oturur hale geliyor. İkinci ciltte ise karakterler sizinle beraber yaşamaya ve büyümeye devam ediyor. Doğumlar, ölümler, vedalar, kavuşmaları ile kitaba renk katıyor. En sevdiğim karakter Prens Andrey oldu. Duruşu ve asaleti dikkatimi çekti. Piyer'in arayışını, Nataşa'nın coşkusunu, Nikolay'ın da düzgün karakterini unutmayacağım. Nataşa karakteri başta benim için şımarık bir kız çocuğu profili çizse de sonradan karakterin evrilmesine şahitlik ettik.Gün gün gerek acılarla gerek hayatın getirdiği güzelliklerle büyüdüğünü görmek çok güzeldi. Nataşa bana hayatın esasında olan bazı şeyleri hatırlattı. Hepimiz birçok acının, yaşanacak günlerin acemisiyiz ama dünya üzerinde yaşıyor olduğumuz saatler bize her geçen saniye yenilikler armağan ediyor. Bazen bu yenilikler acı kayıplar bazen de buruk hüzünler oluyor.
Kitabın İkinci cildi birinci cilde oranla çok daha fazla savaş sahnesi barındırıyor.Bunu göze alarak başlamanızı tavsiye ederim. Şuan bunu neden okuyorum dediğim çok satır oldu :)
Kitapta etik bulamadığım, böyle olmamalıydı, bunu karşılığı bu değil diye düşündüğüm pekçok olay da okudum aynı zamanda. Lakin Rus toplumunu yakından tanımak, tarihlerinin panoromasını seyretmek çok keyif verdi.
Tolstoy gibi bir deha yeryüzünde bir daha var olur mu bilmem. Onun kelimeleri ile tanışmak onur verici.