Puan vermedi·140 syf.··Beğendi
· Her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır; gerçek, tam manasıyla bir hastalık…”
Fyodor Dostoyevski, hiç şüphesiz Modern Rus Edebiyatının en önemli isimlerinden birisidir.
Çoğu zaman hissettiğimiz ama ifade edemediğimiz, hatta ifade edilmesinin mümkün olmadığını düşündüğümüz duygudurumlarımızı bizi satırlarını okurken gösterir .Bizi bizden çok iyi tanıdığı şüphesiz.
Kitap, Rusya’nın Sankt-Peterburg şehrinde yaşayan bir adamın, kendine yönelik farkındalığının artması ve iç dünyasındaki düşüncelerinin değişimi üzerine odaklanır. Modern insanın varoluşsal krizini ince ince işler.
“Hasta biriyim ben… Huysuz adamın tekiyim. Çirkinim.” cümleleriyle başlamaktadır.
Kendisini “8. dereceden memur” olarak tanımlayan yeraltı adamı, yaşamının gayesini belirleyememekte, sadece yaşamı sürdürme gayesiyle çalışmaya devam etmektedir. Tam da bu sebeple uzun yaşamış olmasından dert yakınmaktadır.
Yer yer Kafka’nın Dönüşüm eseriyle de sentezleyebileceğiniz bir eser .İki yazarda böcek metaforu ile modern insanın bunalımını dile getirir.
“Dinlemek isteseniz de istemeseniz de şimdi size niçin bir haşere bile olamadığımı anlatmak istiyorum baylar. Tamamıyla ciddi olarak söyleyeyim ki, böcek olmayı çoğu zaman arzuladım. Yazı ki buna bile başaramadım.”
Kitabı okuduktan sonra Zeki Demirkubuz'a ait olan ve kitabın film hali olan Yeraltı'nı izlemenizi tavsiye ederim.