·244 syf.··Beğendi
···Okunma: 15 Haziran 2025 13:36 Düşüncenin varlığını tartışıyoruz, lakin düşüncenin varlığı dil değil midir?
Dil, insanı diğer tüm canlılardan ayıran temel unsurlardan biridir. Aklın ürünü, aristonun dediği gibi "Ruhtaki düşüncelerin açığa çıkması"dır. Bu durum da dil, bireylerin düşündüğünü kanıtlamak açısından da en somut, elde tutulur örnek, kanıt olarak önümüze çıkmaktadır. Bu açıdan da incelenmesi mühimdir. Özellikle bireylerin içsel benliğine istinaden duygu ve düşüncelerini çözümlemek, dil edinim süreçlerine ilişkin yargıya varmak ve tüm bunlara istinaden dil öğretim kuramları geliştirmek, dil araştırmalarını incelemesi açısından dilbilimi için bir görev teşkil etmektedir. Tanrı Teala'nın yaratmış olduğu kainattaki tüm varlıklar, tözlerin arazdaki yansıması, tanımlanması veyahut açıklanmasından ibarettir. Buna istinaden de diyebiliriz ki sözcükler, konuşmalar, yani dil unsurları da bireylerin zihninde olanı yansıtması açısından bir araz olma özelliği göstermektedir. Yani asıl olanı, düşünceyi ve ezeli olanı yansıtan, dildir. Bu hususta manaya erişebilmek, mana hususunda değerlendirmeler yapabilmek ve bireylerin düşünce yapılarını anlayabilmek için bu tözsel yapıyı(dil) incelemek gerekmektedir. Bunun için Bloomfield'den Noam Chomsky'e birçok dilbilimci çalışmış ve kuramlar üretmiştir. Daha evvelden Descartes ekolünde bulunan Port-Royale okulu filozofları da Noam Chomsky'nin ortaya atmış olduğu "Üretici-Dönüşümsel Dil Bilgisi" kuramını destekleyici fikirler sunmuştur. Örneğin Port-Royale filozoflarının ortaya atmış olduğu "Hüküm" ve "Önerme" kavramları, Üretici-Dönüşümsel Dilbilgisi Kuramında sırasıyla "Derin yapı" ve "Yüzey yapı"ya denk gelmektedir.
Derin yapı ve yüzey yapı unsurları, Noam Chomsky'nin, dilin gramatikal özelliklerini incelemeye yönelik yapmış olduğu kuramsal formülleri içermektedir. Derin yapı, tümce içerisinde anlambilimsel olarak üzerinde dönüşüm yapılmamış olan soyut cümleleri karşılarken yüzey yapı, Derin yapı üzerinde dönüşümler(ekleme, çıkarma vb.) yapılmasıyla elde edilen tümceleri karşılamaktadır. Yüzey yapı, derin yapıya istinaden daha az soyut bir tümce kavramını karşılamaktadır. Sözdizimsel bileşenlerin içerisinde yer alan anlambilimsel ve ses bilimsel olan bu iki kavram, dilin doğal yapısının yanında "Evrensel Dil Bilgisi" teorisine istinaden de tüm dilleri formülleştirmeye yönelik, edinim sürecine katkı amaçlı evrensel bir tanı ortaya koymaktadır.
Noam Chomsky'e göre tüm diller, evrensel bir dilbilgisinden doğmuştur. Bu yüzden hepsi eşittir ve aralarında karşılaştırma yapılamaz. Ayrıca cümle anlamdan bağımsızdır Noam Chomsky için.
Bu ifadelere istinaden Chomsky, derin yapı ve yüzey yapıya yönelik kuramında tümcelerin seslendiriliminde/yazımında yüzey yapının ilk olarak görüldüğünü belirtmektedir. Ardından ise birey bu yüzey yapıdan Derin yapıyı çözümleyerwk anlatılmak isteneni veya cümlenin içerdiği anlamları çözümlemektedir.
Örneğin "Okula gidiyorken öğretmeni gördüm" cümlesi, yüzey yapı olarak birçok Derin anlamı içermektedir. Bu cümleyi teşkil eden Derin anlam yapısı unsurları "Okul", "Gitmek", "Öğretmen" ve "Görmektir." Bu unsurlara istinaden cümle, önüne gelen unsurlarla şekillenir. Bu cümleden çıkan Derin yapı anlamları "1)Ben okula gidiyordum, o sırada öğretmeni gördüm.", "2)Öğretmen okula gidiyordu, ben de onu gördüm." şeklinde oluşmaktadır. Bu Derin yapıların hangisinin asıl anlatım olduğunu yalnızca söyleyen kişi kesin bir şekilde bilebilir. Ancak bu demek değildir ki zihin içerisinde Ebu çözümlemeyi yapan, alıcı olan birey Derin yapıyı anlayamaz. Söyleyen de olduğu gibi algılayanda da Dil Edinim Cihazı bulunmaktadır. Bu yüzden algılaması, sanılanın aksine seçmeye dayanmamaktadır. Aslında bu husus, dilin kendine özgün olan yapısal özellikleriyle de ilgilidir.
Noam Chomsky'nin ortaya atmış olduğu ve bireylerin dilsel yetilerine dair kavramları açıklayarak onların dil edinimini sağlayan "DEC" adlı bir cihaz bulunmaktadır. Bu cihaz, tüm insanlarda ortak bir şekilde zihinlerinde bulunan ve tüm dilleri edinebilme yeteneğini kazandıran bir cihazdır. Doğuştan programlıdır. Zira "Zihinci Gelenek"e istinaden Noam Chomsky'nin savunmuş olduğu görüş de, "Evrensel Dil Bilgisi" teorisine istinaden sil edinim sürecini işleten zihinsel unsurların doğuştan var olduğudur. Bu yüzden "Boş Levha" teoristlerine tamamen karşıdır. "Bİlişsel Dil Öğretim Yaklaşımı"nda bireylerin zihninde edinim sürecinin doğuştan programlı olduğu belirtilmektedir. Özellikle 1970 ve sonrası artan beyin araştırmaları, bu yaklaşımı destekler niteliktedir. Tüm bunların yanında "Davranışçı Dil Öğretim Yaklaşımı"nı "Dil öğrenimini makineleştiriyor" diye eleştiren Noam Chomsky, bireylerin davranışlarıyla doğrudan değil, davranışlara etki eden temel unsur zihinle ilişkili öğrenmelerde dil edinebileceklerini savunmaktadır. Noam Chomsky'e göre her bir birey, dünyada var olan her dili öğrenebilmeye doğuştan programlıdır. Mühim olan bireyleri bu hususta desteklemek ve onları motive etmektir. İşte, Noam Chomsky de Bloomfield'in ortaya attığı ve Zellig Harris'in geliştirdiği "yapısalcı-tasvirci" görüşleri formülleştirmiş ve kuramsallaştırmıştır.