Düşüncenin varlığını tartışıyoruz, lakin düşüncenin varlığı dil değil midir?
Dil, insanı diğer tüm canlılardan ayıran temel unsurlardan biridir. Aklın ürünü, aristonun dediği gibi "Ruhtaki düşüncelerin açığa çıkması"dır. Bu durum da dil, bireylerin düşündüğünü kanıtlamak açısından da en somut, elde tutulur örnek, kanıt olarak önümüze çıkmaktadır. Bu açıdan da incelenmesi mühimdir. Özellikle bireylerin içsel benliğine istinaden duygu ve düşüncelerini çözümlemek, dil edinim süreçlerine ilişkin yargıya varmak ve tüm bunlara istinaden dil öğretim kuramları geliştirmek, dil araştırmalarını incelemesi açısından dilbilimi için bir görev teşkil etmektedir. Tanrı Teala'nın yaratmış olduğu kainattaki tüm varlıklar, tözlerin arazdaki yansıması, tanımlanması veyahut açıklanmasından ibarettir. Buna istinaden de diyebiliriz ki sözcükler, konuşmalar, yani dil unsurları da bireylerin zihninde olanı yansıtması açısından bir araz olma özelliği göstermektedir. Yani asıl olanı, düşünceyi ve ezeli olanı yansıtan, dildir. Bu hususta manaya erişebilmek, mana hususunda değerlendirmeler yapabilmek ve bireylerin düşünce yapılarını anlayabilmek için bu tözsel yapıyı(dil) incelemek gerekmektedir. Bunun için Bloomfield'den Noam Chomsky'e birçok dilbilimci çalışmış ve kuramlar üretmiştir. Daha evvelden Descartes ekolünde bulunan Port-Royale okulu filozofları da Noam Chomsky'nin ortaya atmış olduğu "Üretici-Dönüşümsel Dil Bilgisi" kuramını destekleyici fikirler sunmuştur. Örneğin Port-Royale filozoflarının ortaya atmış olduğu "Hüküm" ve "Önerme" kavramları, Üretici-Dönüşümsel Dilbilgisi Kuramında sırasıyla "Derin yapı" ve "Yüzey yapı"ya denk gelmektedir.
Derin yapı ve yüzey yapı unsurları, Noam Chomsky'nin, dilin gramatikal özelliklerini incelemeye yönelik yapmış olduğu kuramsal formülleri