Gönderi

5/10
·98 syf.··
2025 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2025 14:13
2024’te birincisi düzenlenen Ganeşa Mitolojik Öykü Yarışması’nın sonucunda finale kalan eserlerin toplandığı bu kitap, insanlığa dair bu iki olguyu farklı açılarıyla beraber bir araya getiriyor: Mitoloji ve öyküler. Her birinde kendinizden bir şeyler bulacağınız on iki öykü Yunan-Roma, Sümer, Maya-Aztek ve Türk. Her bir öykü, mitolojik bir bakış açısıyla kişisel ve toplumsal mücadeleleri sunarak ahlaki çıkarımlar yapar. Gılgamış'ın Rüyası (Nurşah KARACA); Öykü seçkisinde yer alan gerçek anlamda mitolojik öyküde; Gılgamış ve Enkidu'nun Dilmun'daki Humbaba'yı öldürmeye gittiği sırada Gılgamış, rüyasında kendi ölümünü görüp de Enkidu'ya bahsetmeyişi ile kardeşine cesaret aşıladı. Sürükleyicide Zağros ve Fırat adları yerine o dönemde Sümerler'in kullandığı kavramları yeğlenseydi gerçek anlamda efsane olurdu. Dilmun, Sirius yıldızı etrafında dönen bir gezegen olarak biliniyordu. Hatta Kur'an'da bile En yüksek sedirler ormanı olan ilk bahçe olarak dolaylı geçiyor. Oduncu Sankur'un İfadesi (Talha YILMAZER); 1471 yılında geçen Anadolu korku gerilim öyküsünde mitolojik unsur olarak Karakura'yı baz almakla yetinmiyor. Olayın biraz daha varolmayan bir mekanda geçmelidir. Öyküde eşini kaybeden Koytun'a musallat olan Karakura'yı gören Sankur'un ifadesidir. Mitolojik öyküden daha çok gerilim öyküsü olarak kabul etmekle birlikte 1471 yılındaki Anadolu'nun kırsal izlenimlerini başarılı bir şekilde görüyoruz. Etkileyici bir şekilde yazılmış öyküde Karakura'nın neden Koytun'a musallat olduğuna dair kurmaca olsaydı mitolojik öykü kabul edebilirdik. Kimin Kötüsüsün Sen? (2.’lik) (Fatma Nur ÇELİK); Öyküde kullanılan dil sayesinde Helen'lerin Minotor'u değil bizlerin Yarboğa'sının günümüzde doğarsa insanların ona bakış açısını Türk tarzıyla dile getirilmiş. Hilkat garibesi olan Yarboğa, köydeki bütün olumsuz olayların nedeni olarak gösterilerek günah keçisi olarak ilan edilip dışlanması bizlere genelde insanların engellilere karşı gösterdiği tutum ve davranışların aynası olmuştur. Öyküde o hilkat garibesine ad verilmediği için Helenperest okurlar için Minotor olarak adlandırılsa da öykünün dinamikleri bize Minotor değil Yarboğa olduğunu haykırıyor. Lanetli Taşlar ve Ayın Karanlık Yüzü (Jüri Özel Ödülü) (Elmas TUNÇ); Helen-İbrani mitolojilerin sentezi olan öyküde iki dünya sıkışmış ucubenin başında geçenleri anlatırken ruhların yeryüzüne gelişini Helen Mitolojisindeki ölüler dünyası metaforundan esinlenmiştir. Bu temanın da Mısır'ınki gibi bir gerçekçi hava yaratıyordu. Buradaki lanetlenmiş taşlar, aslında Lut (as)'un geride kalan karısıdır. Etkileyici ve yarışmanın ruhuna yakışacak şekilde yazılmış bir öyküdür. Dafni ve Apollon (Ganeşa Özel Ödülü) (Semra Emine AKSOY); Bir müzede sergilenen mitin heykellerine dokunca mitin yarattığı hissiyatı avuçlarında his ederken kibirle sevdiklerimize yaklaşmamayı öğretiyor. Apollon, onu kovalamak yerine onunla görüşüp iki çift lafını belini kırarak onu nasıl kazanacağını öğrenirdi. Değişik ve gizemli yapısıyla okurlara merhaba dedi. Artık her müzedeki heykellerin neleri haykırdığına kulak asmalıyız. Bütün Rüyalar Aynı Ağda Örülür (Gizem ÖZTOPRAK); Helen mitlerinden biri olan Kassandra ve Apollon mitindeki Kassandra'nın günümüzde bir Türk köyünde Türk kızı doğup yani Kassandra'nın soyundan geldiği için genlerle nesilden nesile aktarılan öngörülük bu zamanda fal bakmada kullanılıyormuş. Kassandra'nın yeniden bedenlenmesi, sürekli aynı rüyayı görmesi aslında Apolon'u kandırmanın vicdan azabı genlere işlenerek ona kadar gelmiştir. Öyküdeki Kassandralar'dan bahsederek aslında Apollon tarafında verilen lanetin halen devam ettiğini vurgulanıyor. Temmuz Yıldızı (1.’lik) (Özgür HÜNEL); Dört farklı dönemde geçen olayların gerçekleştiği gecede Venüs, bir yıldız gibi ışıl ışıl parlamasını İştar ve Temmuz'un birlikte olma mitinden yola çıkarak yazılmıştır. Farklı dönemlerde farklı coğrafyalarda geçen olaylarda İştar ve Temmuz adı yerine o coğrafyaların kültürlerinde yer alan tanrı ve tanrıça adlarının kullanması gerektiği gibi şaman soyundan gelen gümüzdeki ressamın çizdiği resim aslında genlere işlenen mucizenin tanıdığıdır. Etkileyicilik; düşük seviye olduğu için kendini sevdirecek frekansı bulma yetisine sahiptir. Quetzalcoatl (Jüri Özel Ödülü) (Gizay BOZKURT); 2007 yılında gerçekleştirilen bir kazı çalışması sırasında Maya'ların yıllarca süren kıtlık zamanında Quetzalcoatl adlı tüylü yılana dua ederek yağmuru beklerken hesapladıkları gibi 2007 yılında o coğrafyaya yağmur getiren kasırga geldiğini müjdelediler. Etkileyici ve durağan yapısına rağmen Mayalar'ın kültürel yapısında ve takvim hesaplamalarına çok güzel değinmiştir. Esrarengiz bir şekilde Quetzalcoatl'ın kazı çalışmasında ortaya çıksaydı çok heyecanlı olurdu. Nasip Bey’in Nasibi (3.’lük) (Gülşah DEMİRCİ); Günümüzde geçen öyküde Nasip Bey'in hayatı anlatılırken ortaya çıkan çelişkiler göz önünde yer alıyor; birincisi inançlı olan Nasip beyin kitaptaki üç kader tanrıçalarından ürkmesidir. (inanç ile panteon arasında gidip gelen kurgu.) İkincisi de Türk kültürü ekseninde geçen öyküde Helen izleridir. Helen izleri yerine hayatındaki üç kadını; Türk kültüründe geçen Zayaçılar adı verilen insanları kaderlerini tayin eden varlıkları, karabasan olarak kurgulayabilirdi. Üçüncüsü ise kader tanrıçaları, öykünün gidişatıyla bağlantısı anlaşılmıyordu. Çelişkiler giderilmiş varsayarsak öykünün dinamikleri sayesinde heyecanlı bir öykü, okurlarını bekliyor. Her İnsan Yarım Hayvandır (1.’lik) (Leyla MEHMETOĞLU GERİDÖNMEZ); kırların, satirlerin ve çobanların tanrısı Pan'ın insanların dünyası yarım insan olarak yeniden bedenlenme ile doğup daha sonra Afitap adlı kadının yanına yerleşiyor. Soyu gibi çapkın olmayan Pan, davranışlarıyla Afitap'ı etkiliyor. Aslında burada insanların hayvanlığını bedensel olarak eleştirildiğini görüyoruz. Öyküdeki betimlemeler detaylı olmadığı için kurgunun zihinlerde canlanması imkansızdır. Hilkat garibesi Pan mı yoksa Afitap olduğunu anlaşılmıyor çünkü öyküde kullanılan iki farklı bakış açısı iç içe geçmiştir. Yeni Efendi (Sema Nur ALTUĞ); Türkiye Türkçesi ile yazılmış Helen bilimkurgu öyküsünde; çığırından çıkan yapay zekanın, insanları aydınlatan yazılım karşısında verdiği mücadeleyi anlatıyor. Öykünün insan boyutundaki tepkilerine de yer verilmelidir. Öyküde aşırı derecede bilgisayar dili terminleri kullanarak didaktik anlatımı ön planda tuttuğu için öykünün etkileyiciliğini görünmez hale geliyor. Helen Mitolojisi kullanılmışsa öykünün içeriğine uygun olarak yapay zeka tanrısı AIZeuis ve insanların aydınlatan yazılım adı da Prometheus olmalıdır. Bu bağlam doğrultusunda Pandora ve Epimetheus kavramları kullanılıyordu. Madem ki bir mitoloji seçilip ona uygun olarak kullanıyorsak o mitolojideki ince nüanslardan haberimiz olmalıdır. Yaprak, Ladin ve Orman (Dilek TÜREL); Öykünün başında kızına okuduğu Dafni ve Apollon mitiyle öyküyü mitolojik öykü olarak adlandırılmasına sebep olunmuyor çünkü öykünün genelinde bir öğretmenin eşiyle mahkemelik olup onunla arasında geçen hukuk savaşın neticesinde adam, kızı Ladin'i öldürmesini anlatıyor. Bu hukuk savaşının sonunda çevrecilerin mahkemenin önünde yer alıp protesto etmesinin ve hatta Nazım Hikmet RAN'ın şiirindeki ikişer dörtlükle öykünün bitmesi mantıksız geldi. Bu öyküde Ladin ağacının mitinden yola çıkarak bir kurgu olabilirdi. Çeşitli mitolojik temalar ve çağdaş anlatımlar arasında derinlemesine bir keşif sunuyor. Her bir öykü, farklı kültürlerin mitolojilerinden ilham alırken genellikle modern yaşamla bağdaştırılan evrensel temaları işliyor. Ancak bazı öykülerde; mitolojik öğelerle kurgu arasındaki uyumsuzluk veya yetersiz betimlemeler, metinlerin etkililiğini sınırlıyor. Yine de bu öyküler, özellikle mitolojiye ilgi duyan ve kültürel derinlik arayan okurlar için değerli bir okuma deneyimi sunuyor. Öykülerdeki zengin anlatım biçimleri ve felsefi derinlik göz önünde bulundurulduğunda bu seçkiden keyif alacak okurların, daha çok mitolojik ve kültürel temalarla ilgilenen kişiler olacağı tahmin edilebilir.
Mitoloji
Mitolojik ÖykülerKolektif · Ganeşa Yayınevi · 011 okunma
·
334 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.