Gönderi

Ah Mart, Canım Mart!
Puan vermedi·517 syf.··
2025 1. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2025 13:32
Bir hayalin büyüsüne kapılmak mı, bir hayali gerçekleştirmek mi? Bana her zaman hayal kurmak, hayale ulaşmaktan daha güzel gelmiştir. Bilinmezlik her zaman çekicidir. Martin'in yaşadığı da tam olarak bu. Bilinmezliğin içinde yaşadığı heyecan, tutku ve bilmişliğin içinde ki o anlamsızlık. Peki ama bu hayatta mutluluk tam olarak nerede konumlanmış? Cahilliğin kalabalığı ve vahşiliğinde mi yoksa bilgeliğin yalnızlığında mı? Martin Eden bu serüveninde her iki konumu da bizimle buluşturuyor. Bu kitap tam anlamıyla hayatın ta kendisi. Martin Eden ise hepimizi temsil eden bir karakter. Herkesin bu serüvene katılmasını şiddetle tavsiye ediyorum. Yazının geri kalanı spoiler içermektedir ! :) O akşam, Ruth'ların evinde ki ilk misafirliğinde hantal vücudu ile yalpalayarak yürürken Swinburne ile karşılaştığı o akşam, ne kadar da heyecanlı ve hayat doluydu. Ruth muazzam derecede güzeldi. Martin, burjuvalar ile ilk defa tanışmış ve tanıştığı bu yeni hayat tarzının büyüsüyle içmeden sarhoş olmuştu. O gün, Ruth'un aşkına layık olabilmek adına bu hayat tarzına dahil olması gerektiği düşüncesiyle, çok çalışıp tıpkı onlar gibi (!) bilgili ve entelektüel olamaya karar verdi. Kitabın büyük bir bölümünde Martin'in ne kadar istikrarlı ve hırslı çalıştığına tanıklık ediyor ve onun bu öğrenme açlığını takdir etmekten kendimizi alamıyoruz. Martin okuduğu kitaplar ve edindiği bilgilerden sonra kendi sınıfı olan işçi sınıfından ayrı düşüyor, artık onlar gibi bakamıyor hayata. Fakat aynı zamanda burjuva sınıfının da ne kadar yüzeysel bilgilere sahip olduğunu ve sahip olmadıkları bilgiler üzerinden ne kadar kibirlendiklerini fark ediyor ve neredeyse onlardan tiksinir hale geliyor. Peki ama şimdi Mart hangi sınıfa ait? Bu yola Ruth'un aşkına layık olabilmek adına çıkan Martin, bir noktada bu hayaline ulaşıyor fakat bu yeterli olmuyor. Artık başka bir arzusu, başka bir hedefi var. Yazmak ve yazılarını yayımlatabilmek, ünlü bir yazar olmak. Ah Mart, bunun için ne kadar da uğraşıyor. Okurken içimizi parçalayan o açlığa ve sefalete rağmen yılmadan devam ediyor. Sosyalizmi köle ahlakı olarak nitelendirdiğinden ve Spencer'e olan hayranlığından dolayı burjuvalar tarafından ki bilhassa Ruth'un ailesi tarafından dışlanıyor ve Ruth'u kaybediyor. Her şeyin anlamını yitirdiği ve Martin'in artık yazmayı bıraktığı bir zamanda şansı dönüyor ve o ana kadar yazdığı tüm yazıları bir bir basılıyor ve çek yağmuruna tutuluyor. Artık istemediği kadar parası var. Bir zamanlar sürekli ret cevabı aldığı o dergiler şimdi yazılarını basabilmek için neredeyse yarışa giriyor. Peki ama değişen neydi? Protagonist düşünce tarzı yüzünden ona sırt çevirenler şimdi kendisi ile aynı sofrada yemek yemek için davetler gönderiyorlar. Martin hala Spencer'i savunuyor, Martin değişmedi ama değişen neydi? Tüm bunlar Martin için ne ifade etmeliydi ? Heyecan ? Mutluluk? Öfke? Genç yaşı ve oldukça sağlıklı olan vücuduna rağmen ruhu dünyaya fazlasıyla doyuyor. Hayatın anlamını bu denli yitirdiği bir zamanda insan ne yapabilir? Nereye gidebilir? Kiminle ve ne hakkında sohbet edebilir? Kimin kendisine yoldaşlık etmesini isteyebilir? Ah Mart, Canım Mart!
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma
·
64 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.