Yeraltından notlar ve yeraltı adamının yeryüzüne çıkışı olarak iki bölümden oluşan eser, felsefi yazın niteliğiyle ilk bölümde beni daha çok etkiledi. Dostoyevski, insanın özgürlüğünü ve hür iradesini arayışının yanı sıra aitsizlikle ve aitsizliğin getirdiği içsel boşlukla bizi yüzleştirmektedir. Yeraltı adamının toplumdan yabancılaşmış kendi içsel çatışmaları olan ve bu çatışmalar eleştirisiyle sonuçlanan çelişkilerini içerir. Özellikle de yeraltı adamının içsel monologları aracılığıyla insanın varoluşunu ve tutarsızlıklarını sorgular. Tüm bu süreçte dilin sade olması karakterin karmaşıklığını net bir şekilde görmemize olanak tanır. Bu kısa ancak derin roman gerek aidiyetsizlik gerekse kimlik bunalımıyla günümüzde geçerliliğini sürdürmekte ve okuyucuların çoğunda kendinden bir şeyler bulundurmasıyla evrensel bir eser olduğunu kanıtlamaktadır.