Gönderi

Puan vermedi·560 syf.··
2024 11. kitabı
·
106 günde okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2024 23:56
Ah Nana beni ne çok yordun. Madame Bovary den sonra okumakta en çok zorlandığım kitap oldu. İlk 200 sayfa olaysız ve çok sıkıcı geçti size spoiler olmadan aktarayım izninizle. Nana kitabın ilk sayfalarından itibaren birden düştü önümüze. Kimdi neydi bilmiyoruz sadece herkesin dilinde bir fahişe. Ama o gece bir tiyatroda yer alacaktı. Herkes bir fahişenin performansı için tiyatroya akın etmişti ya da çıplak tenini görebilmek için diyelim. Tiyatrodaki beceriksizliğinden sesinin kötülüğünden ve teninin güzelliğinden uzun uzun bahsetmiş yazar. Tiyatrodan sonra Nana’nın şanı artıp gidiyor. Ertesi gün evine gelen giden çiçekler, adamlar hiç bitmiyor. Hatta içlerinde hayır kurumu için bir fahişeden yardım isteyen bir çift adam bile var. Bu adamlardan biri daha sonrasında Nana’nın yemek davetine karşılık vermiyor. “Onun düzeyinde olan bir erkeğin böyle kadınların manasında işi olmazdı” ama iş para ve hayır mevzusuna gelince bir fahişeden de yardım dilenilirdi tabi. Heyecanla başlayan kitap birden bire kontesin evinde sıkıcı bir toplantıya geçiyor. O gece her sıkıcı detayı ile uzun uzun anlatılıyor. Erkeklerin sürekli kadın bedeni hakkındaki yorumlarını konuşmalarını okurken kriz geçirebilirsiniz. Kontesin evindeki herkes ertesi gece Nana’nın evindeki yemek konusunda sözleştiler. 38 kişilik kalabalık yemek saygın bir şekilde başlayıp herkesin kendi varoşluğunu ortaya çıkarıp rezil bir şekilde son buldu. Masadaki tüm kadınlar ve onların sevgilileri birbirlerini kıskanıp çekiştirip durdular. Herkesin bu kadar basit olması insanın midesini bulandıracak cinstendi. Nana hüsran dolu bu yemekten sonra tiyatroya devam etti ve burada bir prensi etkilemeyi başardı. Öyle ki Nana odasında 2. Perde için hazırlanırken yarı çıplak bir şekilde prensi misafir etti. Bu misafirlik sırasında kont muffat da prense katıldı. Nana’ nın bedeni kontta daha önce hissetmediği günah dolu hisleri uyandırdı. Baş kahramanımız kont kendini Nana’nın günah dolu koynuna atmamak için üç dünyasında kaybedeceği bir savaş vermeye başladı. Nana ani bir şekilde tiyatroyu bırakıp Steiner’ in onun için aldığı köşkte yaşamaya başladı. Köşk Muffatlara oldukça yakındı ve Georges diye yeni bir genç sevgili bulmuştu. Onu çok fazla sevdi ve steineri ihmal etmekten geri kalmadı aynı zamanda kontu baştan çıkarıp sürekli erteledi. En sonunda kont a yenik düştü ve onu kabul etti. Paris e döndükten sonra da bu kaçamaklar devam etti ama Nana yeniden soğudu konttan ve yeni sulara yelken açtı. Bu sırada kontun hayatı hakkında oldukça ilginç bilgiler öğrendi. Kontun boynuzlu olduğunu öğrendi ve haberi ona yetiştirmek için hiç geri kalmadı. Karısını aldatan bir adamın aldatıldığını öğrenmesinin hüsranını okumak oldukça komik geldi. Nana boynuzlu sevgilisinden yavaş yavaş soğudu ve onu kapı dışarı etti. Peşinde bunca soylu ve zengin erkek koşarken kendisini rezil edecek adama aşık oldu. Tüm kavgalara ve dayağa rağmen ona katlandı ve bırakmadı. Nana en dipten zirveye doğru basamakları birer birer çıktı. Ama hala mutlu olamıyordu bir erkeğe sadık kalamıyordu. Yaşama amacı bulamayan her insanın kadının yaptığı gibi mutluluğu ve yaşam amacını çeşitli erkeklerin kollarında aradı ve başarısız oldu. Nana’ nın günümüzde bile hala sapkın olan bazı cinsel davranışlarını okurken donup kaldım. Ahlak polislerinin Paris sokaklarında gezdiği bir dönemde böylesine bir şehvet şaşkınlık verici. Kitabın sonuna doğru herkes gibi siz de Nana’ ya hayran kalmadan edemiyorsunuz. Onun tüm erkekleri yok eden bedenini okurken etkilenmemek elde değil. Ama tabi ahlak konusunun son derece derin işlendiği bu tarz kitaplarda kötü kadınlarla aynı kaderi paylaşıyor Nana. En dipten en zirveye ve sonra yine en dibe Nana içinmuhteşem bir yaşam oldu. Benim için de ilk başta okuması zor olsa bile sonu çok keyifliydi. Teni tüm dünyanın dilinde olan bu fahişenin hayatını okumak için bir şans verin derim.
1000Kitap
NanaEmile Zola · Can Yayınları · 20205,5bin okunma
·
77 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.