Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Ben okudum bir şey yok siz okumayın!..
1/10
·560 syf.··
2023 140. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2023 23:33
Zola'nın okuduğum en boş kitabıydı. Meyhane kitabının devamı gibi fakat bağımsız da okunabilir. Büyük de beklentiyle okudum ama beklentimi karşılamadı. Çok rahatsız edici bir anlatım var. Özellikle kadını anlatım tarzı beni çok rahatsız etti. Daha fazla bir şey demek de istemiyorum. İlk etapta kişiler çok fazla olduğu için aklınız biraz karışıyor. Hikaye devam ettikçe de saçmalık artıyor. Yarım bırakma huyum olsaydı, kitabı yarım bırakırdım. Bir yerden sonra işkence oldu. Bana göre tek artısı okuması kolay, o kadar.
NanaEmile Zola · Can Yayınları · 20205,5bin okunma
7/10
·560 syf.··
2020 95. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2020 19:25
İnsan insanın cehennemidir.. Nana, mahalle aralarının çöplüklerinden havalanmış olan bir sinek.. Kendisiyle birlikte çürümelerin, kokuşmaların mayasını da getirip, yalnızca üstlerine konarak o dönemin Paris erkeklerini zehirler.. Nana; hem güzel hem çirkin, hem fahişe hem evlenilecek kadın, hem zengin hem fakir, hem tanrıça hem canavar, hem sinek hem rengarenk kelebek hem cennet hem cehennemdir.. Dönem Paris’inin iğrenç eğilimlerini ve getirdiği yıkımları bir fahişenin hayatından gerçekçi,sade bir anlatımla sunuyor Zola.. 7/10
NanaEmile Zola · Can Yayınları · 20205,5bin okunma
8/10
·560 syf.·
Beğendi
·
2022 57. kitabı
#OkudumBitti #NANA #EmileZola #CanYayınları Çeviri : Samih Tiryakioğlu Nana, Rougon - Macquartlar (bir aile) serisinin dokuzuncu kitabı ve Zola'nın en tanınmış romanlarından. Meyhane 'den çocukluğunu ve ergenliğini bildiğimiz Nana' nın bu kitapta yetişkinliği anlatılmaktadır. Natüralizm akımının öncüsü olan Emile Zola, açık seçik her şeyi anlatmış Fazla açılmış Nana amatör olarak tiyatroya başlayıp Venüs rolünü oynar. İnsanlar onun oyunundan ziyade çıplak vücudunu görmeye gelirler, özellikle de erkekler. Çok güzeldir, bembeyaz vücudu, yuvarlak omuz başları, inci gibi parlayan teni. Nana'ya tiyatro, ün çokta zevk vermez. Onun gönlü başka şeylerdedir. Yosmalık gibi. Geçmişte yaşadığı yoksunluklar onu farklı alanlara itmiştir. Güzelliğini, gençliğini erkekler yolunda tüketmektedir. Kendince erkeklerden öç almaktadır ama kendi sonunu hazırlamakta olduğunun farkında değildir. Güzelliği karşısında tapınan adamlar vardır, komutan Muffat gibi. Tuzağına onlarca adam düşürüp, iliğini kemiğini yer Nana. Prensler, kontlar, gencecik delikanlılar, ünlüler, ünsüzler. Namus nedir, beyinde mi, iki bacak arasında mı. Vücudunu satan mı namussuz, vatanını satan mı, nedir bu? Kitabı okumak mı iyi okumak mı bilemedim İyisi mi okuyup kendiniz karar verin Kitapla kalın sevgili dostlar
NanaEmile Zola · Can Yayınları · 20205,5bin okunma
Nana - Emilé ZOLA
7/10
·560 syf.··
2025 29. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2025 19:07
"Bu sabah bir roman okudum, son günlerde pek çok dedikodu yapıldı bu kitap üzerinde, bir yosmanın hayatından söz ediyor." dedi. Sonra başkaldıran bir tavırla sürdürdü: "Yalan bunlarn hepsi. Hem zaten bu pis edebiyattan çok tiksiniyorum ben; sözde bu yeni akım, her șeyi olduğu gibi, doğal haliyle anlatıyormuş. Söylenecek șey var, söylenmeyecek şey var! Hem canım, roman dediğin, insana bir saatlik hoş vakit geçirtmek için yazılmış değil midir?" Emile Zola bir paragrafla hem kitabı hem de natüralizm akımını anlatıp üstüne koca bir Paris'i de Nana'nın yatağından geçirdi. Helal Olsun! Nana'nın dediği gibi "Söylenecek söz var, söylenmeyecek söz var canımın içi." Edebiyatı böyle pis konulara bulaştırmasını çoğunlukta hoş karşılamayanlar olacaktır elbette. Fakat buradaki mesela Nana'nın sevgilileri değildi hiçbir zaman. Nana; her erkeği bir tavuk gibi yolup beş parasız bırakan bu kadın en sonunda elde ettiği her erkeği meteliğe kurşun atacak hale getirip başından savıyordu. Hatta ona para bulmak için yolsuzluk yapan mı dersin, ordunun kasasından çalanlar mı dersin, abisine düşman olanlar, batanlar, ölenler... İstisnasız herkes bu ahlaksızlığa bulaşıp çöktü. Emile Zola da sanırım Fransa'nın o dönemdeki ahlaki çöküşünü para ve cinsellikle ilişkilendirip son derece "doğal bir üslupla" bu romanı yazmış. Bu kadar doğal, bu kadar her hâli yazmak nasıl bilemiyorum ama okumak gerçekten zordu. Öleceğini bilmeme rağmen Georges'a çok üzüldüm. Rose ise beni şaşırttı. Bu kadar nefret edip sonra hastalandığımda üç gün üç gece başımda bekleyen düşmanım olursa zehir olsa yutarım. Siz de yutun, tabi böyle bir şey mümkünse.
Araştırma-İnceleme
NanaEmile Zola · Can Yayınları · 20205,5bin okunma
Puan vermedi·560 syf.··
2025 5. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 19 Ekim 2025 19:08
Uzun süredir ilk kez bir kitabı okurken bu denli sinirlendim :) hem bırakmak istedim hemde merakla okumaya devam ettim. Yazar mekan ve benzeri betimlemelere yer vermiş ama sıkmıyor gözünde canlandırıyor insanın.Nana ve davranışları ise hakikaten sinir bozucu ama yine de okumaya değer…
NanaEmile Zola · Can Yayınları · 20205,5bin okunma
Puan vermedi·560 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 15:27
Kitap öncellikle önsözle başliyor. Kitapla ilgili bilgiler ve Emile Zola'nın edebiyatıyla ilgili bilgilere yer vermiş. Emile zola natüralizm akımının öncülerindendir. Kitaplarını yazmadan önce, bir bilim adamı gibi öncesinden gözlemler,belge hazırlar, kitabın da anlatacağı kişileri gerçek hayattan seçer,içinde bulunur anlatacığı ortamın. Nana romanında da bunu yapmıştır önsözde belirtildiği gibi. Nana romanını ilk baskısı 1880 yılında yapılmış. Hem beyaz perdeye, hem de sahneye uyarlanmıştır. Kitap döneminde çok okunan ve beğenilen bir eser olmuş. Aynı zamanda bazı eleştirmenler tarafında eleştirilmiş. Döneminde çok satılan bir eser olmuş. Nana romanı Zola'nın seri halinde yazmış olduğu romanlardan bir tanesi. Ama ayrı olarak da okunabilir. Nana ile ilgili geçmişine dair çok şey bilmiyoruz o yüzden. Ama sorunlu bir aileden geldiğini söyleyebiliriz. Kitabın önsözünde romanın sonunu anlatması bence okur açısından kötü olmuş, ama kitabın perde arkasını belirtmesi yerinde olmuş.Önsöz de Nana'nın daha önceki çocukluk yılarından, daha önce ki beraberliklerinden, kişiliğinden bahsedilmiş.Okumaya başlarken romanın başında bu detaylar yok. Emile Zola bu kitabında, bir tiyatro oyuncusunun hem yükselişini hem düşüşünü anlatıyor. Ön bilgilerden sonra kendi düşüncelerimi söyliyeyim kitapla ilgili... Kitap Nana adlı bir karakterin, bir fahişe aynı zamanda tiyatro oyuncusu olan bir kadının yaşamına ve çevresinde ki bir grup insana odaklanıyor.Bu gruptakiler hem burjuva hem aristokrat hemde fahişelerden oluşan bir grup. Kitap sahnelenen bir tiyatro oyunuyla başlıyor. Burada Nana'yı sahnelenen bir oyunla tanıyoruz. İzleyici hayran bırakan bir etkiye sahip. Bir taraftan yaşamını anlamaya başlıyoruz. Kitap bir taraftan Kitapta karakter isimleri kimi zaman kafa karıştırıcı
Edebiyat
NanaEmile Zola · Can Yayınları · 20205,5bin okunma
Puan vermedi·575 syf.··
2020 81. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Eylül 2020 00:06
Ah Nana ah! sen yok musun... Emile Zola'nın kalemiyle tanışma kitabım "Nana"yı an itibariyle bitirdim. Tam dokuz gündür nedendir bilmem kitapla cebelleşip duruyoruz. Aslında Zola'nın ağır ve karmaşık bir anlatımı ve dili de yok. Neden bu kadar uzun sürdüğünü anlayamadım. Sanırım Zola'nın aşırı doğalcılığı beni biraz yormuş olacak. Çevre betimlemeleri, uzun uzun anlatımlar, tasvirler... okuma hızımı biraz ağırlaştırdı sanırım. Sonuç itibariyle bitti. Kitabın konusuna çok az değinecek olursam; Ana karakterimiz Nana şehrin ün salmış güzeller güzeli, herkesin peşinden koştuğu yosması ve tiyatro oyuncusudur. Biz de herkesin arzuladığı, birçok erkeği kendine itaat ettiren kadının hikayesini ve trajik sonunu okuyoruz bu kitapta. Yaşamdan olduğu gibi alınmış, kurgu olmasına rağmen kurgu hissi uyandırmayan bir roman. Emile Zola okumak isteyenler Nana'ya bir şans verebilirler diye düşünüyorum.
NanaEmile Zola · Can Yayınları · 20205,5bin okunma
Fahişelik, lezbiyenlik ve Fransa'nın pis dünyası
6/10
·558 syf.··
2021 27. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2021 14:10
Açıkçası kitap Zola'nın olmasa 1 puan verip bir kenara atardım. Böyle rezil ve düşük bir başlangıcı olan bir kitap daha görmedim. Yaklaşık ilk 200 sayfası ne anlattı anlamış değilim. Zola'nın çok kitabını okudum. Natüralizmin öncüsü olduğundan sevdiğim bir yazardır. Kitabı alırken de şüphe etmeden aldım. Zola'yı tanıyorum ve kalitesi aşikardı benim için. Hiç de öyle olmadı. Aslında 5 puan vermek istedim elim gitmedi. Zaten son anda da kitaba kahve dökerek iyice lanetledim. Nana hemen hemen 20'li yaşların başında tiyatro merakı olan bir kadındır. İşini amatörce yapmaktaysa da birçok yan rolde sahneye çıkmaktadır. Bu onu tatmin etmez. Rolünü büyütmek istemektedir. Kendisi çevresindekilere göre çok güzeldir ve bir o kadar da cüretkardır. Gel zaman git zaman Nana'nın içindeki güdüler onu başka alanlara sürükler. Bir fahişe olur. Evet evet kitabın arka kapağında da böyle diyor. Ama bir fahişenin bile bir gururu vardır. Nana'da değil gurur insani bir his yoktur. Kiminle yatıp kalktığı, kaç baron ya da zengin adamı emerek tükettiği, kaç kişiden evlilik teklifi aldığı adeta sayılamayacak kadar çoktur. Gayr-i meşru bir çocuğu da var. Ona da halası bakıyor. Birde çocukluktan arkadaşı George denen bir adam var. Sonunda onunla yatıyor ve en sonunda evlenme teklifi eden çocuk reddi yiyince "tak" intihar ediyor. Çocuğu da çiçekten ölüyor. Bir ara Nana Rusya'ya gidip oradaki zenginleri ayartıyor. Dönüyor çiçeğe yakalanır ölüp gidiyor. Ha birde yakın arkadaşı olan Satin ile lezbiyen bir ilişkisi var. Yıllarca kukla gibi kullanıp parasını yediği Muffat'ın evinde göz göre ilişkiye girip durdular. Başka ilişkileri de oldu. Bana öyle geliyor ki boşa yazılıp, kurgulanmış bir kitaptır. Olumlu tek bir gelişme yok. Kurgu iyi fakat işlevi yok. Okumayın.
Edebiyat
NanaEmile Zola · Can Yayınları · 20205,5bin okunma
Puan vermedi·560 syf.··
2024 11. kitabı
·
106 günde okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2024 23:56
Ah Nana beni ne çok yordun. Madame Bovary den sonra okumakta en çok zorlandığım kitap oldu. İlk 200 sayfa olaysız ve çok sıkıcı geçti size spoiler olmadan aktarayım izninizle. Nana kitabın ilk sayfalarından itibaren birden düştü önümüze. Kimdi neydi bilmiyoruz sadece herkesin dilinde bir fahişe. Ama o gece bir tiyatroda yer alacaktı. Herkes bir fahişenin performansı için tiyatroya akın etmişti ya da çıplak tenini görebilmek için diyelim. Tiyatrodaki beceriksizliğinden sesinin kötülüğünden ve teninin güzelliğinden uzun uzun bahsetmiş yazar. Tiyatrodan sonra Nana’nın şanı artıp gidiyor. Ertesi gün evine gelen giden çiçekler, adamlar hiç bitmiyor. Hatta içlerinde hayır kurumu için bir fahişeden yardım isteyen bir çift adam bile var. Bu adamlardan biri daha sonrasında Nana’nın yemek davetine karşılık vermiyor. “Onun düzeyinde olan bir erkeğin böyle kadınların manasında işi olmazdı” ama iş para ve hayır mevzusuna gelince bir fahişeden de yardım dilenilirdi tabi. Heyecanla başlayan kitap birden bire kontesin evinde sıkıcı bir toplantıya geçiyor. O gece her sıkıcı detayı ile uzun uzun anlatılıyor. Erkeklerin sürekli kadın bedeni hakkındaki yorumlarını konuşmalarını okurken kriz geçirebilirsiniz. Kontesin evindeki herkes ertesi gece Nana’nın evindeki yemek konusunda sözleştiler. 38 kişilik kalabalık yemek saygın bir şekilde başlayıp herkesin kendi varoşluğunu ortaya çıkarıp rezil bir şekilde son buldu. Masadaki tüm kadınlar ve onların sevgilileri birbirlerini kıskanıp çekiştirip durdular. Herkesin bu kadar basit olması insanın midesini bulandıracak cinstendi. Nana hüsran dolu bu yemekten sonra tiyatroya devam etti ve burada bir prensi etkilemeyi başardı. Öyle ki Nana odasında 2. Perde için hazırlanırken yarı çıplak bir şekilde prensi misafir etti. Bu misafirlik sırasında kont
1000Kitap
NanaEmile Zola · Can Yayınları · 20205,5bin okunma
BİR KİTAP, BEŞ SORU, BEŞ CEVAP
Puan vermedi·558 syf.··
Beğendi
·
2025 31. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 07 Temmuz 2025 00:00
NANA ÉMİLE ZOLA 1. Bu kitabı neden okudun? Nana’yı okumamın sebebi, Émile Zola’nın natüralist anlatımını ve Fransız toplumundaki çöküşü birey üzerinden nasıl yansıttığını merak etmemdi. Kadın karakterlerin toplumla çatışmasındaki trajik yön her zaman ilgimi çekmiştir; Nana da bu açıdan zengin bir metin. Ayrıca uzun zamandır kitaplığımda bekliyordu ve artık Zola’nın dünyasına adım atmak istedim. 2. Yazarı tanıyor musun, daha önce kitaplarından okudun mu? Evet, Zola’yı tanıyorum. Daha önce Meyhane ve Nasıl Ölünür kitaplarını okumuştum. İnsanları sosyal çevreleriyle birlikte inceleyen, adeta bir laboratuvar titizliğiyle yazan bir yazar. Nana, onun Rougon-Macquart serisinin bir halkası; hem bağımsız bir hikâye hem de büyük bir bütünün parçası olması nedeniyle bu kitabını okumak istedim. 3. Kitabın dili, akıcılığı nasıl? Zola’nın dili yoğun betimlemelerle dolu. Bazı yerlerde bu ayrıntılar ağır gelse de, sahneleri derinleştiriyor ve karakterlerin ruh hâlini belirginleştiriyor. Başta karakter isimleri karışsa da ilerledikçe herkes yerli yerine oturuyor. Sahne sahne ilerleyen anlatımıyla kitap, adeta bir tiyatro izliyormuş hissi veriyor. Zenginlik, sefahat ve yıkım temaları öylesine canlı anlatılmış ki, okurken o atmosferi tüm ayrıntılarıyla görmek mümkün. 4. Kitabın en hoşuna giden, unutamadığın kısmı neresi? Nana’nın sahnede “Venüs” olarak göründüğü ilk an beni en çok etkileyen bölümdü. Zola o sahnede yalnızca bir kadının cazibesini değil, toplumun bastırılmış arzularının nasıl açığa çıktığını da muazzam bir biçimde yansıtmış. O an, romanın hem estetik hem de toplumsal yönünün gözler önüne serildiği bir dönüm noktasıydı. 5. Kitapta kendinle ilgili, kendine yakın hissettiğin kısmı var mı? Birebir olmasa da, Nana’nın değersizleştirilen kimliğine rağmen ayakta kalma
NanaEmile Zola · Can Yayınları · 20205,5bin okunma

Yazar Hakkında

Emile ZolaYazar · 56 kitap
Émile François Zola (2 Nisan 1840 – 29 Eylül 1902), Fransada natüralizm akımının öncüsü olan ünlü bir yazardır. Zolanın edebiyat dışındaki şöhreti ise, Dreyfus Davasında takındığı aydın tavrından kaynaklanmaktadır. 1897 yılında Fransız ordusunda Yahudi olması nedeniyle askeri yargının duyarsızlığına kurban giden yüzbaşı Dreyfus’u hükümetin bütün baskılarına rağmen savunan ve Fransa devlet başkanına hitaben “İtham Ediyorum” makalesini yayınlayan Zola, baskılardan dolayı Fransayı terkedip bir süre Londrada yaşamak zorunda kaldı. Çabaları sonucunda Dreyfus Davasının yeniden görülüp adaletin yerini bulması sonucu yurduna döndü. Émile Zola, 1902 sonbaharında,kaldığı otelin yatak odasında duman zehirlenmesinden öldü. “Nana”, “Germinal” ve “Meyhane” en tanınmış romanlarıdır.Tüm romanlarında,doğal ve gerçekçi bir tarzla,hayatın zorluklarından bahsedilir.Örneğin Nana adlı romanda yokluktan dolayı batağa sürüklenen bir genç kızın dramı,büyük bir gerçekçilik ve dramla anlatılır.