Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Altın Kanatlı Sinek Nana ve Narsist Kişilik Bozukluğu
10/10
·558 syf.··
2023 29. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2023 23:27
Yunan mitolojisinde suda gördüğü yansımasına âşık olan ve kendisini arzulayan tüm su perilerini reddeden Narkissos, kendini bir türlü yansımasından alamaz, çaresizce günden güne erir, sonunda açlık ve susuzluktan ölür. Narkissos'un yok olduğu yerde daha önce görülmemiş güzellikte açan çiçeklere 'Nergis' adı verilirken; 'kişinin kendi bedensel ve/veya zihinsel benliğine karşı duyduğu hayranlık ve bağlılık, kabaca tabirle kişinin kendisine aşık olması olarak tanımlanan' kişilik bozukluğuna da 'narsizm' adı verilmiştir. Şimdi gelelim ilk kez mitolojik bir karakterde ortaya çıkan narsizmin, Nana romanında karşılaştığımız izlerine... 19. yüzyılın büyük Fransız romancısı Émile Zola’nın, bir ailenin tarihini anlatan yirmi romanlık dizisi Rougon-Macquart'ın en ünlülerinden biri olan Nana; bir tiyatro oyuncusu olan Nana'nın yükselişinin ardından hazin sonunu konu alır. Meyhane kitabında; doğumuna ve çocukluğunun ilk yıllarına tanık olduğumuz Nana'nın 'dehşet bir şey' olacağı daha o yıllarda bellidir. Çocuk yaşta çevresindeki tüm yumurcakların üstünde hüküm süren, sonunda tokadı hak ettiren tüm oyunların önderliğini yapan Nana; güzelliğini fark ettiği gençliğinin ilk yıllarına geldiğinde, sefalet içindeki ailesini terk ederek süslü bir arabada, bir vikont ile mutluluğuna doğru yola çıktığı görülür. Geride bıraktığı ailesinin içinde bulunduğu yoksulluğu düşünmeyen Nana; kişisel güce, statüye ve hayal ettiği zengin yaşama ulaşacak kapıyı aralamış ve narsist kişiliğinin tohumları ilk filizlerini vermeye başlamıştır. • Bir tiyatro oyuncusu olarak yıldızının parlamaya başladığında ise Nana kendisini, içinde yer aldığı eğlence toplumunda diğerlerinden daha yetenekli, üstün ve güzel bulur. Diğerleri tarafından saygı görmek ister. Umursanmamaya katlanamaz. Diğer kadınların eline
Dünya Klasikleri - Edebiyat
NanaEmile Zola · Can Yayınları · 20035,5bin okunma
Emile Zola - Nana
7/10
·533 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2021 08:31
Zola ile ilk tanışma kitabım oldu Nana, ilk başlarda çok kalabalık karakter döngüsü yüzünden biraz sıkılsamda sonrasında akıp gitti kitap. 19.yy da Paris’in öyle çalkantılı öyle edepsiz bir ortamı varmış ki iyi ki o yıllarda yaşamamışız dedirten cinsten. Ayrıca çocukluğu zor geçen bir kadının istemeyerek de olsa hayat kadını oluşu ,o dönemin en zenginleri ve en fakirleri de olsa konu şehvet ,hırs olunca tüm saygınlık bir çırpıda atılabildiğini anlatıyor bize Zola . Öyle güzel geçiyor ki size adeta yaşıyorsunuz. #herayinbiriklasik diyerek 70 kişi ile okuduk bu güzel eseri iyi ki birlikte okuduk Daha çok güzel kitaplar okuyacağımıza eminim #emilezola #nana #dünyaklasikleri #canyayınları
1000Kitap
NanaEmile Zola · Can Yayınları · 20035,5bin okunma
Rolü İmkansız Kadın
8/10
·533 syf.··
Beğendi
·
2019 43. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2019 11:24
Ünlü Fransız yazar Émile Zola'dan okuduğum ikinci kitap Nana oldu. Natüralizm akımının öncülerinden olan yazarı daha önce beğendiğim için devam etmek istedim. Nana direkt düşündüğüm kitaplardan biri olmasa da genel itibariyle beni tatmin etti. Biraz eleştirel bir konusu olan kitabı okumak çok kolay olmadı aslında. Öncelikle kitabın dili sade değil biraz ağır. Betimlemeler fazla ve olay örgüsü çok durağan. Mesela birkaç sayfa boyunca tiyatro binasının özelliklerini okumakla geçiyor vakit. Karakter sayısı biraz fazla ve Fransızca adlara aşina değilseniz birbirine karıştırmanız mümkün. Ancak ben zor kitabı severim, ondan bir şeyler kapmak güzel oluyor. Bir olay olacak ama başlamamakta inat ediyor adeta. Bir at yarışı muhabbeti vardı orada bunaldığımı söylemem lazım. Ne kadar önemli bir yarışsa Gazi Koşusu sıfır kalır. Her neyse klasik edebiyat ilk kez okuyacaksanız bu kitapla başlamanızı önermem. Hatta sıkıntıdan yarım bırakanlar olmuş fazlasıyla. Hikayeden bahsedelim biraz. Nana adında son derece güzel ve çekici bir kadın var elimizde, onun hayatını okuyoruz. Nana aşırı güzel olmasının yanında son derece lükse düşkün, para canlısıi isanları pek önemsemeyen, yer yer bencil ama duygusal biridir. Émile Zola öyle bir karakter yazmış ki anlatmak kolay değil gerçekten. Nana gerçek oyuncu olmadığı halde fiziği sayesinde tiyatrolarda sahne almaktadır. Esas işi fahişeliktir, zengin erkeklerle birlikte olarak paralarını yer. Fakat bu dejenere yaşamının yanında bir annedir aynı zamanda. Nana istediği erkeği seçip, istediğini reddeder ancak bunda bir seçicilik gösterir. Aslında iyi bir insandır fakat aşırı güzel olması onu fahişelik yapmaya itmiştir biraz. Okurken hem seveceğiniz, hem de nefret edeceğiniz biri. Nana'nın yaptıklarını okurken ahlak ve namus kavramlarına eleştirel bir
Edebiyat
NanaEmile Zola · Can Yayınları · 20035,5bin okunma
Puan vermedi·443 syf.··
Beğendi
·
2000 264. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2000 00:00
EMİLE ZOLA – NANA 26.04.2019 1870’li yılların Fransa’sını anlatan roman yorumlara göre Fransa’nın sosyal yapısını anlatmaktadır. Lakin hadi oradan diyoruz. Nana isimli bir fahişenin hayatını anlatmaktadır kitap. Sosyal durumla falan alakası yok. Hatta kitabın bu kadar büyütülecek tarafı da yok. Sadece bizim ülkemizde değil tüm dünyada erotizm insanları kendine çekmeyi başarmıştır. Bu kitabın da bu kadar değer görmesinin en büyük sebebi erotizm ve cinselliğin insanlar için büyük bir çekim kuvvetine sahip olmasıdır. Özet: Nana genç yaşta evlenip boşanmış ve bir oğlu olan seksi bir kadındır. Tiyatro oyunuyla zirveye yükselir ve erkekleri kendine adeta bir sihirle bağlar. İstediği her erkekle para karşılığı yatar. Bu erkekler arasında sıradan halk da vardır, kont da vardır, prens de vardır. Bir ara bir oyuncuyla (Fontan) aşk yaşar dayak yer hakarete uğrar ama onu da bırakır ve tekrar Paris’te konuşulan kadın olur. Bu kez tüm erkeklerin parasını yemeye ahdeder ve buna başlar. Azgınlığın zirvesindedir. Yüklü miktar para karşılığı herkesle yatar. Arada beğendiklerine bedava verir  Kız arkadaşı Satin ile de yatar. Hatta doymaz ve başka fahişe kadınlarla da yatar. Kendine de âşıktır. Tüm bunlardan bıkıp kaçar ve döndükten sonra çiçek hastalığından ölür. Kitaptan Tek Not: • Bir kadın iyi bir anne ise, ne yapsa affedilir.
NanaEmile Zola · Can Yayınları · 20035,5bin okunma
9/10
·533 syf.··
Beğendi
·
2025 45. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2025 00:00
Rougon-Macquart serisinin 9 numaralı kitabı Nana. 18 yaşında bir çocuk annesi ve tiyatro oyuncusu olarak çıkıyor burda karşımıza Nana. Hiç yeteneği olmasada büyük başarı kazanıyor sahnede. Etrafındaki tüm erkekler hatta kadınlar bile çekim gücüne kapılıyorlar. Zola Nana karakteri üzerinden Paris’in tüm pisliklerini gözler önüne sermiş. Oldukça cesur bir kitap dönemi için.
NanaEmile Zola · Can Yayınları · 20035,5bin okunma
Puan vermedi·533 syf.··
2013 144. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Aralık 2013 03:15
NANA bütün toplumlar için kanayan bir yara.Ayıpsama,utanç,kepaze bir hayat,cinselliğin güdümünde yaşanılan olaylar örgüsü,erdemsizliğin kol gezdiği,aşağı ile ilgilenen ahlaki değerleri yitirmiş insan topluluklarının bağnazca davranışları midemizi bulandıran ölçüde aktarım yapılmış.Nana'yı suçlamak mı doğru yoksa toplumların içinde varlğını sürdürenlere karşı gelmeyenleri suçlamak mı?
NanaEmile Zola · Can Yayınları · 20035,5bin okunma
Nana
10/10
·533 syf.··
Beğendi
·
2006 20. kitabı
·
89 günde okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2006 23:30
Çocukluktan kalma dinî inançları depreşiyordu. Ah, ah! İşin aslını bilebilselerdi; ama kimse bir şey bilmiyordu, kimse ona ölümden sonra ne olacağını söylemiyordu; ayrıca, rahipler saçma sapan şeyler söylediklerinde, üzüntüye kapılmak aptallık olurdu.
NanaEmile Zola · Can Yayınları · 20035,5bin okunma
Puan vermedi·533 syf.··
2022 3. kitabı
Nana’yı okuduğum sıralarda basit bir ahlak bekçisi olup dehşete kapılmaktan ziyade, bazı insani değerlerin ayaklar altına alınışından çok rahatsız olduğumu söyleyebilirim. Nana fahişe olan ve bedeni sayesinde birçok erkek ile aynı anda ilişkiler yaşayıp büyük paralar kazanan, lüks içinde yaşayan güzeller güzeli ve tüm erkeklerin arzuladığı bir kadın. Fakat Nana’nın yanı sıra dikkat çekmek istediğim diğer önemli nokta, kitapta acımasızca insanların duyguları ve değerlerinin alaşağı edilmesinin, onurlarının ayaklar altına alınışının ve sevgi-saygı ikilisinin gözden çabukça çıkarıldığı bir yozlaşmışlık hali. Tüyleriniz diken diken oluyor. Bu sebeple kurgu çok etkileyici, bu kesin. Herkesin üstün ve erdemli geçindiği fakat aslında ikiyüzlülüğün ve pişkinliğin kol gezdiği bir ortamdan bahsediliyor. Samimiyetsizlik de çok aşikar. Bunun günümüzde de değişmiş olmamasını ara ara düşündüm. Belki de insanoğlunun kötü özelliklerini gizleme huyu yüzyıllardan beri gelen ve değiştirilmesi imkansız olan bir şey. Kitapta ben insanların iç dünyasının çok çarpıcı bir şekilde ele alındığını düşünüyorum. Özellikle Nana’ya aşık olan soylu dostu olan yıllarca dindar yetişmiş, dinin yasaklarından uzak durmuş ve asla cinselliği aklının ucuna bile getirmeyen Kont, belki de yıllarca bastırdığı duygularını Nana’ya beslediği derin arzu yüzünden silip atıyor, ya da gencecik bir çocuk olan Georges sırf Nana onunla değil de abisiyle birlikte olduğu için kendini kalbinden yaralayıp intihar ediyor. Bunların dışında onlarca erkek hayatını Nana yüzünden mahvediyor. Bu kişilerin yalnızca bazılarının iç dünyası derinlemesine ele alındıysa da, hepsinin ortak özelliği Nana’ya duydukları derin zaaf ve büyülü bir adanmışlık. Öyle ki, Nana saraylı Kont’a hakaretler etmeye ve hatta ona köpek taklidi yaptırmaya
NanaEmile Zola · Can Yayınları · 20035,5bin okunma
10/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2024 97. kitabı
Emile Zola / Nana On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında ülkenin değişikliklere uğramasına sebep olan konulara değindiği yirmi kitaptan oluşan Rougon-Macquartlar serisinin dokuzuncu kitabı #Nana . Kitapları bağımsız okunabilecek konular içerse de ailenin fertleri üzerinden ilerlediği için bence sıralı okumak o dönemi ve karakterleri anlamak adına daha iyi olacaktır. Mesela serinin yedinci kitabı olan Meyhane’de Nana’nın doğumuna ve çocukluğuna eşlik etmek şu anda geldiği durumu anlamanıza katkı sağlayacaktır. İlk dört bölümde ülkenin sosyolojik durumuna ayna tutuyor. Karakterlerin çokluğu yüzünden okuma hızınızı düşüren yorucu bir başlangıç yapıyorsunuz. Devamında ise karakterlerin psikolojik gelgitleri ve ülkenin ahlaki yönden çöküşü okumayı daha akıcı hale getiriyor. Mekan tasvirleri o kadar detaylı anlatılmış ki gözünüzde canlanmaması imkansız duruma gelmiş. Kimin kiminle olduğu sürekli değişen ve dejenere olmuş ilişkilerin yansıtıldığı bir eser. Kadınların basitliği ve hırsları, erkeklerin midesizliği ve onursuzluğu okurken biraz yorsa da bu tarz ilişkilerin dünyanın her yerinde farklı zamanlarda farklı şekillerde yaşandığını bildiğiniz için daha çok nedenleri ile ilgilenmeye başlıyorsunuz. Görmek istediği saygıya erişmek için kendini Paris’in idolü haline getiren narsist bir karakter Nana. Saygıyı normal bir yaşamla elde edemeyeceği için kadınlığını ve güzelliğini kullanarak tüm erkekleri hatta kadınları da pervanesi yapan en alt kademeden en üst kademeye kadar çıkış sağlayan ama doyumsuzluğu yüzünden mutlu kalamayan biri. Geçmişteki ezilmişliklerinden doğan hırsıyla her erkeğin şu ya da bu sebeple yok olmasına sebep olarak hayatına devam etmesi ve bundan dolayı da hiçbir pişmanlık hissetmemesi okurken sinirlerinizi zorluyor. Bir tek Nana’nın değil diğer
NanaEmile Zola · İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,5bin okunma
10/10
·533 syf.·
2017 20. kitabı
İnsanoğlu düzenli bir yaşam sürerse saygı görmekte. Peki, düzensiz bir yaşam sürerse, iffetli dahi olsa da saygıyı hak etmez mi? Erdem dediğimiz olgu, insanın yaşam tarzıyla sınırlı olabilir mi? Değer yargısı ve düzgün bir hayat sürme inancı, kişiden kişiye farklılık gösteren bir yaşam biçimidir. İnsanoğlunun tek gayesi, melekler kadar saf ve temiz olarak gözünü açtığı bu fani dünyadan, Allah'ın rızasını kazanmış olarak ve yine tertemiz olarak veda etmek değil midir? İnsan bazen hatalı seçimleri yüzünden, istemese de yanlış yollara sapabiliyor. Ne kadar vahim bir durum. Hatalı seçimlerimizin kurbanı olmak ve onları bir ilmek gibi, ölesiye dek boynumuzda taşımak. Biliyor musunuz, aslında hiç birimiz günahsız değiliz! Ama insan olarak, önem verdiğimiz bazı değerlerimiz vardır ki, onlardan biri de " Namus " kavramıdır. Evet, namus öyle iffetli ve öyle erdemli bir terimdir ki, kolay kolay ayaklar altında çiğnenmesine seyirci kalamayacağımız bir hasletimizdir. Özellikle biz kadınlar için, namus kavramı daha bir önem arz eder. Çünkü, fıtratımızdan gelen bir özelliğe sahibizdir ki, o da " Anne " olabilme kimliğine sahipliğimizdendir. Ne yazık ki biz kadınlar, iffetli olanları tenzih ederim ki, karşı cinsin üzerinde etkili olan, dişiliğimizi kullanarak kendimizle birlikte, karşı cinsi de günaha sürükleyebiliyoruz. En kolayıdır bir kadın için, bedenini satarak, para uğruna kendini güvenceye almak istemesi. Peki ya sonrası? Anlık geçici zevklerden sonra, insan ruhunun üzerinde bıraktığı, tamiri olunamaz hasarların yol açtığı yıkım. Bunları idrak edemez mi, insan? Ama kadına en büyük kötülüğü, yine bir kadın yapar, değerli okurlar. Sakın şaşırmayın! Ben de bir kadın ve bir anne olarak dile getiriyorum bu varsayımımı. Çünkü, biraz ağır olacak ama öyle arsız ve bencil
Din
NanaEmile Zola · İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,5bin okunma

Yazar Hakkında

Emile ZolaYazar · 56 kitap
Émile François Zola (2 Nisan 1840 – 29 Eylül 1902), Fransada natüralizm akımının öncüsü olan ünlü bir yazardır. Zolanın edebiyat dışındaki şöhreti ise, Dreyfus Davasında takındığı aydın tavrından kaynaklanmaktadır. 1897 yılında Fransız ordusunda Yahudi olması nedeniyle askeri yargının duyarsızlığına kurban giden yüzbaşı Dreyfus’u hükümetin bütün baskılarına rağmen savunan ve Fransa devlet başkanına hitaben “İtham Ediyorum” makalesini yayınlayan Zola, baskılardan dolayı Fransayı terkedip bir süre Londrada yaşamak zorunda kaldı. Çabaları sonucunda Dreyfus Davasının yeniden görülüp adaletin yerini bulması sonucu yurduna döndü. Émile Zola, 1902 sonbaharında,kaldığı otelin yatak odasında duman zehirlenmesinden öldü. “Nana”, “Germinal” ve “Meyhane” en tanınmış romanlarıdır.Tüm romanlarında,doğal ve gerçekçi bir tarzla,hayatın zorluklarından bahsedilir.Örneğin Nana adlı romanda yokluktan dolayı batağa sürüklenen bir genç kızın dramı,büyük bir gerçekçilik ve dramla anlatılır.