Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·443 syf.··
2020 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2020 14:59
Karantina günlerinde daha da sıkılmamı sağladığın için teşekkür ederim sana Emile Zola! Kim fahişeydi, kim dosttu, kim sevgiliydi, kim metresti; kısacası kimin eli kimin cebindeydi belli değildi:( Gerçekçi olacağım derken, adamların sahneye çıkacak Venüs karakterini yani Nana’yı beklerkenki sıkıcılığı tamamiyle gözler önüne serilmiş. Hele o kadınlar o kadınlar yok mu? Onlar nasıl kadınlar ki kocaları açık açık Nana için kapıda kuyruk oluştururken kendileri sadece izlemek ile kaldılar, tamamen meraklarından! Peki ya sen Nana sen yaşadıkların kolay değildi fakat bu şekilde yaşamak da zorunda değildin! Of kısacası ben sevmedim bu kitabı. Klasik severler linçlerinize hazırım, bekliyorum:) İyi günler...
NanaEmile Zola · Alfa Yayıncılık · 20045,5bin okunma
6/10
·443 syf.··
Beğendi
·
2020 65. kitabı
Emile Zola nın başyapıt sayılan eserlerinden Bildiğiniz üzere kendisi Natüralizmşn kurucusu Ve edebiyattaki en önemli temsilcisi. Ama nedense ben pek natüralist eserleri sevemedim. Kuru Ve yavan geliyor nedense İyi okumalar Varolun...
Edebiyat
NanaEmile Zola · Alfa Yayıncılık · 20045,5bin okunma
8/10
·443 syf.··
Beğendi
·
2019 1. kitabı
(Spoiler) öncelikle kitabın başında sıradan bir kadının hayatını anlattığını düşünmüştüm biraz sıkıcı gelmişti ama aslında yazar bir kadın üzerinden toplumu, aileyi ve bireyi eleştiriyordu. Ahlakın nasıl çöktüğünü bir fahişe üzerinden anlatıyor. Kitapta en dindar adamın bile nasıl ahlaksızlık batağına düştüğünü. Hikayede namuslu olarak anlatılan kadınlarında bundan nasıl payını aldıklarını ve toplum artık çöküşünün tamamlandığını gösteriyor. Evli kadınların eşleri için çabalamadıklarını erkelerinde kadınlarının da onlara verebilecekleri şeyleri fahişelerden beklemesi. Ama beni en çok etkileyen kadınların aşk için her şeyi göze alabilmelerini çok güzel anlatmış. Nana bütün lüksten şöhretten aşkı için vazgeçiyor ve namuslu bir kadın olmaya karar veriyor ve bunu gerçekten başarıyor sevdiğinden kötü sözlere hatta dayağa bile katlanıyo. Burda biz kadınların ne kadar aptal olduğunu gözler önüne seriyor değmeyen adamlar için ne kadar şeye katlanıyoruz ve yeri geldiğinde dünyanın taptığı kadar güzel bile olsan o adam başka bir kadına gidiyor. Ve tabiki kitap yine bir kadının en büyük düşmanı bir kadındır en iyi dostuda yine bir kadındır felsefesine değinmeden de geçmiyor
NanaEmile Zola · Alfa Yayıncılık · 20045,5bin okunma
Puan vermedi·443 syf.··
2020 34. kitabı
emile zola'nın nereden tutulsa insanın elinde kalan romanı. arkadaş insan bir kitabı yazarken bütün kurallara karşı gelebilir mi? ne bir tema var kitapta ne de bir konu. okuyup da bitirdikten sonra insanın kafasında "ee ben ne okudum şimdi amk?" düşüncesinden başka hiçbir şey belirmiyor. hadi tamam, natüralistsin, iyisin, güzelsin, hoşsun, bir manifesto olarak böyle bir kitap yazayım demişsin de bir kitap insana hiç mi bir şey vermez sorusunun cevabı bu olmamalıydı bence. benim biraz biçimle ilgili sıkıntım var nana'yı düşününce. bir romanı okurken insan kuramsal olmadığının farkındaysa, bir düğüm bekliyor ki açılsın. hani roman yazmaya giriş 101 kuralıdır bu da. düğüm koyacaksın, okuyucuyu itekleyeceksin ki kitap ilerlesin, insan şevkle okusun bitirsin, bitirdiğinde "lan adam ne güzel kurmuş ha," desin. nana'da sahne sahne gidiyor tüm kitap ve bir sahneyi çıkarsan, başka bir sahne eklesen hiçbir şey fark etmez gibi hissediyor insan. tamam bazı yerlerde şahane anlatımlar, tasvirler olabilir; lütfedip koymuş sevgili zola, ama insan bir kitaptan daha fazlasını bekliyor. kitabı bitireceğim diye içim çürüdü amk. nana'ysa nana, ben de yazarım nana'nın alasını! nana bittikten sonra dumas fils'in kamelyalı kadın'ını okumaya başladım. ulan, fahişelikse fahişelik; paris'se paris; pompaysa pompa; dumas fils'in boynuna sarılıp ellerinden öpmek istiyorum. nana'da benden esirgenen edebi zevki, çözümlemeleri olabildiğince sade bir dille ve hoş tespitlerle yumuşak bir şekilde anlatması yok mu! biliyorum ayrı dünyaların insanlarısınız zola ve dumas fils ama bu kapışmayı dumas fils alır. zola'yı bulsam bir kaşık suda boğacağım 444 sayfa boyunca bana okunacak doğru düzgün bir hikaye, doğru düzgün bir karakter vermediği için. ayıptır ya!
NanaEmile Zola · Alfa Yayıncılık · 20045,5bin okunma
10/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2024 97. kitabı
Emile Zola / Nana On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında ülkenin değişikliklere uğramasına sebep olan konulara değindiği yirmi kitaptan oluşan Rougon-Macquartlar serisinin dokuzuncu kitabı #Nana . Kitapları bağımsız okunabilecek konular içerse de ailenin fertleri üzerinden ilerlediği için bence sıralı okumak o dönemi ve karakterleri anlamak adına daha iyi olacaktır. Mesela serinin yedinci kitabı olan Meyhane’de Nana’nın doğumuna ve çocukluğuna eşlik etmek şu anda geldiği durumu anlamanıza katkı sağlayacaktır. İlk dört bölümde ülkenin sosyolojik durumuna ayna tutuyor. Karakterlerin çokluğu yüzünden okuma hızınızı düşüren yorucu bir başlangıç yapıyorsunuz. Devamında ise karakterlerin psikolojik gelgitleri ve ülkenin ahlaki yönden çöküşü okumayı daha akıcı hale getiriyor. Mekan tasvirleri o kadar detaylı anlatılmış ki gözünüzde canlanmaması imkansız duruma gelmiş. Kimin kiminle olduğu sürekli değişen ve dejenere olmuş ilişkilerin yansıtıldığı bir eser. Kadınların basitliği ve hırsları, erkeklerin midesizliği ve onursuzluğu okurken biraz yorsa da bu tarz ilişkilerin dünyanın her yerinde farklı zamanlarda farklı şekillerde yaşandığını bildiğiniz için daha çok nedenleri ile ilgilenmeye başlıyorsunuz. Görmek istediği saygıya erişmek için kendini Paris’in idolü haline getiren narsist bir karakter Nana. Saygıyı normal bir yaşamla elde edemeyeceği için kadınlığını ve güzelliğini kullanarak tüm erkekleri hatta kadınları da pervanesi yapan en alt kademeden en üst kademeye kadar çıkış sağlayan ama doyumsuzluğu yüzünden mutlu kalamayan biri. Geçmişteki ezilmişliklerinden doğan hırsıyla her erkeğin şu ya da bu sebeple yok olmasına sebep olarak hayatına devam etmesi ve bundan dolayı da hiçbir pişmanlık hissetmemesi okurken sinirlerinizi zorluyor. Bir tek Nana’nın değil diğer
NanaEmile Zola · İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,5bin okunma
10/10
·533 syf.·
2017 20. kitabı
İnsanoğlu düzenli bir yaşam sürerse saygı görmekte. Peki, düzensiz bir yaşam sürerse, iffetli dahi olsa da saygıyı hak etmez mi? Erdem dediğimiz olgu, insanın yaşam tarzıyla sınırlı olabilir mi? Değer yargısı ve düzgün bir hayat sürme inancı, kişiden kişiye farklılık gösteren bir yaşam biçimidir. İnsanoğlunun tek gayesi, melekler kadar saf ve temiz olarak gözünü açtığı bu fani dünyadan, Allah'ın rızasını kazanmış olarak ve yine tertemiz olarak veda etmek değil midir? İnsan bazen hatalı seçimleri yüzünden, istemese de yanlış yollara sapabiliyor. Ne kadar vahim bir durum. Hatalı seçimlerimizin kurbanı olmak ve onları bir ilmek gibi, ölesiye dek boynumuzda taşımak. Biliyor musunuz, aslında hiç birimiz günahsız değiliz! Ama insan olarak, önem verdiğimiz bazı değerlerimiz vardır ki, onlardan biri de " Namus " kavramıdır. Evet, namus öyle iffetli ve öyle erdemli bir terimdir ki, kolay kolay ayaklar altında çiğnenmesine seyirci kalamayacağımız bir hasletimizdir. Özellikle biz kadınlar için, namus kavramı daha bir önem arz eder. Çünkü, fıtratımızdan gelen bir özelliğe sahibizdir ki, o da " Anne " olabilme kimliğine sahipliğimizdendir. Ne yazık ki biz kadınlar, iffetli olanları tenzih ederim ki, karşı cinsin üzerinde etkili olan, dişiliğimizi kullanarak kendimizle birlikte, karşı cinsi de günaha sürükleyebiliyoruz. En kolayıdır bir kadın için, bedenini satarak, para uğruna kendini güvenceye almak istemesi. Peki ya sonrası? Anlık geçici zevklerden sonra, insan ruhunun üzerinde bıraktığı, tamiri olunamaz hasarların yol açtığı yıkım. Bunları idrak edemez mi, insan? Ama kadına en büyük kötülüğü, yine bir kadın yapar, değerli okurlar. Sakın şaşırmayın! Ben de bir kadın ve bir anne olarak dile getiriyorum bu varsayımımı. Çünkü, biraz ağır olacak ama öyle arsız ve bencil
Din
NanaEmile Zola · İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,5bin okunma
7/10
·480 syf.··
2023 19. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2023 21:28
Naturalizm akımının öncüsü olan fransız yazar Emile Zola” nın Nana adlı eseri yirmi kitaplık yayınlanan “Raugon Macquartlar” serisinin dokuzuncu kitabıdır. Daha önce yayınlanan yedinci kitabı olan Meyhane adlı eserinin devamı niteliğindedir. Yazar 18. Yüzyıl sonundaki ikinci imparatorluk dönemine tekabül eden ve o dönem aristokrasisi ve brujuvazisinin yozlaşmışlığını nana adlı bir hayat kadınının eliyle aktarmaktadır. Yürüyen felaket olarak adlandırılan nana, tabiri caizse dokunduğunu ve hayatına girdiği herkesi yok edip felaketine sebep olmaktadır. Ama yinede kendini dindar ve iyi yürekli bir kız olarak tabir etmektedir nedense. O dönem saygın aristokratların ve soylu kadınlarının ikiyüzlülüğünü taktıkları maskeler altında görünmeyen çürümüşlüklerini ve yozlaşmalarını sade ve olağanüstü tasvirleriyle aktarmayı iyi başarmıştır. Yazıldığı dönemde tutucu kesim tarafından çok fazla eleştirilmiş ve tepki almıştır. Edebi dilini ve kalitesini beğendiğim yazarın bu kitabını çokta severek okudum diyemem. Yer yer sıkıldım ve nana karakterine de çok kızdım. Ahh nana ahhh…. Sen nasıl doyumsuz ve tehlikeli bir kadınsın. Ama bu iyi bir eser olmadığı anlamına gelmez. Yine de okunmayı hak ediyo
NanaEmile Zola · İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,5bin okunma
8/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2019 37. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2019 20:38
Emile Zola'nın yazdığı Rougon-Macquart serisinin 9 no'lu kitabı. Aynı zamanda Zola'nın hem ülkemizde hem de dünyada en tanınmış romanı. Yazar bu kitabında bizi Antoine Macquart'ın kızı Gervais'ten olma torunu, Nana'nın Paris'teki yaşantısına götürüyor. Nana'nın çok sıkıntılar içinde geçen çocukluğu, ergenliğe geçişi ve ilk genç kızlık yılları, serinin 7 no'lu kitabı olan ''Meyhane''de anlatıldığından dolayı burada yetişkinlik dönemi bizlere aktarılıyor. Nana'nın Paris'teki en dip ile en üst kademe arasında inişli çıkışlı olarak değişen ilginç ve bir o kadar da dramatik hayat hikayesi bize anlatılıyor. Bu inişler ve çıkışlar arasında tek değişmeyen şey ise Nana'nın her zaman vücudunu kullanmasıdır. Öyle ki en çok izlenen tiyatro oyuncusuyken bile halk, onun oyunculuğu ile değil de, sadece çıplak vücudu ile ilgilenmektedir. Zaten bozulmuş ve iyiden iyiye ahlak çöküntüsü içerisine girmiş olan dönemin Paris'indeki yaşantıda Nana'da hayata ayak uydurur ve vücudunu kullanma işini başarıyla yapar. Adeta bir erkek öğütme makinesine dönüşür ve deyim yerindeyse bir nemfomanyak haline gelir. Yazar burada her ne kadar Paris'in çöküntü içerisindeki ahlakını eleştirir gibi görünse de özellikle kadın erkek ilişkisi konularında da çok doğru mesajlar vermektedir. Örnek vermek gerekirse karşılıklı olmayan sevgilerde, gerçek sevenin her zaman kaybedeceği ve bu kaybın sadece sevgiliyle sınırlı kalmayacağı , maddi kayıplar, çekilen fiziksel ve ruhsal eziyetlerin yanında en önemli kaybın ise kişilik yitirilmesi olduğunun vurgulanması mesajı gibi. Örnekler sayfalar dolusu çoğaltılabilir ama spoilere gireceğinden dolayı burada yazmanın doğru olmayacağı kanaatindeyim. Zaten bunlardan birkaçını da alıntılar yoluyla paylaşmıştım. Kitabın baş tarafı özellikle de ilk üçte birlik
NanaEmile Zola · İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,5bin okunma
7/10
·445 syf.··
Beğendi
·
2024 126. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Ekim 2024 14:33
NANA-EMİLE ZOLA- 444 sayfa Meyhane kitabının devamı olan Nana’da bu sefer Nana’nın hayatını okuyoruz. Meyhane kitabını kısaca hatırlayalım: Meyhane, sevgilisi Lantier ile birlikte Paris’in kenar mahallelerinden birine yerleşen ve bir çamaşırhanede çalışmaya başlayan iki çocuklu Jervez’in hikâyesini anlatır. Hırsı ve çalışkanlığı ile sıfırdan zirveye çıkan ve bu baş döndürücü hayatın rehavetine kapılan Jervez’in hazin sonu ve onun yolundan giden kızı Nana…Şu an kayıplarda olan Nana devam kitabında bakalım bize nasıl bir yaşam sunacak ?… Evet Nana karşımıza bir tiyatro oyuncusu olarak çıkıyor.Ama aynı zamanda da bir hayat kadını.Biri tutumlu bir tacir, diğeri de Romanyalı sahte bir kont para karşılığında Nana’nın bedenine sahip oluyorlardı.Tabi bu arada Nana’nın on altı yaşındayken hayata getirdiği ve bir sütanneye verdiği oğlu Lui vardı. Çılgınlığa vuran dünyevi zevkleri ,kendisini tanrıça gibi görmesi,arzuları ve ahlaksızlığı ile kendisinin ve çevresindeki erkeklerin hayatını mahveden bir kadının hayat hikayesi.Yoksulluktan zirveye çıkıp,etrafındaki tüm erkekleri kendisine aşık edip,dibe vuran bir hayat… Herkesle yatan , bazısının servetini yiyip bitiren, diğerlerinin canına kıyan ve bir sürü insanı kedere boğan pis bir kız… Emile Zola bu kitabında etrafındaki her yaşama âdeta felaketi getiren Nana adındaki bir hayat kadınının eliyle aristokrasinin ve burjuvazinin maskesini düşürür; maskenin altında beliren çürümüşlüğü, ikiyüzlülüğü gerçeklikten hiç taviz vermeden,açık yüreklilikle anlatır. Nana çok fazla kabiliyeti olmasa da güzelliği ile etrafını büyüleyen bir kadın olması nedeniyle tiyatro oyuncusu olarak başladığı hayatı fahişelik yaparak son bulur.Yaşamı boyunca para konusunu kafasına takmadan,aşıklarının önüne döktüğü para ile tabiri caizse har vurup
NanaEmile Zola · Olympia Yayınları · 20165,5bin okunma
8/10
·512 syf.··
2024 1. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2024 01:44
Para, şan, şöhret... Bunlar için neler yapılabilir? Bir insan bunlar için sevmediği bir şeyi yapabilir mi? Sevmediği insanlarla beraber olabilir mi? En önemlisi bir insan dünyevi zevkleri için kendini ve onurunu ne kadar hiçe sayabilir? Sanırım bu kitapta bunların hepsinin cevabı bulunabilir. Emile Zola ile ilk en ünlü eserlerinden biri olan Nana ile tanıştım. Sizi bilmem ama kitap bana biraz sert geldi. Aslında bize bazı gerçekleri anlatmaya çalışıyor gibiydi. Gerçeklikten kastım soylu insanların (ya da öyle görünen) maskelerinin altında nasıl bir iğrençlik yattığını başından sonuna kadar okuyoruz. Nana para karşılığında kendini satan bir kişi. Ses tonunun çirkin olmasına ve iyi oynamamasına rağmen tiyatroların vazgeçilmezidir. Çünkü Nana bütün Paris' i (özellikle erkekleri) etkisi altına alabilecek bir güzelliğe sahip. Kitap boyunca bu güzelliğinin farkında olan Nana' nın vücudunu kullanarak soylu erkekleri etkisi altına alıp paralarını nasıl yediğini okuyoruz. İtiraf ediyorum Nana' nın böyle bir karaktere sahip olması bana baya itici geldi. Özellikle sonlarına doğru berbat bir hâl aldı. O yüzden kitabı sindirerek okudum. Tabi burda itici olan sadece Nana değil. Soylu sayılan insanlar ve maskelerinin altında yaptıkları şeyler de yeterince iticiydi. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Böyle söylediğime bakmayın kitabı beğendim çünkü itici gelmesine rağmen sizi içine çeken bir olay örgüsü var. Emile Zola öyle güzel ve akıcı anlatmış ki okurken kitabın içine çekilmemek mümkün değil. Başlarda biraz sıkıcı gelebilir. Kendinizi ne anlatıyo bu derken bulabilirsiniz. Hatta isimler ve isimlerin bu kadar çok olması kafanızı karıştırabilir. Lütfen bu sebepler yüzünden yarım bırakmayın. Bir süre sonra her şey kafanızda oturacak. İnsanların bütün iğrençliğine rağmen kitabı
NanaEmile Zola · İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,5bin okunma

Yazar Hakkında

Emile ZolaYazar · 56 kitap
Émile François Zola (2 Nisan 1840 – 29 Eylül 1902), Fransada natüralizm akımının öncüsü olan ünlü bir yazardır. Zolanın edebiyat dışındaki şöhreti ise, Dreyfus Davasında takındığı aydın tavrından kaynaklanmaktadır. 1897 yılında Fransız ordusunda Yahudi olması nedeniyle askeri yargının duyarsızlığına kurban giden yüzbaşı Dreyfus’u hükümetin bütün baskılarına rağmen savunan ve Fransa devlet başkanına hitaben “İtham Ediyorum” makalesini yayınlayan Zola, baskılardan dolayı Fransayı terkedip bir süre Londrada yaşamak zorunda kaldı. Çabaları sonucunda Dreyfus Davasının yeniden görülüp adaletin yerini bulması sonucu yurduna döndü. Émile Zola, 1902 sonbaharında,kaldığı otelin yatak odasında duman zehirlenmesinden öldü. “Nana”, “Germinal” ve “Meyhane” en tanınmış romanlarıdır.Tüm romanlarında,doğal ve gerçekçi bir tarzla,hayatın zorluklarından bahsedilir.Örneğin Nana adlı romanda yokluktan dolayı batağa sürüklenen bir genç kızın dramı,büyük bir gerçekçilik ve dramla anlatılır.